KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

03.05.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Et bunalımı… 

Ülkede ciddi bir et bunalımı sürerken Hayvan Üreticileri Birliği Başkanı Mustafa Naimoğluları bu bunalımın sorumlusu olarak Lefkoşa Türk Belediyesi'ni gösterdi ve sert ifadelerle suçladı.

Bakınız neden suçladı: Eski Belediye Başkanı Cemal Bulutoğluları'nın zamanından bu yana atıl durumda olan modern salhaneyi önce 2 milyon TL, daha sonra 4 milyon TL teklifiyle işletmeye almak istediklerini belirten Naimoğluları Lefkoşa Türk Belediye'sinden kaç zamandır olumlu bir yaklaşım göremediklerini açıkladı.

Televizyon ekranlarında öfke ve tepki içinde konuşan Naimoğluları, halkın pahalı et sorunuyla karşı karşıya kalmasının sorumlusunun üreticilerin ısrarlı teklifine rağmen salhaneyi atıl durumda tutan Lefkoşa Türk Belediyesi olduğunu duyurdu.

Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Mehmet Harmancı neden bu konuda sessiz kalmayı yeğliyor? Konuşma zamanıdır ve konuşması gerekir…

Kombina olarak değerlendirilmesi halinde Sadece Lefkoşa’nın değil, tüm ülkenin et sorununu çözecek, pahalılığın yanı sıra et kaçakçılığını durduracak ve et ithalatı meselesini de gündemden kaldıracak olan o modern salhane sadece yıkıma terk edilmekle bırakılmadı… Çevresel duyarsızlıktan dolayı bir çöplüğün de ortasında kaldı.

Medyadaki haberci arkadaşların kameralarıyla o bölgeye giderek halkın milyonları harcandığı halde atıl tutulan o modern salhaneyi görsel manzaralarıyla kamuoyumuzun önüne taşımalarını dilerim. Çöplüğün ortasında bir halk malı!..

   *          *             *

Et insan beslenmesinde ve sağlığında en temel gıda maddesidir. Sadece ergenlerin değil, özellikle de çocukların sağlığı için yaşamsal önem taşır… Yetişen çocuklarımıza ille de protein gerekir.

Oysa ki, yaratılan yapay et bunalımında, toplumumuzda protein kaynağı eti çocuklarına yedirebilen aile sayısı gittikçe azalıyor... Proteinsiz çocuklardan sağlam nesil çıkmaz...

Diyeceğim o ki, et olayı sadece Kıbrıslının mangal ve fırın keyfinden ibaret değildir. Bu meselenin hem toplumsal, hem de insani boyutu da var...

Hiç kimse “Protein için et şart değildir” demesin... Başka gıdalardan da; örneğin esmer pirinçten, fasulyeden, baklagillerden protein sağlanabileceğini kimse savunmasın. Protein konusunda tarımsal hiçbir ürün ete alternatif olamaz…

Diyetisyenler ve uzman hekimler diyorlar ki;  “Ne kadar et dışı protein alınırsa alınsın özellikle gençlerin ‘hemproteini’ne ihtiyaçları vardır. ‘Hem protein’, hayvansal ürünlerden alınandır. Et, süt ve yumurta gibi ürünlerden yani... Çocukların ve gençlerim fiziksel, mental ve psikolojik gelişimleri için hayvansal proteinlerin de mutlaka beslenmelerinde  ve diyetlerinde olması gerekir. Gençlik dönemlerinde hayvansal proteinler almayan vejeteryan kişilerin ileri yaşlarda yığınla sağlık sorunu yaşadıkları bilinmektedir.”

   *          *             *

Olayın en önemli öznesi olan kasapların da artık halkla yüzleşmeleri ve inandırıcı açıklamalar yapmaları gerekmektedir. Hayvan üreticileri işte konuşuyor… Kasaplar da konuşmalı…Ama inandırıcı konuşmalı!..

Üreticilerden öğrendiğimiz şu ki, canlı hayvanın okkası hayvan üreticisinden 12 TL ile 15 TL arasında alınmaktadır… Besli, oğlak, keçi ve körpe kuzu fiyatları bu düzeyde... Hayvan kesilip firesi çıkarıldıktan sonra maliyetin 22 ile 28 arasında olması gerekir… Bu maliyete kasaplar ne kâr koymalı? İşte olayın bam teli burada...

Yüzde 50 kâr oranı koysalar bile et fiyatları bugünkü kadar yüksek olmaz... Kaldı ki canlı hayvan üreticiden okka fiyatına alınır ve ete dönüşünce kilo fiyatına satılır... Bir okka dört önge eder... Bir kilo ise 3 öngedir..

  *           *             *

Güney Kıbrıs'ta et bizim taraftan çok ucuz. Kilosu 4 Euro… Yani bizim para birimimize vurduğumuzda 24 TL… Bu durumda tüketicimiz et ihtiyacı için Güney’e nasıl akın etmesin ki?

Bizim kasaplara kalan müşteri, sadece Güney çarşısına gitmeyi yeğlemeyenlerimiz ya da gidemeyenlerimiz… Kaldı ki, işte o ucuz fiyata alınarak Güney’den Kuzey’e kaçırılan et de Güney çarşısına gitmeyenlere ya da gidemeyenlere fahiş fiyata satılmaktadır.

İddiaya göre Güney Kıbrıs’taki et ucuzluğunun nedeni AB’nin Rum üreticilere sağladığı destekmiş. Eğer tüm mesele buysa bizim tarafta da devletin üreticiye yılda 150 milyonluk bir sübvansiyon desteği sağladığı nasıl görmezlikten gelinebilir? 

Bir ciddi güncel bunalımı yansıtan et dosyamızın özeti budur… Durumumuz çok acı!... Peki, bu sorunu çözümleyecek devlet otoritesini kullanacak olan o hükümet nerede?

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.