Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

20.04.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Bir cinayetin anatomisi...

Ortalık yeni bir kadın cinayetiyle sarsıldı bir kez daha...

Her gün şok yaratan olaylar…Neler oluyor bu güzel ülkemizde böyle?.. Bu ülke ki, huzuru ve sevgiyi bulmak için koşup geldikleri yerdir…

Genç eşini Gazimağusa’da tartıştıkları kafeteryanın önünde 6 acımasız bıçak darbesiyle alenen öldürmekten tutuklanan ve zaten göğsüne indirdiği bıçaktan kendisi de ölümcül yaralı olan adamın psikolojisi neydi?..

Onun “Facebook”daki paylaşımlarına bakıyoruz bunu anlayabilmek için... Ve ürperiyoruz…

Adam sayfasında tam bir Dostoyevski atmosferi yaratmış hunhar cinayetin duyulmasından önce... Sanki “Suç ve Ceza”yı okuyoruz bir kez daha… Suçu, cinayeti haklı göstermeye, buna mazeret üretmeye çırpınan rahatsız, tedirgin ve öfkeli bir ruh…

Özgür Okumuş adlı adam, Yasmin Levy'nin melankolik “La Alegria” (Sevda) şarkısını defalarca paylaşmış... Belki de alkol eşliğinde!..

Sosyal paylaşımdaki son satırlarını da şöyle yazmış: "Noktayı koyman gereken yeri bilmekti oysa adamlık. Nokta.........."

Ve artık hastalıklı düşünen beyniyle, tasarladığı o son noktayı genç eşi Burcu Okumuş’un kaderine koymaya yönelmeden önce, sevdaya dair vurucu dizeleriyle ünlenen Ümit Yaşar Oğuzcan’ın bir kadın ve aşk cinayetini anlatan “Ayten’in Sonu” adlı ünlü şiirini paylaşmış… "Ayten'i Markiz Pastanesi'nde Vurdular" diye başlayan şiirini!..

                                                               *             *             *

Aradan çok geçmeden de, herkesin gözleri önünde kan revan içinde yaşanan korkunç facia!..

Ülkemizi derinden sarsan o kadın cinayeti!...

Bıçak darbeleri seçilen şiiri çağrıştırırcasına “şimşek gibi” arka arkaya inerken, bir erkek çocuk babasız ortada kalıyor...

En fazla da ona acıyor olayı duyanlar…

Facia öncesi sosyal medyada paylaşılan o şiir bir kadın ve aşk cinayetinin mazereti olabilir mi? Asla...

“Neden asla?” derseniz, şiirler aşk, barış ve sevgi adına yazılır. Ve ille de öyle olmalı, öyle yazılmalı, öyle okunmalı, öyle düşünülmeli... Sanatın duyarlı ve şiirsel gücü insanları sevgiye, aşka ve barışa yöneltmeli…

Kine, öfkeye, nefrete, sevgisizliğe ve facialara değil..

                                                               *             *             *

İşte o cinayet öncesi sosyal medyada paylaşılan “Ayten’in Sonu” adlı şiir… Ki dizelerin sahibi Ümit Yaşar Oğuzcan şimdi hayatta olsa, bin pişman olurdu bu dizeleri tasarlayıp yazdığına:

"Ayten'i Markiz pastanesinde vurdular

Onu ben vurdum

Ayten kanlar içinde düştü yere

Bense ağlıyordum…

Şimşek gibi loşluğunda Markiz’in

Bir usturaydı ellerimde parlayan

Vurdum ve baktım dağılmış yüzüne

Dedim; o da güzeldi bir zaman

Onun da gözleri vardı, dudakları vardı

Mermerler dile gelirdi konuşunca…

Ya elleri, her zaman duygulu, serin

Başım dönerdi ellerini tutunca…

Önce bir garson gördü ikimizi

Sonra yabancı adamlar gördü, kadınlar gördü…

Ayten'i hiç ayıplamadım

O anda kim olsa ölürdü…

Renkli bir balon gibi sönüverdi

Koluna gömleğimin kanı damladı

O lekeden başka şimdi

Ayten'den eser kalmadı…

Aldılar götürdüler beni

Bu cinayetin hesabını sordular

Dedim, Ayten'i ben vurmadım

Onu Markiz pastanesinde vurdular."

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.