Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

27.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Felaketten felakete…

Bir ülkenin ne denli çağdaş olduğuna tanı koyabilmek için, o ülkede biteviye yaşananlara, yaşanılması kadere dönüşenlere bakmak gerekir…

Hiç kıramadığımız ve kırabileceğe de benzemediğimiz bir kısır döngünün içindeyiz toplumca…

Trafik kazalarını, yangınları, selleri ve diğer olumsuzlukları hep facia boyutlarında yaşar olduk…

Her faciada ağıtlar yakarız… Bolca konuşuruz… Eleştirilerde, önerilerde, öğütlerde bulunuruz… Ve ilk vurucu etkiler geçtikten sonra da, susarız o yaşadığımız trajedileri unutarak…

Ta ki yeni bir faciayla yüzleşinceye dek…

Geçmişte, hatta yakın geçmişte benzerleri olan o yeni faciayı yaşadığımızda yine aynı şeyler tekrarlanır… Ağıtlar, bolca konuşmalar, eleştiriler ve öneriler…

Sonra yine yeni bir faciaya dek o kronikleşen bellek kaybımız otomatikman devreye girer… Dedim ya, kısır bir döngünün içinde yuvarlanıp gitmekteyiz başımızı o döngünün granit duvarlarına tokuştura tokuştura…

Oysa ilerleyebilmenin de, başarının da, mutluluğun da, kurtuluşun da tek bir sırrı vardır… O da, kısır döngüler içindeki mahkûmiyeti reddetmektir…

                                                                              *             *             *

Sel felaketlerimizin bilmem artık kaçıncısı yaşandı Girne’de… Telafisi zor olan yaralar da açtı bu felaket, “turizmimizin gözbebeği” dediğimiz Girne’nin çilekeş bağrında…

Felaket sırasında ve felaket sonrasında yapılan konuşmalarda, yorumlarda, önerilerde ve öğütlerde herkes tek bir gerekçe üzerinde birleşti: Çarpık yapılaşma!..

Oysa, çevre sorunumuz her gündeme geldiğinde kaç bin kez yinelendi bu “çarpık yapılaşma” gerekçesi bir düşünelim bakalım!..

Evet, ülkemiz baştan başa korkunç bir çarpık yapılaşmanın içindedir. Çevre düzenini, doğa kurallarını, imar planlamacılığını, alt yapının yaşamsal önemini hiç ırgalamadan boyuna o iflah olmaz çarpık yapılaşmamızı sürdürmekteyiz…

                                                                              *             *             *

Peki de, kimdir ortaya çıkan bu ayıbın sorumlusu? Hepimiz!..

Alışılagelen tavrımızla yöneticilerimizi suçlarız hep...

O yöneticileri seçip siyasal sorumluluklarla donatanların bizler olduğunu düşünme dürüstlüğünü neden göstermeyiz ama?..

Aynen kendileri gibi verimsiz rozet kadroları, ahbap - çavuş ekipleri oluşturan o basiretsiz yöneticileri  yıllardır seçip görevlendiren, adına da “seçmen” denilen bizler değil miyiz?..

Popülist bir halkın yöneticileri de elbette ki popülist olacaktır…

Kendilerini çıkarları adına seçenlerin kurallara, yasalara, ahlâka aykırı istemlerine onay verebilen siyasetçiler ancak popülist toplumlarda görülür.

Tümden popülistiz, tümden…

Dere yataklarının, yağışlı havalarda Beşparmaklar’dan gelen sel sularının güzergâhlarının inşaatlarımızla, atıklarımızla, çöplerimizle doldurulmasının doğa facialarına davetiye çıkardığını, bu çirkin manzaralara son derece dayanıksız bir alt yapımız olduğunu bile bile, bu bağlamdaki ayıplarımızı göz göre göre ve inadına sürdürürüz…

“Dağ manzaralı, denize nazır, eğlenceli turizm keyiflerinin sarmalında hanem olsun.” Genel trend bu!..

Son yıllarda ülkenin en büyük inşaat patlamasına sahne olan Girne’de, işte bu mahvedilmiş çevre düzeninin, doğanın ve alt yapının üzerinde herkes bir hane sahibi, bir iş yeri sahibi olmak ister…

Bu hırslı istek bir toplumsal iradeye döner ve yöneticiler de oy kaygısıyla bu iradeye boyun eğip çarpık icraatlara vize verirler. Mesele aynen budur…

Kısır döngümüz bu minval üzere giderse, felaketlerden ve facialardan kurtulabilmemiz olanaksızdır. Bu kısır döngüde, çok daha mutsuz bir geleceğe doğru doludizgin koşmaktayız…

Çare mi?..

Demokrasi kültürünü ön plana alacak, radikal bir devrim gerekir…

Hem düşünce ve hem de icraat tarzlarımızda…

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.