Cyprus Today sol
  • 12 Aralık 2017, Salı 8:31
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Erdoğan’ın Atina deplasmanı üzerine

Hadi geliniz bugün de yankıları hâlâ sürmekte olan geçen haftanın o hiç unutulmayacak olayına eğilelim…

TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, deplasman formatında da aynı performans içinde olduğunu herkese bir güzel gösterdi!.. Evdekinin tıpatıp aynı bir performans…

Türkiye – Yunanistan ilişkilerinin hiç de rayında olmadığı tarihi Atina restleşmesini soğuk mantıkla değerlendirdiğimizde ortaya çıkan net sonuçtur.

Bu duruma bakarak gelecek için umut beslemek aşırı bir iyimserlik olmaz mı?..

NATO çatısı altında sözde müttefik de olan iki komşu ülkenin ilişkiler bağlamında soğuk bir iklimi paylaştıkları TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Atina ziyareti vesilesiyle dünya da öğrenmiş oldu…

Çünkü bu tarihi restleşme, uluslararası kamuoyunun önünde gerçekleşti.

*             *             *

Bugünün Yunan yöneticileri var olan sorunları ta Lozan Antlaşması’na dek götürüyorlar… Ve ulusal çıkarlarını ve beklentilerini o antlaşmanın hükümlerine atıflarda bulunarak savunmaya kalkışıyorlar.

Doğrusu Erdoğan, o tarihi Atina buluşmasında Lozan Antlaşması’nın gündeme gelmesini iyi bir fırsat olarak yakalayıp değerlendirdi.

“Önce kendi gözünüzdeki merteği görün de, başkasının gözünde çöp aramaya ondan sonra kalkışınız” misali o ince ayarlarını da çok güzel çekti…

Türk ve Yunan politikaları kıyaslaması içinde Atina’da hâlâ Müslümanlar için bir cami bile bulunmamasından tutun da, Batı Trakya’daki Türklerin yaşam standartlarına varıncaya değin esaslı bir deplasman hamlesi gerçekleştirdi Erdoğan…

Televizyon ekranlarından onu izleyenler, sanırlardı ki Yunanistan’ın başkentinde değil, Türkiye’nin herhangi bir kentinde konuşuyordu!..

Erdoğan sözü Kıbrıs konusuna getirdiğinde de verdiği örneklerle klasikleşen Rum – Yunan uzlaşmazlığının altına kalın bir çizgi çekti…

AB tutumlarından başlayarak, süper güçlerin uzlaşmazlığın devamında oynadıkları rolleri de deşifre etmekten çekinmedi.

*             *             *

Yunan Başbakanı Alexis Çipras 43 yaşında olduğunu ve doğduğu günden bu yana Kıbrıs sorununun sürdüğünü seslendirirken bu sorunun sanki 1974’te başladığını imalarıyla duyumsatmaya çalışıyordu.

İşte Kıbrıs sorunu konusundaki en büyük Elen yalanı budur. Onlara göre Kıbrıs’ta her şey 1974 Temmuz’unda başladı!..

Oysa kronik ve kadim Kıbrıs sorununda 1974’ün öncesi de çok trajik biçimde vardır. 1974’te olanlar geçmişte yaşananların bir patlama noktasıydı sadece…

Geçen perşembe gecesi Atina olayını Türkiye televizyonlarının nasıl yansıttıklarını izlemek üzere ekranlara kilitlendiğimde Fatih Portakal’ın çok anlamlı ve görselli yorumuyla karşılaştım.

Portakal, 1963 Kıbrıs olaylarının o unutulmaz görüntüsü önünde yapıyordu değerlendirmesini. Banyo küvetindeki kanlı çocuk ve kadın cesetlerinin dev boyutlu fotoğrafını arkasına alarak adeta “Kıbrıs sorunu 1974’te başlamışsa bunlar ne?” sorgulamasını yapıyordu.

Gerçek olan şu ki, Rum ve Yunan yayılmacı ihtiraslarının eseri olan Kıbrıs sorununa çözüm bulma uğraşları, ta 60’lardaki Acheson türü planlardan tutun da, 43 yaşındaki Alexis Çipras’ın doğumundan çok önce başlamıştı.

1978 – 79 Doruk Anlaşmaları, De Cuellar formülü, Gali Fikirler dizisi ve Annan Planı gibi çözüm hamleleriyle Çipras’ın doğumundan sonra da sürdü bu çözüm arayışları…

Gelgelelim, tüm bu çözüm formüllerinin tümüne “hayır” diyen Yunanistan’dan aldığı negatif motivasyonla Kıbrıs Rum tarafı oldu…

Fırsatı ganimet bilen Erdoğan tüm dünyanın gözü önünde o çarpıcı vurgularıyla, Rum ve Yunan yanılgılarını, duyarsızlıklarını ve uzlaşmazlıklarını çok güzel belgeledi…

Tabii ki, iyice aşinası olduğumuz Rum – Yunan mantalitesinin bundan sonra değişmesini beklemenin bir hayalcilik olacağının da bilincindeyiz…

İşte o nedenle “her sorumlunun bu belgelemeden payına düşen mesajları almasını bekleriz” gibi bir temenniyi seslendirmekten başka elimizden ne gelir ki?..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık