HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

14.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Bürokrasi…

Ülkedeki olumsuzluklara dair medyamızdaki haberlerin geneli, kamu hizmetlerimizin bozukluğundan ve laçkalığından kaynaklanmaktadır. Kamu hizmetleri çökmüştür… Buna karşın, kamu reformu gerçekleşmeyecek bir düş olarak hayallerdeki yerini korumaktadır… Bu reform beklentisi, bakalım daha ne kadar zaman hayallerdeki yerini koruyacaktır!..

Göreve başlayan her yeni hükümet mutlaka kamu reformunun gerekliliğinden söz eder… Gelgelelim, bozuk düzen bir süre sonra o hükümeti de teslim alır… Ve böylece, kamu reformu konusu hayallerdeki yerini kökleştirmeyi sürdür.

Dahası, göreve gelen her yeni hükümet, bırakınız reform yapmayı, bürokrasiyi daha bir bozar…

Bu bozuk gidişat içinde artık, bürokrasiden ve bürokrasinin konuşlandığı devlet dairelerinden memnuniyetle söz eden tek bir vatandaşa rastlanamaz oldu.

Oysa İngiliz koloni yönetiminin deneyimlerinden de geçmiş olan bu adada hâlâ İngiliz’in anısı olan şu slogan kulaktan kulağa dolaşmaktadır: “Bürokrasi vatandaşın hizmetkârıdır…”

*          *          *

40 yılda 38 hükümet gören bu ülkede her hükümet değişikliğinde bürokrasinin altı üstüne gelir.

En başarılı bürokrasi örneklerimiz devletimizin ilk kuruluş yıllarındadır. Neden mi? Çünkü o günlerin bürokrasisi, İngiliz yönetiminden gelme bir jenerasyonun elindeydi. Ve siyasete henüz popülizmin virüsü bulaşmamıştı…

Ondan sonra popülist siyaset hallerimiz geliştikçe ve de hükümetler değiştikçe İngiliz mirası o örnek bürokrasinin canına okundu…

Her değişimde bürokrasinin, yani kamu hizmetlerinin altı üstüne getirildi. Kimi durumda başlar ayak, ayaklar baş kılındı…

Seçilen bürokrasi yöneticilerinin ehliyetine değil, göğüslerindeki parti rozetlerine ve seçimlerde kent kavşaklarında parti bayrağı sallayabilme performanslarına bakıldı…

Sadece üçlü kararnamelerle değil, etkin memurların, özel sekreterlerin, şoförlerin ve hatta odacıların bile her hükümet değişikliğinde elden geçirildiği gözden uzak tutulmamalıdır.

Zaten kısıtlı olan insan kaynaklarımız acımasızca ve pervasızca harcanmaktadır…

Popülizm ve partizanlık öyle bir bürokrasi kaosu yarattı ki, İngiliz’in “halkın hizmetkârı” dediği kamu düzeni, halkın başına dert oldu.

Devletin dairelerinden ve o dairelerin emanet edildiği kişilerden şikâyetçi olmayan vatandaş kalmadı…

Devlet dairelerine işi düşenler, başlarına gelecek olanların kaygısıyla,  soğuk terler dökmeye başladı…

İyi çalışmayan, beceriksizliklerin ve laubaliliklerin kol gezdiği bir bürokrasi, içine girdiği bu laçkalığı derinleştirerek günümüze dek süre geldi.

*          *          *

Biz yine de ısrar ve inatla vurgulamak durumundayız ki, kamu reformu hayalhanelerden çıkarılıp mutlaka uygulamaya konulmalı… Gerekli acil önlemler eğer bir kamu reformuyla alınamazsa, laçkalık her geçen gün bürokrasi skandallarına yeni halkalar eklemekte berdevam olacaktır.

Bu ülkede her konuda reformdan söz edilir ama en öncelikli reform, kamu reformudur. Çünkü daha sonra gerçekleştirilmesi beklenen reformlar da reforme edilecek olan o kamu görevlilerinin ellerine emanet edilecektir. Reformların emanet edileceği eller ehil olmalıdır…

Bürokrasi, devletin ta kendisidir. Vatandaşa ve ülkeye karşı yükümlülüklerini yerine getiremeyen bir bürokrasi, halkı devletinden de, siyasetçisinden de soğutur…

Bakın, 40 yılda 38 hükümet gördük… Hükümetlerin başarısız olmasının ve iktidarda bir türlü tutunamamasının temel nedeni, kaliteli ve verimli çalışmayan, her gün biraz daha fazla bozulan şu bürokrasidir.

Hükümet edenler, kendi elleriyle yarattıkları kamu kaosunun kurbanı olmaktadırlar. Kamu reformu, hükümetlerin bu kaderinin değiştirilmesi için de gereklidir…

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.