Cyprus Today sol
  • 27 Şubat 2018, Salı 8:15
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Bıçak kemiğe dayanınca…

Sahi ama bir kez daha sormak gerekmez mi?... Bizler gerçek can yakıcı gündemin ne kadar içindeyiz ey dostlar?
   El cevap: İçinde olmayı bırakınız, kıyısında bile değiliz o gerçek yakıcı gündemin… Acı gerçeğimiz maalesef bu…
   Geçen haftaya bir bakalım: Bizler Bertan Bey’in askerlik meselesi, Zeki Çeler bakanımızın renkli çorapları,

Zorlu Töre’nin Afrin’e sefer hazırlığı, mahkeme koridorlarının cazibesi, Türkiyeli ve Kıbrıslı ailelerden doğma çocukların Kıbrıs Cumhuriyeti kimliği alıp alamayacağı, bakanlarımızın dur durak bilmeyen anlamsız nezaket kabulleri, bin bir türlü sosyal medya dedikodusu türünden entipüften olaylarla ilgilenirken, çevremizdeki son derece ciddi olayların bilinmezliklere doğru gelişmesi berdevam oldu…
    “Zeytin Dalı” kod adlı askeri operasyon Suriye topraklarında en kritik aşamasına girerken, Türkiye Ege’de ve Doğu Akdeniz’de yayılmacı Hellenik şımarıklıklar nedeniyle yeni savaşların eşiğine getirildi…
   Çipras -  Anastasiadis ikilisi “Türkiye oralarda meşgulken biz oldubittilerimizi yürürlüğe koyalım” hevesine kapıldı. Ama sert kayalara çarparak hevesleri kursaklarında kaldı…
   Anastasiadis Rejimi’nin Mağusa önlerindeki üçüncü parsel serüveni, Kıbrıs sorunu labirentindeki Türk haklarının gözetmenliğini garantör ülke olarak üstlenen Türkiye’nin tepesini iyice attırdı… Ve de haklı olarak attırdı…
   Bölgedeki Navtex’in süresini gerekli deniz gücünü oraya yığarak bir 6 ay daha uzatan Türkiye, “Üçüncü parselde sondaj çalışmalarında ısrar edilirse hiç duraksamam vururum” anlamına gelen açıklamalar yaptı…
   *          *             *
   Şimdi burada durup bazı anımsamalarda bulunalım. Üç yıl kadar önce liderler Mustafa Akıncı ile Nikos Anastasiadis arasında görüşmeler başlarken önemli bir konsensüsün altı çizilmişti. Bu önemli konsensüs, siyasal soruna çözüm arama görüşmeleri sürerken sondajların durdurulacağına dairdi…
   O günlerde çok ciddi bir ekonomik krizin içinde olan ve mantığına uygun siyasal bir çözümde umut da gören Rum tarafı, bu konsensüse başlangıçta bağlı gibi göründü… Ne var ki, görüşmeler ilerledikçe ve ekonomik dar boğaz aşıldıkça, Rum tarafı fıtratında var olan ahde vefasızlığını bir kez daha gösterdi…
   Sondaj faaliyetlerini çok hince bir taktikle parsel parsel yürütmeye başladılar. Olayın hinliği şurada ki, her parsel bir başka ülkenin şirketine ihale edilerek, Türk tarafına karşı çok uluslu bir “münhasır bölgeler ittifakı” oluşturuldu…
   Ve tabii ki sıra en kritik bölgedeki üçüncü parsele gelince artık kızılca kıyamet koptu… Buradaki ihale İtalyan ENI Şirketiyle yapılmıştı…
   Bizim yetkililer her fırsatta parsellerin tamamında Türklerin hakkının bulunduğunu açıklamış olsalar da, burnumuzun dibindeki üçüncü parsele ilişkin tepkilerini bir başka gösterdiler. Bu tepkiler artık bıçağın kemiğe dayandığının göstergesiydi.
   *          *             *
   Sondaj parselleri serüveninin yeni aktörü konumuna gelen İtalya son derece haklı gerekçeleri olan Türk tepkilerine doğrusu duyarsızlık göstermedi… Kamuoyumuz tarafından ancak üç gün sonra öğrenilebildi ki, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay İtalya’ya uçarak oradaki yetkililerle görüştü… Bir anlamda onları Kıbrıs sorununun bu duyarlı meselesi hakkında aydınlattı…
   Sadece KKTC Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ının bilgili olduğu bu gizli İtalya seyahatinin kurgulanması da çok ilginç. Krizi aşabilmek adına Ankara ile temasa geçen İtalya’ya oradan verilen net mesaj şu idi: “Muhatabınız biz değil, hakları yenmekte olan Kıbrıs Türk halkıdır.”
   Özersay’ın o apar topar gizli Roma ziyareti ve bu ziyaret gerçekleşirken İtalyan ENI Şirketi’nin üçüncü parseldeki sondaj tesislerini, Anastasiadis’in dünyaya yaptığı acil destek çağrılarına karşın sökmeye başlaması, Türkiye’nin mesajının doğru olarak algılandığının göstergesidir… 
   Eğer her parselde Türklerin hakkı varsa, elbette ki bu gerçeğin gerekleri hiç tereddütsüz yerine getirilmeli… Üçüncünün dışındaki diğer parseller için de benzeri sert kararlılıklar içine girilmeli artık...
   1963 Aralık ayından beridir Kıbrıs’ta boyuna çalınan Türk haklarının mutlak surette korunacağına dair bir algı yaratılabilirse, sanırım bu durum, kronikleşen Kıbrıs sorununun çözümüne de yansımış olur...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek