HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

06.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Festival zenginlik demektir…

Klişeleşen o başlık “14. Kıbrıs Tiyatro Festivali” haberleri için de atılıyor: “Tiyatroya doyacağız.”

Oysa menüye baktığımızda o bağlamda pek de doyurucu bir ziyafet yoktur bu yıl önümüzde…

Geçmiş yıllara oranla göze batacak şekilde yoksullaşmış bir menü... Şimdiye dek tiyatro konusunda en çok yazı yazan olduğumu iddia edebilirim. Gazete arşivleri de, sevgili Yaşar Ersoy ustanın yayımladığı tiyatro tarihimize ilişkin kitaplar da bu iddiamın kanıtıdır. Yıllardır tiyatromuzu adım adım izlerim.

Bu minval üzere gidilirse önümüzdeki yıllarda eski tiyatro festivallerinin zenginliğini özlemle anımsayacağımızı gözlem ve deneyimlerimin bana verdiği sorumlulukla ve üzülerek belirtmek isterim.

*             *             *

“Kıbrıs Tiyatro Festivali” tanımı çok iddialıdır. Bu iddianın gereklerini yerine getirmekten kaçınılmamalı. Artık diğer belediyelerimiz de her yıl benzeri festivaller düzenlemektedirler. Gazimağusa, Girne, Güzelyurt ve hatta Beyarmudu…

Dahası, başlangıçta “Kıbrıs Tiyatro Festivali” adının önünde bir de “Uluslararası” vurgusu vardı. Lefkoşa, Gazimağusa ve Girne Belediyelerinin ortak katkısı ve dayanışmasıyla düzenlenen o ilk festivallere uluslararası boyut kazandıran yabancı oyunlar gerçekten repertuara farklı renkler katmaktaydı.

Ne ki, diğer iki anakent belediyesinin bu festivalden çekilmesi üzerine festivali yürütme sorumluluğu sırf Lefkoşa belediyesine kaldı ve ondan sonra da bir kan kaybıdır başladı.

Tiyatro severler üç belediyenin de katkısıyla düzenlenen ve festival oyunlarının her üç kenti dolaştığı o yılları çok tatlı bir kültür – sanat anısı olarak belleklerinde yaşatmaktadırlar.

Diğer belediyelere de tiyatro festivali düzenleme ilhamını veren bu geleneksel festivalin daha bir gerileyerek “Lefkoşa Tiyatro Festivali”ne dönüşmemesi adına, bundan böyle duyarlılıkla ve çok çaba harcanmalı.

Bir Lefkoşalı olarak, diğer kent belediyeleriyle girişilen yarışın en ön safında bizim başkentin etkinliğini görmek isterim. Diğer festivalleri de elimden geldiğince izlemeye çalışmama karşın…

*             *             *

Gelelim bu akşam başlayacak olan 14’ncü festivalin içeriğine…

Artık programda İstanbul Şehir Tiyatroları ile Türkiye Devlet Tiyatroları yok… Türkiye’nin bu dev kurumlarının neden festivalde olmadıklarına dair bir açıklama da yok… İçimizi sızlatan bir eksiklik…

Oyunlardan biri iki kez olmak üzere 10 sahneleme yapılacak. Demek ki programda sadece 9 oyun var. Bu oyunlardan ikisi yerli ve Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’na ait. İzleyici bu oyunlarla zaten daha önce buluşturulmuştur.

Öte yandan, iki kez yinelenecek olan “Bir Delinin Hatıra Defteri”nin Devlet Tiyatroları versiyonunu birkaç yıl önce izlemiştik. Neyse, öykü aynı olsa da, önemli olan versiyonların farklı yorumları ve oyuncusudur.

Sahnelenecek oyunlardan bir tanesi “bizim çocuğumuz” Hüseyin Köroğlu’nun oyunu… Her zaman yanımızda, her zaman festivallerimizin ve sahnelerimizin destekleyicisi… Onu asla yabancı sayamayız…

Oyunlardan bir diğeri Güney Kıbrıs’tan getiriliyor. Rum tiyatroları zaten kültürlerini yansıtmak adına bizim tarafta oyun sahnelemeye her zaman hevesli…

Oyunlardan biri için de “geçen festivalden kalma” diyeceğim. Galiba başrol oyuncusunun rahatsızlanması dolayısıyla bu oyun sahnelenememiş ve böylece bu yılki festivale aktarılmıştır.

*             *             *

“Festival” demek ne demek? “Çeşitlilik” ve “zenginlik” demek...

Bunun anlamından ödün verilirse amaçtan uzaklaşma başlar. Bu yılki çeşitliliğin ve zenginliğin tartışılır duruma gelmesinin önümüzdeki yılların festivalleri için sinerji yaratacağını ve bu sinerjinin gelenekselleşen festivalin geçmiş yıllardaki görkemini yakalamasına yardımcı olacağını umarım…

Lefkoşa Türk Belediyesi’nin bilinen bütçe zorlukları içinde ve her zorluğa karşın bu festivali düzenlemeyi bu yıl da başaran sanatçı dostlarımızı ve oyunlarda sahneye terlerini dökecek olan değerli sanatçıları gönülden kutlar, tiyatro severlerimize mutlu seyirler dilerim…

Sahi, bu festivalin yaratıcısı Yaşar Ersoy usta nerelerde?.. Ona da buradan en içten sevgilerimle yüklü bir selam…

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.