Cyprus Today sol
  • 29 Eylül 2017, Cuma 12:39
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Çağatay demokrasiyi öyle bir savundu ki…

Yakın tarihimizde saygın ve olumlu izlerini bırakan eski başbakanlarımızdan merhum Mustafa Çağatay’ın eşi kıdemli eğitimci Tuncay Hanım’la gerek karşılaşmalarımızda, gerekse telefonda uzun, içerikli ve doyumsuz sohbetlerimiz olur. Hem geçmiş günleri anarız, hem nice anının yorumunu yaparız ve hem de geçmişle bugünü karşılaştırarak güncele dair değerlendirmelerimizi paylaşırız…
Tuncay Hanım, eşi ve dolayısıyla en yakını olan Çağatay Başbakanımızın mutluluklarına, acılarına, emeklerine ve anılarına gönül arkadaşlığı yapmış bir değerimiz. Ta Limasol günlerinden başlayarak Çağatay’ın o hazin ve trajik ölümüne dek süren beraberlikte öylesine anılar yaşanmış ki, bunları acılı belleğine sığdırmakta artık zorlanıyor… Çünkü belleğindeki her anıya zaman geçtikçe yepyeni anlamlar yüklemekte…
Bu anıların ne kendisi, ne de eşi tarafından kaleme alınmamış olması Tuncay Hanım’ı çok üzen bir keyfiyettir. Ve her konuştuğumuzda onun bu üzüntüsüne ben de ortaklık ederim… “Âlem unutur, kalem unutmaz” gerçeğine keşke önem verselerdi diye düşünürüm Tuncay Hanım’ı dinledikçe… Çünkü onların yaşadıkları toplumsal tarihimizin ta kendisidir…
Limasol Türklerinin büyük bölümü, 1974 savaşında Türk bölgesinin düşmesinden sonra yakınlardaki İngiliz Ağrotur Askeri Üssüne sığınır. İlkel çadırların içinde aylar boyu çile çekilir... İngilizler kendi vatanlarında bu insanlara “mülteci” muamelesi yapmaktadır.  İşte bu mültecilik günlerinde hukukçu bir devlet adamı olarak Mustafa Çağatay Ziya Rızkı ile birlikte o çetin ve acılı ortamın yönetim sorumluluğunu üstlenir ve “mülteci” Türklerin tümünü Kuzey Kıbrıs’a gönderdikten sonra orayı terk eden son kişi olur. Çok önceden Kuzey Kıbrıs’a giderek milletvekilliği görevini orada yapma şansına sahip olmasına karşın, insanlara ve halkına olan sevgisi onu Ağrotur mülteci kampının zor koşulları içinde özveriyle tutmuştur.
Tuncay Hanım, başlı başına önemli bir tarih kesiti olan o günlerin Çağatay tarafından güncesinin tutulmamasına da son derece üzülmektedir. Mustafa Çağatay’ın bu ketumluğu nereden geliyordu? Karakterinden mi, yoksa TMT adına içtiği ant dan mı? Bilinmez…
   *          *             *
Son konuşmamız sırasında kimsenin bilmediği önemli sırları da açıkladı bana Tuncay Hanım… Türkiye’deki 12 Eylül ihtilalinden sonra ihtilalin başkomutanı Kenan Evren’in Kuzey Kıbrıs’ta da bir askeri darbe planladığını eşi Çağatay’dan dinlemiş… Evren Paşa Kıbrıs’ta da işlerin iyi gitmediğini düşünmekteymiş… Sivil idareyi askıya almayı ve kendisine bağlı askeri bir valinin başkanlığındaki otoriter yönetimle işleri yoluna koymayı tasarlamaktaymış… Ama nazik, soğukkanlı ve demokratik itirazıyla karşısında Kıbrıs’ın hukukçu başbakanını bulur. Bu genç başbakan demokrasiyi öyle bir savunur ki…  Kıbrıs’ta demokrasinin rafa kaldırılmasının yaratacağı iç ve dış olumsuz etkileri Evren Paşa’ya çok iyi izah etmeyi başarır… Her türlü riski göze alarak demokrasinin bekçiliğini yapar ve Evren Paşa’yı o tasarısından vaz geçirir…
   *          *             *
Zamanın TC Dışişleri Bakanı İlter Türkmen’le Başbakan Çağatay arasındaki bir telefon konuşmasını da çok iyi anımsıyor Tuncay Hanım…  O telefon konuşması gece vakti kendi evlerinde cereyan eder… Türkmen kim bilir kendisine ne demiş, ya da kendisinden ne istemiş olacaktı… Çağatay’ın öfkeden yüzü kızarır… Yüzüne sinirlendiğinde gelen tikler yerleşir… Sonra da sesindeki nezaketi hiç yitirmeden şunları diyerek telefonu “tak” diye kapatır:
“Karşınızda bu ülkenin halkı tarafından seçilmiş Başbakanı var Sayın Dışişleri Bakanı. Lütfen bana bu şekilde konuşmayınız.”
Çağatay bir devlet adamıdır. Eşinin ısrarına karşın Türkmen’in kendisine ne söylediğini asla açıklamaz.
Kısa süre sonra adaya gelen İlter Türkmen’le de uygarca görüşmelerini yapar.
Bunları şimdi yazıyorum ya, rahmet istemiş maiyetinde onurla çalıştığım saygın Başbakanımız Çağatay. Işıklar içinde uyusun. 
 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık