HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

10.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Et ticareti ve salhane…

Şu “Mavi Dil” hastalığı ürkütücü biçimde gündeme geldi ya… Kahrolasıca hastalık, söyleye söyleye dilimizde tüy bitmesine neden olan konuları da yeniden irdelememizi gerektiriyor…

Bu konular, hayvancılık sektörümüzün dramının da ötesinde, toplumsal sağlıkla ilgili…

                                                                              *             *             *

Kasaplık hayvan hastalıkları ülkemizde çok yaygın. Hiç eksik olmuyor… Tespiti yapılanlar yeri geldikçe kamuoyuna açıklanmakta.

Ya tespiti yapılamayanlar?. Ya gözden kaçanlar?.. Ya hastalanan hayvanların kontrol dışı kesilip halka “ipek et” misali satılması?

Şimdi de Güney Kıbrıs’tan sinekler aracılığıyla geldiği öne sürülen şu “Mavi Dil” hastalığı hayvancılık sektörünü kasıp kavurmaya başladı.

Hayvanlar arasında çok hızlı yayılan bir hastalık türüdür bu… Organize, seri ve bilimsel çalışmalarla önlemleri alınmazsa hayvancılık sektörünün kökünü kurutabilecek kadar tehlikeli bir salgınla karşı karşıyayız…

Kaygılı olmakta da çok haklıyız. Çünkü bizim bürokrasinin hantal hali malûm… Bu tür mücadele kampanyalarıyla başa çıkabilecek kadroların eksikliği ise kronik bürokratik sorunumuzdur.

Mazereti de her zaman hazırdır bu sorunumuzun: “Personel eksikliğimiz var!..”

Nüfus oranımıza göre dünyanın en kalabalık memur ordusuna sahibiz. Gelgelelim, sorunlarla mücadelede ve etkin hizmet arayışlarında işte her zaman karşımıza çıkmaktadır bu “personel eksikliği” meselesi…

Neden mi? Çünkü bürokraside organize olabilme, işe göre adam görevlendirme becerisinden alabildiğine yoksunuz…

                                                                              *             *             *

Şimdi de şu “Mavi Dil” hastalığı gündeme geldi ya… Gerekli önlemlerin alındığına, hastalanan hayvanların etinin tüketiciyle buluşmasının önlendiğine dair hiçbir açıklama kamuoyumuzda inandırıcı olmayacaktır…

Çünkü piyasaya çağdaş denetimli et sürülmesini sağlayacak modern salhane olanaklarından da, yeterli sayıda veterinerden de yoksunuz…

Başkalarını bilmem… Ama bu gibi sorunlar her gündeme geldiğinde ben ta Cemal Bulutoğluları döneminden beri atıl durumda tutulan o modern salhaneyi hatırlarım ve yüreğimin yanarak kavrulduğunu duyumsarım… Sadece Lefkoşa’ya değil, tüm ülkeye hizmet verebilecek kapasitede bir projedir bu…

Bulutoğluları’nın başkanlık dönemi belki hatalarla ve sorunlarla dopdoludur. Ne ki, yaptığı bazı yatırımları görmezden gelirsek Sezar’ın hakkını Sezar’a vermemiş oluruz…

Bulutoğluları’nın o yatırımlarının içinde en gerekli olanı, şu yıllardır atıl vaziyette tutulan ve acımasızca çürümeye terk edilen salhane projesidir.

Et ticaretinin sağlıksız koşullar içinde yapılmasının önüne geçecek olan bir proje Bulutoğluları’nın belediye başkanlığından ayrılmasından bu yana kaderine sorumsuzca terk edildi.

Tamam efendim; belediye başkanı olarak onun hatalarına ve günahlarına sahip çıkmayın… Ama giriştiği bazı olumlu projelere ve sevaplara belediyeciliğin devamlılığı ve halkın esenliği ilkeleri çerçevesinde sahip çıkınız… Çünkü o projeler halk için, halk adına üretilmiştir.

Bulutoğluları’nın görevden ayrılmasına yakın, tamamlanma aşamasına gelen o salhane şantiyesini en ince ayrıntılarına kadar inceleyerek gezen gazetecilerden biri de benim.

Çağdaş standartlar göz önünde bulundurularak inşa edilen bu salhane öylesine olanaklarla donatılmıştı ki, oradan hastalıklı ve hijyen dışı tek gram etin çıkıp tüketici sofralarına gelebilmesi mümkün olmayacaktı.

O proje şu anda işler durumda olsaydı “Mavi Dil” türünden hayvan hastalıkları gündeme geldiğinde vatandaş “neyse ki benim çağdaş salhanem var” tesellisine sarılabilecekti…

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.