Akacan Holding
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

21.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Enerji umudumuz güneşte…

Farkında olmayan yok… Bir elektrik çıkmazının derinliklerine doğru ilerliyoruz. Mevcut elektrik santrallerimiz miadını doldurmak üzere. Her an çökebilirler… Enerji açığımız Güney Kıbrıs’tan alınan yüksek fiyatlı akımla takviye edilmeye çalışılıyor…

Riski gittikçe artmakta olan bu çarpık enerji sistemimizin içinde dünyanın en yüksek elektrik ücretlerini ödemekteyiz… Gerek evlerimizde, gerekse iş yerlerimizde… Elektrik ücretlerini ödeyemeyecek duruma gelenler de var… Ki onların elektriği anında kesiliyor… Üzücü değil mi?

Türkiye’den elektrik getirme projesi henüz oldukça yaş… Böylesi bir proje, uluslararası elektrik entegrasyonlarının gündemde olduğu dünyamızda elbette ki mümkündür… Ne ki, henüz etkin adımlar atılmadı… Mutlaka atılması gereken adımlardır onlar…

Kolay başarılacak bir proje de değildir bu aslında… Kimileri şöyle düşünür: “İşte Türkiye’den borularla su geldi. Elektrik kablosu su borularının üstüne monte edilerek Kuzey Kıbrıs’a elektrik enerjisi de akıtılsın.”

Uzmanlarla konuşulduğunda bu olayın hiç de sanıldığı gibi olmadığı anlaşılır... Su projesinden farklı, özel bir çalışmaya ihtiyaç vardır. Türkiye ile Kıbrıs arasına döşenecek kabloların deniz tabanının en az birkaç metre altında olması gerekir… Olayın teknolojisi bunu öngörür. O teknoloji gereği deniz altında yapılacak yoğun uğraşlar söz konusudur. Sanırım, su projesini uygulamaktan daha sofistike bir olay…

Bizim için en çıkar yol enerji çeşitlendirmesine gitmek ve solar sistemini ülkemizde mutlaka yaygınlaştırmaktır. Bu sistemi yaygınlaştırdığımız oranda hem tükenmek üzere olan elektrik santrallerimiz üzerindeki yükü azaltacağız, hem de daha güvenilir, daha ucuz ve daha çevreci enerji kaynaklarımızı yaratmış olacağız…

                                                               *             *             *

Değerli dostum, Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Eski Başkanı Dr. Suphi Hüdaoğlu toplumsal sorunlarımızın irdelendiği panel gibi yemekler düzenlemektedir. Onu tanıyanlar, onun bu toplumcu özelliğini de çok iyi bilirler… Güneş enerjisinden nasıl yararlanabileceğimiz işte o panel havasındaki yemeklerden birinin konusuydu. Orada ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampusu Elektrik & Elektronik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Murat Fahrioğlu ile tanışmaktan mutlu oldum. Aydınlatıcı etkinliklerini medyadan da ilgiyle izlediğim Fahrioğlu, enerji konusunun en yetkin uzmanlarından biri…

Fahrioğlu ülkemizdeki enerji düzeninin fuel-oil’e bağımlı olduğuna dikkati çekerek öngörülen yüzde 5 ya da 6’lık bir talep artışını bu düzenin asla kaldıramayacağına parmak basıyor.  Böylesi bir artışın sistemi çökerteceğinin kesin olduğunu belirten Fahrioğlu, tek seçeneğin artık güneş enerjisine yönelmek olduğunu söylüyor… Kolaycılığa kaçarak ülkemizde yeni dizel santraller kurmamın hiç de mantıklı olmadığını, dünyada artık böylesi enerji politikalarının kalmadığını belirten Fahrioğlu, çevrecilik bağlamındaki yorumunu da yaparak “fuel-oil, kömürden sonra çevreye en çok zarar veren fosil yakıtlardan biridir” diyor.

Sohbetimiz sırasında KKTC’nin termik santrallerinin ekonomik ömrünü doldurduğunun altını çizen Fahrioğlu, şöyle konuştu:

“Bunlar çok pahalıya çalışıyorlar. Tıpkı eskidikçe maliyeti artan arabalara dönüştüler… Jeneratörlerin bakımlarının yapılması ekonomik ömürlerini tamamlamalarına engel olmuyor. İki termik santralimiz 60 MW’lıktır ve bunların ancak 55 MW’lık kapasitesi kullanılabiliyor. Bunlardan biri bakımda olduğunda mecburen ek takviyeye ihtiyaç duyuluyor. Ortaya çıkan açığı Güney’den enterkonnekte sistemi bağlantısıyla ve çok pahalıya karşılıyoruz. Bunun kaçınılmaz sonucu da bölgesel elektrik kesintileridir. Tüm sistemin çökmesi gibi bir riskle karşı karşıyayız.”     En akılcı seçeneğin zengin bir enerji kaynağı olan güneşe yönelmek olduğu Fahrioğlu’nun ısrarlı vurgusudur. “Avrupa’nın en iyi güneş enerjisi, İspanya’nın güneyinden sonra Kıbrıs’tadır. Bu şans göz ardı edilmemeli” diyor. Rüzgâr enerjisinden de yararlanabileceğimizi söylediğimde, Doç Dr. Fahrioğlu o konuda şu açıklamayı yapıyor:

“Güneş gerçekten verimli… Ama rüzgâr için aynı şeyi söyleyemiyoruz. Örneğin Rum komşularımız Larnaka ve Baf’ta rüzgâr tribünleri kurdu. Güneş sistemleri zaten vardı, arkasından rüzgâra da yöneldiler. Çok verimli olmamasına karşın güzel olan şu ki, enerjide çeşitliliğe gitmiş oldular. Bizde ise enerji çeşitliliğinden söz etmek olanaksız. Bizim de gerekli adımları en kısa sürede atmamız ve elektrik enerjisini çeşitlendirmeye gitmemiz şarttır. Yoksa bizi enerji bağlamında çok kötü günler bekler.”

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.