Cyprus Today sol
  • 14 Mart 2018, Çarşamba 8:55
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Bu filme 4 Oscar az: “Suyun Sesi”

Ne geceydi ama yine… Los Angeles'taki Dolby Tiyatrosu'nda, Jimmy Kimmel'in sunumuyla gerçekleştirilen 90’ncı Oscar Ödül Töreni'nde geleneksel kırmızı halı rüzgârından sonra canlı yayında 2018’’in Oscar kazananlarını heyecanla izledik canlı televizyon yayınlarında... O gecenin muhteşem galibi, “En İyi Film”, “En İyi Yönetmen”, “En İyi Prodüksiyon Tasarımı” ve “En İyi Film Müziği” ödüllerini kazanan “TheShape of Water” (Suyun Sesi) oldu. Ve işte bugün seçtiğim konu, bizim sinemalarımızda da gösterime sunulmasından dolayı “Suyun Sesi” filmi… 4 Oscar bu filme az. Harika oyunculuklar da Oscar’ı hak etmekteydi…
   Ta Yunan mitolojisine dek uzanan o efsanelerde anlatılan hep erkeklerin güzel denizkızlarıyla yaşadığı  ilişkidir. Oysa Oscar’ların şampiyonu olan “TheShape Of Water”  filminde o beylik efsaneler karşı köşeye yatırılıyor. Guillermodel Toro bu yepyeni başyapıtında dev bir erkek balıkla dilsiz bir kadının aşk öyküsünü getiriyor önümüze… Konuya bakar mısınız lütfen!..
   Aslında Hollywood ölçeğinde düşük sayılabilecek 20 milyon dolarlık bir bütçeyle çekilen bu film, dünya çapında gişelerde para basmaktadır. Oscar’lık başarısından sonra filme olan ilgi daha bir patlama yaptı.
   Değişik genetikteki iki canlının aşkını irdeleyen filmin öyküsü, soğuk savaşın tüm şiddetiyle yaşandığı 1962 yılında geçer. Eleştirmenlere göre aslında öykünün çıkış noktası, bir denizkızına âşık olan erkek hademenin öyküsünü anlatma fikriydi. Tüm diğer içinde denizkızlarını barındıran öykülerde olduğu gibi… Ama yönetmen

Toro’nun yaratıcılığı zamanla bu fikri gelişirdi ve filmde izlediğimiz format ortaya çıktı…
   Soğuk Savaş dönemindeki gizli bir askeri merkez filmin ana dekorunu oluşturuyor. Sinema tarihinde Soğuk Savaş dönemine ilişkin yığınla filmin adı var. Ama Guillermodel Toro’nun bu filmi, o kabarık listenin içinde oldukça özgün bir yere sahip olacak. Öyküde, askeri üste temizlikçi olarak çalışan dilsiz ve yapayalnız bir kadın vardır. Bu dilsiz genç kadının sesi, suyla ilgili o duygusal ilişkide yankılanacaktır.
   Elisa adlı kadının yaşamı Amazon halkının bir Tanrı olarak görüp tapındığı ve Amerikan ordusu tarafından ele geçirilen bir yaratığın yaşamıyla kesişecektir. O deniz yaratığı incelenmek üzere bu askeri merkeze gizlice getirilerek su içinde hapsedilmiştir... Üzerinde çeşitli deneyler yapılmaktadır… İşte dilsiz Elisa ile bu yaratık arasında başlayan aşk, filmde etkileyici bir masal atmosferinde sunuluyor.
   Baş kadın karakterin kimliği üzerinde biraz durmalıyız. El ayak çekildikten sonra akşamları askeri merkezdeki işine gelerek gün boyunca kirlenen yerleri silen ve etrafı temizleyen Elisa içine dönük, buruk bir kadındır. Dilsizliği nedeniyle insanların onu ciddiye almadıklarını, onunla iletişimden kaçındıklarını düşünmekte ve küçümseyen tepeden bakışların altında biteviye ezildiğini hissetmektedir.  Elisa’nın kapı komşusu yaşlı ressam Giles ve iş yerinde onu kollayan siyahi Zelda dışında hiç kimsesi yoktur. Elisa’nın can dostu Giles eşcinsel bir iyilik meleğidir…Berbat elma turtaları sunan komşu restorandaki parlak genç garsonun da tutkunudur!..
   Tabii ki geveze Zelda’nınve yaşlı Giles’in yaşamındaki varlıkları dilsiz Elisa’nın derin yalnızlığının çaresi değildir. O, dilsiz haline karşın kendisini içtenlikle sevebilecek, banyo küvetindeki mastürbasyon sahneleriyle yansıtılan cinsel açlığını da doyuma ulaştırabilecek bir erkeğin hayalindedir. Ve bir gün laboratuarın yerlerini paspaslarken karşısına su içindeki işte o güçlü erkek yaratık çıkar… Meraklı göz temasıyla hafiften başlayan, yumurta ikramlarıyla süren ve gittikçe güçlenen ilişki, Elisa’nın yaşamındaki bunalımlı boşluğu dolduracak duygusal ve tensel bir boyut kazanır.
   Filmin aksiyon öğeleri de bu ilişki gelişirken devreye girer. Elisa, deneyler tamamlandıktan sonra askerlerin sevdiği yaratığı ortadan kaldıracağını öğrenince, o ortamda çıkarları örtüşen bir Rus ajanının yardımıyla koskoca Amerikan devletine karşı harekete geçer. Aksiyon ve gerilimle harmanlanan suyun sesi, bir başka türlü yankılanmaya başlar ondan sonra... Ajanın, Zelda’nın ve Giles’in yardımıyla yaratığı evindeki banyo küvetine kaçıran Elisa bir yandan onunla ihtiraslı sevişmeler yaşar, bir yandan da değişik genetikteki sevgilisini denizle buluşturabilmek için yağmurlarla suyun yükseleceği günleri bekler… Ne var ki, gözünü kan bürümüş amansız bir düşman peşlerindedir.
   Aynı dili kullanmayan, aynı hayatlara sahip olmayan ve hatta genetikleri bile müthiş farklı olan bu acayip ikili, aralarında kurdukları tarifsiz bağla yaşamda kalma mücadelesi verirken aşkın destanı yeniden yazılır. Bu Guillermodel Toro başyapıtının oyuncu kadrosunda SallyHawkins, Michael Shannon, Richard Jenkins, DougJones, Michael Stuhlbarg ve Octavia Spencer’i izliyoruz. Oyunculuklar mükemmel…

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek