HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

21.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Diyalog diyalogsuzluktan iyidir…

Benim bu yazıyı hazırladığım sırada perşembe günkü liderler toplantısının yapılıp yapılmayacağına dair henüz bir karara varılmış değildi.

Tabii ki görüşmelerin yeniden başlaması Türk tarafının göstereceği yaklaşıma bağlıdır. Çünkü rencide edilen tarafın Türkler olduğu ve masaya yeniden dönerken Türklerin bazı beklentiler içinde olacağı hiç kimsenin yadsıyamayacağı gerçektir.

Türk beklentisi en azından etik değerlere saygı gösterilmesine dairdir…

Hem masaya federatif bir çözüm için oturacaksın, hem de tüm sorunların ve belaların kaynağı olan ENOSİS için hamleler yapacaksın!.. Samimiyetsizliğin de ötesinde rezil bir davranış şeklidir bu… Yetmezmiş gibi muhatabınız kapıları vurup çıkacak, sizi masada kırgın durumda bırakacak…

Evet, altını önemle çizmeliyim: Rum Temsilciler Meclisi’nin ENOSİS Plebisiti’nin Rum okullarında kutlanmasına ilişkin kararının yarattığı gerginliğe bir de Rum Lider Nikos Anastasiadis’in diplomasi etiğiyle bağdaşmayan tavrı eklenince görüşme sürecinde bir kırılma noktası oluştu.

Bu noktanın aşılabilmesi için Anastasiadis’ten gelen yumuşatıcı açıklamalar yanlışlığın kabul edildiği anlamını taşır mı?.. Soruya yanıt verebilmek için önümüzdeki günlerin gelişmelerini beklemek gerekir…

Ama her halükârda diyalogda olmak, diyalogsuzluktan kötüdür. Bir siyasal çözüme varılma şansı ne kadar düşük olursa olsun, küçük bir adada yan yana yaşamaya mahkûm iki uzlaşmaz etnik halkın mutlaka ilişkilerinde sorunlar olacaktır ve bu sorunların aşılabilmesi için de masayı berhava etmemek gerekir.

Ne var ki, diyalogcu bir süreç uğruna Türk halkının çözüm bekleyen sorunları da ihmal edilmemelidir. Varsın masa orada aktif olsun… Ama sorunların çözümü, Türk devlet düzeninin kökleştirilmesi ve esenliğin yükseltilmesi çabaları da hep devrede tutulsun.

*             *             *

Rum tarafının seçim ortamına girdiği ve Rum siyasetçilerin de tribünlere oynamaya başladıkları ayan beyan ortaya çıkarken görüşmelerin bir çözüme odaklanarak sürdürülmesi eşyanın tabiatına aykırıdır. Süreç, başka baharlara da sarkabilir… Dileyelim de seçim yatırımı adına tribünlere oynanırken daha büyük krizler yaratılmasın…

Çoğu kişinin çözüm umuduna dönüşen Akıncı – Anastasiadis görüşmeleri aslında ilk Cenevre zirvesinden sonra çökmüştü. Cumhurbaşkanımız Mustafa Akıncı’nın Mont Pelerin’den nasıl bir düş kırıklığıyla döndüğü ve Rum tarafı içim “maksimalist” tanımlaması yaptığı o günleri bir anımsayalım.

Akıncı’nın görüşme heyetinde bulunanlar da ortaya çıkan olumsuz durum nedeniyle ağladıklarını belirtmişlerdi.

“Beşli Görüşme” formatında lanse edilen son Cenevre zirvesi gösterisi de maalesef hüsrandan başka bir şey getirmedi.

Mart ayının ortalarında olabileceği söylenen üçüncü Cenevre zirvesinin hazırlık süreci olarak başlatılan çalışmalar da, Rum tarafının aşırılıkları yüzünden ciddi sarsıntı geçirdi.

                                                               *             *             *

Net olan gerçek şu ki, görüşmeler kesildiği yerden yeniden başlasa da, bu sürecin üzerinde güvensizliğin bulutları dolaşacaktır. Bunun sorumlusu kriz üstüne kriz yaratan Rum tarafıdır…

Siyasal oyun kuşkusu da yaratan agresif patlamalar Rum tarafında alışkanlığa dönüştürülmüştür.

Akıncı son toplantıdaki tavra benzer gösterilerin daha önce de yapıldığını ve Anastasidis’in agresif çıkışlarına ilk kez tanık olmadıklarını belirterek şimdiye kadar sineye çektiği olaylara değindi.

Eski görüşmecimiz Üçüncü Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu da Anastasiadis’in agresif tavırlarına tanıklık ettiğini yeri geldikçe anlatmaktadır…

Bu durumlarla ilgili yorumumuzu Akıncı’dan ödünç alacağımız sitemle yapabiliriz: “Görüşmelerin de bir adabı vardır…”

Biz “diyalog her halükârda diyalogsuzluktan iyidir” derken, diyaloğun adabına özen gösterilmesini Rum tarafından beklemek de hakkımızdır…

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.