Cyprus Today sol
  • 04 Haziran 2018, Pazartesi 8:54
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Düşünce parkurunda okurlarla birlikte yürümek…

Bir köşe yazarı için sürekli olarak okuyucuyla haşır neşir olmak en verimli, en duygulu ve en keyifli zaman değerlendirmesidir… Düşünce parkurunda onlarla haşır neşir yürürken, düşüncelerinize yepyeni görüşlerin katıldığını ve vizyonunuzun boyuna ufuk turlarına tetiklendiğini görmek sinerji kaynağınız oluyor…

Son günlerde köşemde gündeme aldığım konulara dair telefonla, direkt ya da internet üzerinden benimle iletişim kuran okurlarım aydınlık saçan düşüncelerini paylaştılar yine benimle… İnanılmazdı: Geçirdiğim rahatsızlığın tedavisi için hekim kapısında sıra beklerken bile yanıma gelen değerli dostlardan öylesine şeyler dinledim ki, onların soylu kimliklerinde bu ülkenin ve halkımızın esenliği adına atan nice yüreğin sesine bir kez daha tanıklık etmiş oldum…

Ülkemizin ekonomisine ve sosyal yaşamına damgasını vurmuş ailelerimizden Türkoğlu’ların kızı Süreyya Türkoğlu, aile içi şiddete ve rekora doğru koşan boşanmalara ilişkin yaşadıklarından ve öğrendiklerinden çıkardığı dersleri paylaşmak istedi benimle örneğin… Onun ders nitelikli düşünce ve gözlemlerini sadece kendime saklasam topluma haksızlık etmiş olurum. Evliliğe hazır olmayan gençlerin kesinlikle evlenmemesini tavsiye eden Süreyya Hanım, sorumluluk alamayan insanların ‘sırf evlenmek olsun’ diye evlenmemeleri gerektiğine parmak bastıktan sonra şunları dedi:

“Ailelerin de eğer çocuklarında bir sorun varsa önce onu tedavi ettirmeleri ve evlenmelerine ondan sonra destek vermeleri gerektiğini düşünüyorum. Bu günlerde niye boşanmaların çoğaldığına gelince: Sorumsuzluk, ihanet ve bencillik… Kimse iş ya da yemek yapsın istemiyor, bulaşık yıkamaktan kaçınıyor. Çocuklar anneannede, babaannede… Düşünsenize meyhaneye bir aylık çocuğu alıp gidiyorlar. Olacak şey mi bu? O gürültüde sigara içki ortamında çocuk uyuyacak ve sağlıklı olacak!.”

İnsanlarımızın çoğunun artık evlerinde zaman geçirmek istemediklerini ve çoğu kişinin evine misafir bile kabul etmeden ‘arkadaş günleri’nde kafelerde toplanmayı yeğlediklerini belirten Sürreyya Türkoğlu, şu gözlemlerini seslendirdi:

“Ben geleneklerden yanayım. Ailenin ev ortamında aynı sofrada buluşması taraftarıyım. Ama ne yazıkki artık kimse böyle düşünmüyor. Düşünsenize; sabah kahvaltısını bile dışarıdan siparişle getirenler var. Marketten ekmek almaktan aciz insanlara tanık oluyorum… Sabah işe giderken sandviççiden mutlaka geçen insanlar çoğunlukta.”

Hallerimizin böyle olmasının boşanmaları tabii ki artırdığına işaret eden Süreyya Türkoğlu; “Herkesin bir toparlanması gerekiyor. Aile bireyleri, aile içinde kaliteli zamanlar geçirmeli. Birbuçuk yaşındaki çocuğun eline telefon tutuşturan anne ve babalar gördüm. Küçük Ercan’ın acı kaderine herkes gibi ben de çok üzüldüm. Ama sadece üzülmekle olmuyor işte... Acilen herkesin yaşamını bir gözden geçirip düşünmesi gerekir” görüşünde.

Osman Şan “Yoğun boşanmalardan söz ediyoruz… Bu konuda, 10 bine yakın çocuğun anneden ve babadan ayrı yaşamak durumunda olduğunu gazete manşetlerinden yansıtıyoruz, ama ayrılığın tohumlarını daha düğünde attığımızın farkındamıyız acaba?” diye soruyor. Sorusunun yanıtını da yine kendi gerçekçi tespitiyle şöyle veriyor:  

“Düğün davetiyesi ‘mutlu birlikteliğimizin başlangıcında sizlerle birlikte olmaktan’ gibi benzeri ifadelerle donatılır. Gelgelelim bu ‘birliktelik’, her ne akılsa, daha ilkten ‘ikilik’le başlar... Düğünde bakarsınız, takı kutuları iki tane... Gelinin takı kutusu ayrı, damadınki ayrı!.. Yani, gelinin parası ayrı, damadın parası ayrı!.. Bu Ne iş, nasıl bir birliktelik?!..”

Orhan Çetin şu mesajı attı bana:

“Biz köklü inanç ve geleneklerimizden söz ettikçe bize sövenler, cinselliği her yerde kışkırtıp ahlâkı çökertenler, bencilliği ve bireysel yaşamayı yüceltenler, sadece kadın veya erkeğin öznel haklarını öne çıkarıp ilişkileri bitirenler, kariyer, para, mal mülk putlarını övüp aileyi, eş olmayı önemsiz gösterenler, aile kurumuna düşman olanlar, eserlerine bakıp lütfen bir düşünsünler.”

Faik M. Başaran’ın vurgusu da yukarıdaki görüşlere güç katan üç cümlelik sosyal bir uyarı. Buyurun o uyarıya:

“Evlilikleri yıkan egolardır… Yuva kuran ‘ben’leri‘biz’leştirememektir. 1975'ten bu tarafa bireysel ve sosyal yapımızda nelerin değiştiğine bir baktığımızda, egoların nasıl böylesine öne çıkarak tavan yaptığı artık bizi ciddiyetle düşündürmelidir…”
 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık