HUNKAR SAG GIYDIRME
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

21.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Garantörlük…

Rum tarafı, eşref saati geldiğinde milli beklentilerine uygun bir çözümü onaylayacak… Bu çözümün içinde, şimdilerde fobileri gibi gösterdikleri Türkiye’nin garantörlüğünü bile kuşa çevrilmiş şekliyle kabul edecekler… Asıl önemli olan Türkiye’nin kazanılmış hangi haklarımızı garanti edeceği meselesidir… Birkaç gün önce okurlarımla paylaştığım “Çıkmaz Sokağa Sürüklenmek” başlıklı yazımın ana fikirleriydi tüm bunlar.

Rum Lider Nikos Anastasiadis’in halkını teskin etmek adına yaptığı son konuşmalar bu fikirleri doğrular nitelikte değil mi? Bakınız Anastasiadis şimdilerde halkına özetle neler diyor:

“42 yıldır beklediğimiz halde ileriye adım atılmıyor. Müzakereler başlıyor bitiyor, bir sonuç çıkmıyor. Sorun hep çözümsüz kalıyor. Sadece Kıbrıs Rumlarının değil, aynı zamanda Kıbrıs Türklerinin de güvenliklerinin sağlama bağlanacağı orta yolu bulmalıyız. Her şeye ‘hayır’ ve ‘olmaz’ demekle bir yere varmak mümkün değildir. Görüşmelerde bu noktadayız. Başka seçenek kalmadı.”

Bir de Cumhurbaşkanımız Mustafa Akıncı’nın açıklamalarının yeni versiyonuna bakalım… Cumhurbaşkanımız seçimler dolayısıyla Rum milliyetçiliğinin yükseleceği gerekçesiyle 2017'de çözüm olamayacağını milyon kez tekrarladıktan sonra, üçüncü turun ilk görüşmesinden çıkar çıkmaz çözümün 2017 ortalarında gerçekleşebileceği müjdesini verdi. Ve çoğumuz sordu: “Hayrola; yoksa Rum milliyetçiliğini mutlu edecek bir çözüme doğru mu gidiyoruz?..

                                                               *             *             *

Kimilerinin şimdi söylendiğini duyumsayabiliyorum: “Rum tarafı hiç Türkiye’nin garantörlüğünü kabul edebilir mi yahu?!”

Yönetimde güç ve yetki paylaşımının aslan payını aldıktan, Türkleri de daraltılmış bir toprak parçasının içine Cemaat Meclisi statüsüyle yerleştirdikten sonra Rum tarafı bal gibi Türkiye’nin garantörlüğünü de kabul eder.

Çünkü o garantörlük sadece Türklerin daraltılmış haklarının güvencesi olacak. Bu aşamada asıl tartışılması gereken, o daraltılmış Cemaat Meclisi haklarıyla Türklerin bu topraklarda nasıl ve ne kadar barınabilecekleridir.

Şimdiye kadar Rum tarafı “garantilerin çağı geçti, AB kültüründe garantiler olmaz” propagandasını yapmaktaydı. Bakınız şimdi Anastasiadis Kıbrıslı Türklerin güvenliklerinin sağlama bağlanması gerektiğini söylemeye başladı.

Görüşmeleri çok ustaca yönetmekte olan Rum tarafı garantilerin çağının dünyamızda geçmediğini ve asla geçmeyeceğini elbette ki çok iyi bilmektedir. Uluslararası hukukta ve ilişkilerde garantörlüğün yadsınmaz yeri ve örnekleri vardır.

Değerli araştırmacı yazar dostum Nazım Beratlı dünyamızdaki geçerli garantörlükler konusunda bilgi sahibi olunabilmesi için ilgi duyanlarımıza internette bazı adresler tavsiye etti… Mesela şunlar gibi: “ Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.