Cyprus Today sol
  • 07 Mart 2018, Çarşamba 8:29
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Cesur bir devrimcinin erken ölümü…

Atatürk’ün Devrimci Eğitim Bakanı Reşit Galip 54 yıl önce 6 Mart 1934'te, 41 yaşında, en verimli çağındayken yaşama veda etmişti. O, "Türküm, doğruyum, çalışkanım" andını bizzat yazıp ilkokullarda okutulmasını sağlayan eğitimcidir. Kısacık ömrüne çok şeyler sığdırmış bir aydınlanmacıydı… Kemalist devrimlerin en ateşli savunucusuydu... Milli Eğitim Bakanlığı sadece 13 ay sürdü. Buna karşın Darülfünun'da üniversite reformunu başlattı ve öğretmen aylıklarının genel bütçeden ödenmesini sağladı."Deli gibi çalışıyor" ama Atatürk'e çıkışacak kadar ayarsız olan dili yüzünden de her gün işe cebinde istifa mektubuyla gidiyordu.  Onun eğitimde, Türk Ocakları’nın ve Halk Evleri’nin ülke genelinde yaygınlaştırılmasında başardıkları Atatürk devrimlerinin kökleşmesinde önemli rol oynadı.

Yaşamı incelendiğinde onun ne kadar demokrat, çağdaş, özgür ve cesur bir ruha sahip olduğunu da görürüz. 1923 Martında, hekimlik yaptığı Mersin'e Mustafa Kemal Paşa gelir. Paşa'nın huzurunda konuşma şansını yakalayınca onun gözlerinin içine bakarak şunları der:

"Muhterem Gazi, sen yalnızca bu milletin bir kahramanı değilsin. Sen bunlardan çok daha büyüksün. Bu milletin bir ferdisin. Senin birinci büyüklüğün, bu milletin bir ferdi olmakla iktifa ve iftihar etmendir. "

Herkesin yüceltme yarışına girdiği o günlerde Gazi'yi "milletin bir ferdi" sayan 30 yaşındaki bu ateşli hatip, en çok da Mustafa Kemal’in dikkatini çeker. Ona milletvekilliği önerir. Öneriyi kabul eden Reşit Galip seçime girer ve Ocak 1925’de milletvekili olur. Bir süre İstiklal Mahkemesi üyeliğinde bulunur. Türk Ocakları'nda ve Halkevleri'nde çalışır. Yine Atatürk'ün isteğiyle Serbest Fırka'ya girer. Atatürk’ün ünlü devrimci sofralarının davetlisi olur. Onu Milli Eğitim Bakanlığı’na taşıyan süreç de işte o sofrada tetiklenir…

1931 sonbaharıydı. O geceki tartışma, Milli Eğitim Bakanı Esat Mehmet'in bir yakınmasıyla başlar. Esat Mehmet, Atatürk'ün Harbiye'den "tabya öğretmeni" dir. Konu, kız öğrencilerin kıyafetinden açılır. "Kızların kısa etek, kısa çorap ve kısa kollu gömlek giymelerini uygun görmediğini" belirten Esat Mehmet, bir genelgeyle onların daha kapalı giyinmelerini isteyeceğini söyler. Söz alan Reşit Galip "Yanlış düşünüyorsunuz beyefendi. Bu bir geriliktir. Kadınlar eski durumda yaşayamazlar. İnkılaplar dan en mühimi, kadınlara verilen haklardır. Başka türlü, batılılaşmakta olduğumuzu iddia edemeyiz."

Sofra gerilir. Cumhurbaşkanı Atatürk vekilini zor durumda bırakan bu çıkıştan hoşlanmaz. "Bu konuyu uzatmayalım. Kısa çorap giyip giymemek çok önemli değildir, sonra tartışırız" der. Ama Reşit Galip cesaretini şu sözlerle sürdürür: "Af buyurunuz Paşam.  Bu, inkılap ve zihniyet meselesidir. Müsaade buyurursanız fikrimizi söyleyelim. Diyeceğim o ki, sizin huzurunuzda bu sofrada inkılapları zedeleyecek icraattan bahsedilmesi küstahlıktır, hoş görülemez."

Dr. Reşit Galip'in tartışma yaratmasının özel bir nedeni vardı: Halkevi'nde sanatı yaygınlaştırmak için tiyatro çalışmaları yapıyor, ancak sahneye çıkacak kadın oyuncu bulamıyordu. Gönüllü kadın öğretmenler için, Maarif Vekâleti'nden izin alamamıştı. Reşit Galip daha da ileri giderek "Bu kokuşmuş kafayla devlet yürümez" Deyince Atatürk'ün kaşları çatılır. Ona "Sözlerinizde müsamahalı, ölçülü olunuz" diye çıkışır. Herkes Reşit Galip’ten bir gerileme beklerken o daha bir dikleşir. 57 yaşındaki Milli Eğitim Bakanı'nı işaret ederek der ki; "Devrimci devrimcidir. İnsanlar bir yaştan sonra ister istemez tutucu olurlar. Meclis'te bunca genç, idealist, bakanlık yapacak yetenekte insan varken, böyle yaşlı kimseleri Milli Eğitim Bakanı yapmak hatadır."

Atatürk onu yeniden uyarır:"Esat Bey yeteneklidir. Davamıza inanmıştır ve benim hocamdır. Beni okutmuş olması sence bir değer taşımıyor mu?"

Dr. Reşit Galip susmak niyetinde değildir:"Kusura bakma Paşam, taşımıyor.  Okuttuklarının içinde sizin gibi bir devrimci çıkmış, ama kim bilir nice tutucu da çıkmıştır. Sizi de eleştiririm."

Sabrı taşan Atatürk onu “Bu sofrada hocama ve bir Milli Eğitim Bakanı'na hakaret etmenize müsaade edemem" diye haşlar. Ama Reşit Galip sineceği yerde hepten üste çıkar ve Atatürk’ü de şöyle eleştirir:

"Devrimleri korumak için sizden müsaade istemiyorum. Hatayı yapan siz de olsanız, sizi de eleştiririm. Mesela Rose Noir'a verdiğiniz 15 bin liralık kredi mektubu da siz yaptınız diye hata olmaktan çıkmaz."

İlk kez Atatürk'ün sofrasında Atatürk bu kadar sert eleştiriliyordu.

Reşit Galip'in sözünü ettiği Rose Noir, Beyoğlu'nda, Rus karı-kocanın işlettiği bir barın adıydı. Atatürk bir gece oraya gitmiş, mekânın sahibi Madam Senya'dan‘İş Bankası'ndan kredi alamıyoruz’ yakınmasını dinlemiş ve orada bir kağıda İş Bankası Genel Müdürü'ne hitaben ‘yardımcı olunması’ mesajını yazarak Rus çifte vermişti. Reşit Galip işte bu iltimas olayını eleştiriyordu. Atatürk eleştiri üzerine "Yoruldunuz, buyurun biraz istirahat edin" diyerek kibarca Reşit Galip'i sofrasından kovar. Ama genç devrimcide yılmak yoktu. Yıllar yılı bir efsane gibi anlatılacak olan çıkışını işte o an yapar: "Burası sizin değil, milletin sofrasıdır. Milletin işlerini görüşüyoruz. Burada oturmak sizin kadar, benim de hakkımdır."

Atatürk kendi fikirleriyle kendisini vuran bu genç adama baktıktan sonra yanındakilere  "Öyleyse biz kalkalım" der.  Herkes Reşit Galip'i sofrada yapayalnız bırakıp salondan çıkar… Genç adam bütün geceyi Dolmabahçe Sarayı'ndaki bir koltukta geçirir.

Atatürk uyandığında Genel Sekreteri'ne Reşit Galip'i sorar."Sabaha kadar bekledi, mahcubiyetini size iletmemizi istedi. Ankara'ya gidecek kadar borç para istedi. 25 lira verdik" derler. Atatürk "Ankara'ya gidecek adama 25 lira mı verilir? Bari benim hesabımdan birkaç yüz lira verseydiniz" dedikten sonra " Cebinde beş parası yok ama karakterinden hiç taviz vermiyor. Parası yok ama cesareti var" diye ekler.

Bir yıl sonra Atatürk, Reşit Galip'in Ankara Radyosu'ndaki bir konuşmasını dinler: "Devrimleri her yerde, herkese karşı savunacağız. Gerekirse babamıza ve çocuklarımıza karşı bile" demektedir. Atatürk birkaç gün sonra onu yeniden sofraya çağırarak hemen yanındaki sandalyeye buyur eder. Onun yanına da, hocası Esat Mehmet'i oturtur. Ve orada yeni Milli Eğitim Bakanı'nın 39 yaşındaki Reşit Galip olduğunu açıklar.

Bu yiğit devrimci genci Atatürk çok sevmişti. Ona hep “Doktor” diye hitap ederdi. Zamansız ölümüne de çok ağlamıştı. (Kaynak: Kâzım Özalp’ın Anıları / İş Bankası Yayınları)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek