Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

03.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

“Çözülme” değil, “çözüm”…

* Her trafik faciasından sonra sümen altından çıkarıp paylaştığımız şablon demeçlere ve yazılara artık son verilsin. Çok iyi bilinen sorunların, o çok iyi bilinen çözümleri kararlılıkla devreye konulmalı...
* Her iyinin ve kötünün bir ilki vardır. Ama kötünün sonunun ilkten hemen sonra gelmesi yürekten özlenendir.
* Turgay Hilmi’nin yanık Devlet Tiyatroları binasının yeniden inşası için Almanya'dan finansmanın dörtte üçünü sağladığına ilişkin değinmemiz kamuoyunda ilgiyle karşılandı. Bu ilgiyi, keşke o yanık binayı ayağa kaldırmakla yükümlü olanlar da gösterebilse!..
* “Kıbrıs o denli büyük bir tiyatro sahnesidir ki, her köşesinde herkes 'To be, or not to be’, oynuyor. Tümümüz tiyatro oyuncusu, tümümüz rejisördür. Ne gerek var tiyatro binasına?!” (Teşekkürler Yılmaz Hakkı Hakeri)
* Eski Maliye Bakanı Birikim Özgür; "Türkiye'den 2016 için sağlanan 350 milyon TL'lik hibenin yalnızca 70 milyon TL’si kullanıldı" dedi. Bunun nedenlerini lütfen herkes düşünsün!.. Halka varlık içinde yokluk yaşatan bir yönetici basiretsizliğiyle yüz yüzeyiz.
* Radikal reformlarla ayağa kaldırılacak bir KKTC'ye gereksinimimiz var…
* KOOP– Gaz işletmesi, likit gaza hükümet tarafından yapılan 3 TL’lik zammın, sadece yarısının uygulanacağını açıkladı. Alkışlanmayı hak eden kooperatifçilik ruhu budur işte…
* Başkent Lefkoşa sokaklarındaki çukurların tamiri için TC Lefkoşa Büyükelçiliği'nden finans sağlandı. Yollardaki çukurlar için bile!.. Belediye'ye ne gerek var!.. Sokak çukurlarımızı bile Türkiye giderecekse!..
* Türklerin Güney'de teker teker dövülmekte olmasını "bireysel, polisiye olaylar. Garantilerle ne ilgisi var?" diye yorumlayanlara tanık oluyoruz... İlgisi şu ki gardaş, eğer o garantiler olmasa Güney'den Kuzeye geçip bizi teker teker değil, topluca dövecekler…
* Mont Pelerin'in çökmesinden sonra bizim heyetin tüm mensupları ağlamış. Vah vah!.. Lanet olsun onları ağlatanlara!..
* Mont Pelerin'in son raundu öncesi Başpiskopos Hrisostomos "Oh be; Anastasiadis söyledikleriyle beni rahatlattı" demişti. Belli oldu ki Anastasiadis Hrisostomos'a o gün "Müsterih ol; Türk heyetini hıçkırtarak ağlatacağım" demişti.
* Başpiskopos Hrisostomos "Biz imza atmazsak hiçbir şey olmaz" diye buyurdu!.. Hey Hrisostomos, bizim imzamız da yabana atılamaz yani... Biz de imza atmazsak hiçbir şey olmaz...
* Yine bu Hrisostomos Anastasiadis’e demiş ki; “istediğimiz gibi bir çözüm üret, tüm parası kiliseden.” Adam sanki pazardan mal satın alıyor!..
* Rum Müzakereci Mavroyannis "Türk tarafı toprak almak istiyorsa garantilerden vazgeçmeli" diyor. Biz de diyoruz ki, "garantisi olmayan toprakların elimizde bırakılmayacağını çok iyi biliriz."
* Eğer görüşmeler bir yerde tekrar başlarsa, lütfen bizim heyetin ağlama duvarına dönüşmesin yeniden o mekân!..
* Hayatta olsaydı Ciğerci Ahmet Mont Pelerin sonucunu aynen şöyle yorumlardı: "Fasulyenin yahnisi, gitti geldi aynisi."
* Rum tarafı sadece maksimalist değil, aynı zamanda maksimilis'tir de. RMM'den çıkanlar, zimmetlerine verilen silahlarla evlerini sipere dönüştürüyorlar.
* “Çözüm var”, ama “çözülme” de var. Bizim istediğimiz “çözüm”dür.
* Mehmet Çakıcı TDP den istifa etti. Sanırım, TDP Çakıcı'dan istifa etti!..
* Ömür adamsın vallahi Çakıcı!.. TKP’yi yıktın TDP’yi kurdun, şimdi TDP den koptun yeniden TKP’yi kuracakmışsın!..
* Derdi olan top yekun orada. “Dereboyu” dert boyu oldu…
* "Yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı? " Soran: Nazım Hikmet Ran.
* Haftanın öğüdü D. Miguel Ruiz’den: “Her insanın zihni verimlidir. Önemli olan, oraya ne tür tohum ekildiğidir.”
* Büyük harflerle yazılması gereken: HAYATIN İZLEYİCİSİ DEĞİL, KATILIMCISI OLUNMALI.
* Temel’in dünyası: Şehirlerarası yolculuk sırasında, şoförün arkasında oturan Temel, seslenmiş: “Kaptan, haçan sekiz saattur yol aliyruk, habu teyp da devamli çalayi. Kafamuz şişti daa…  Bi boş kaset koysan da kafamuzi dinlesek.”
* Ve dizeler… Nazım Hikmet Ran’dan: “Bilir misin Vera, / Bu öldürülen kaçıncı çocuk? / Bu kaçıncı kertik yüreğe atılan? / Eskisi gibi değil, artık daha da sancılı yaşamak...”
 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.