Akacan Holding
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

31.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Eski milletvekili, kıdemli hukukçu Aziz Altay’dan mübadele yorumu…

Eski milletvekillerimizden ve Baf Türk halkı liderlerinden, kıdemli hukukçumuz Aziz Altay’dan bir mektup aldım. Mektubunda belirttiği görüşlerin okurlarımızla paylaşılmasını rica eden Altay, yürütülmekte olan görüşmelere değinerek Rum lider Anastasiadis’in de her Kıbrıslı Rum siyasetçi gibi tüm Kıbrıs’ı ele geçirmeye dönük bir siyaset içinde olduğunun görüldüğünü ifade ediyor. Görüşme masasına oturur oturmaz Anastasiadis’in mülk konusunu gündeme getirdiğine ve Rumların Kuzey’de terk ettikleri mülklerin tapulu sahipleri olduğunu iddia ettiğine vurgu yapan Altay Aziz, kendi toplumunun çıkarlarına göre göz önünde bulundurulması gereken kriterleri de saptadığını anımsatarak şöyle diyor:

“Ne var ki Anastasiadis, iki toplum lideri Glafkos Kleridis ve Rauf Denktaş arasında Viyana’da Birleşmiş Milletler gözetiminde varılan Nüfus Mübadelesi Anlaşması’nı tamamen görmezden gelerek yasal dayanaktan yoksun yersiz ve boş iddialarını ısrarla sürdürmektedir. BM kayıtlarına göre, Kuzey’deki Rumların hiçbir baskı altında kalmadan kendi talepleri üzerine Güney’e geçmelerine izin verildiğini de bilmezden gelmektedir.

Unutulmamalıdır ki, değiş – tokuş anlamında olan mübadele anlaşmaları kalıcı olup geri dönüş olanaksızdır. Bunun da bize en yakın somut örneği, 1923 yılında Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan ve Türkiye’de yaşayan 1 milyon 200 bin Yunanlı ile Yunan idaresi altında yaşayan 500 bin Türk’ün zorunlu nüfus mübadelesidir. Bu mübadeleden sonra bir tek Yunan bile Türkiye’de terk ettiği evine gidip ‘burası benim tapulu evimdir’ şeklinde bir talepte bulunmamıştır.”
                                                                              *             *             *
Anastasiadis’in yoktan var etmeye çalıştığı anlamda bir mülk sorununun ortada bulunmadığını belirten Aziz Altay; “Rumların tek çaresi, olası bir çözüm durumunda görüşülecek tazminatlar olabilir” diyor. Viyana Nüfus Mübadelesi anlaşmasıyla birlikte Rumlar tasarruf haklarını yitirirken, Türklerin de o anlaşma çerçevesinde yasal tasarruf hakkı kazandığını savunan kıdemli hukukçu, “Ne yazık ki, şimdi, 42 yıl sonra, Anastasiadis sürdürülen müzakereler sayesinde Rumların yasal olarak yitirdikleri mülkiyet hakkı konusunda eski sahiplerin ilk seçme hakkına sahip olduğunu Türk tarafına kabul ettirmeye çalışmaktadır” dedikten sonra, görüşlerini şöyle sürdürmektedir:

“Bu doğrultuda alınacak herhangi bir karar yasal dayanaktan yoksun ve geçersiz olacaktır. Böyle bir kararın hayata geçirilmeye çalışılması durumunda, toplumumuz içinde büyük facialara neden olacak nitelikte bir hercümerç yaşanacaktır. Burası kesin... Rumların ahde vefası olmayan, güvenilmez ve art niyetli bir yapıya sahip oldukları tecrübe ile sabittir. Durum bu iken, büyük badirelere gebe bir anlaşmayı kabul etmenin ne kadar sakıncalı olduğu ortadadır. Kapı dışı edilecek kullanıcıların, haklı olarak gösterecekleri tepkilerin boyutlarını kestirmek olası değildir. Böyle bir anlaşmanın ‘en iyi, en mantıklı ve en makul çözüm’ olduğu söylenebilir mi? Barış sağlamanın yolu bu mudur?”
                                                                              *             *             *
Baf Türklüğünün eski liderlerinden emekli milletvekili ve yargıç Aziz Altay, mektubunu şu dilekle sonlandırıyor:
“Kıbrıs Türk halkının oylarıyla seçilen Sayın Cumhurbaşkanı’nın, Türk halkının 11 yıl çektiği tarifsiz acı ve ıstırapları bir daha yaşamaması için Birleşmiş Milletler gözetiminde imzalanan ve uygulanan Viyana Mübadelesi Anlaşması’na büyük bir titizlik ve kararlılıkla sahip çıkması, her türlü saldırıya karşı dik durması, Türk halkına karşı olan birinci vazifesidir. Bunun böyle bilinmesinde toplumsal yarar vardır.” 
                   
 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.