HUNKAR SAG GIYDIRME
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

17.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Geçitkale – Boğaziçi operasyonu dosyası…

15 Kasım 1967’de yaşanan Geçitkale – Boğaziçi olayları Kıbrıs’ın yakın tarihinde yeni bir dönemi tetiklemişti. Ne var ki, dikkatler KKTC’nin kuruluş yıldönümü dolayısıyla yapılan etkinliklere odaklanırken, yakın tarihin bu önemli dönüm noktası unutulmaktadır.

1967 Geçitkale (Köfünye)  – Boğaziçi (Ayio Theodoru - Aytotro) olayları, 1974’ten önceki son Türk – Rum çatışmasıdır. Türk tarafının 24 şehit verdiği o çatışmanın sonuçları asla göz ardı edilemez. Geçitkale – Boğaziçi saldırısına Rum Milli Muhafız askeri olarak katılan bir Rum’dan dinlediklerini, sol tandanslı aydınlarımızdan, CTP kökenli Yazar Hasan Erçakıca’nın ağzından duydum.  Türk – Rum ortak gençlik komitelerinde, barış adına birlikte çalıştıkları o Rum, Erçakıca’ya aynen şunları söylemiş: “Yunanlı subaylar saldırıya geçildiğinde bize ‘Türkleri tavuklarına varıncaya dek keseceksiniz’ emrini vermişlerdi.” 

Gelgelelim, Geçitkale ve Boğaziçi’ne emrindeki Rum Milli Muhafızlarını ve Yunan tümenini saldırtan Grivas baltayı taşa vurur… Yaşlı Türk insanlarının üzerine benzin dökülerek yakıldığı, 15 – 16 yaşlarındaki Türk çocuklarının kurşuna dizildiği, Geçitkale ile Boğaziçi’nin ateşe verildiği bu orantısız saldırıdan sonra garantör Türkiye Kıbrıs’a askeri müdahale kararını açıklar. Bunun yanı sıra uluslararası kınamalar ve baskılar da başlar. Grivas, Kıbrıs’a adanın işgali için gönderilen bir tümen Yunan askerini de yanına alarak gece karanlığında Yunanistan’a kaçar...

Türk Lider Rauf Denktaş’ın sürgünden adaya dönmesi üzerine, 1968’de bugün hâlâ sürmekte olan toplumlararası görüşmeler başlar. Makarios’un ilan ettiği normalizasyonla yollardaki utanç barikatları kaldırılarak Türklere adada serbest dolaşım hakkı tanınır. Gettolara kapatılmış olan Türklerin çevresindeki kuşatmalar da hafifletilir. Makarios Rejimi adadan göç etmek isteyen Türklere her türlü desteği ve olanağı sağlar. Göç akını başlayınca Türk nüfusu giderek azalmaya başlar… Bu da hakimiyetçi ve ırkçı Makarios’un sinsi planıydı…

Grivas ise birkaç yıl sonra adaya yeniden gizlice dönecek, Makarios’u devirmeye ve ENOSİS’e odaklanan terörist kampanyasını başlatacaktı. Rumlar artık bir iç savaşın sarmalında kendi kendileriyle uğraşmaktadırlar. Grivas’ın  Limasol’daki gizli sığınağında ölmesinden sonra da devam eden bu terör kampanyası, 15 Temmuz 1974 Cunta darbesine dek sürer. Darbenin arkasından da, 5 gün sonra Kıbrıs’a Türk askeri harekâtı gerçekleştirilir.                                   

Geçitkale – Boğaziçi olayları, yarattığı önemli sonuçlar nedeniyle üzerinde en fazla komplo teorisi üretilen Kıbrıs fenomenidir. Kimi teoriye göre Türkiye’nin müdahalesini bir an önce sağlamak amacıyla TMT Komutanlığı kışkırtıcı taktiklere başvurmuştur. Kimi teoriler ise, Türkleri katlederek mutlak hakimiyet adına sonuç alamayacağını anlayan Makarios’un, Yunan Cuntası’nın piyonu olan Grivas’ı o şok edici saldırıya özendirerek provokasyon yaptığına dairdir.

Geçitkale, 1960’ların ortamında ada genelinde Türklerin güzergâh kontrolü yapabildiği tek stratejik noktaydı. Üstelik bu kontrol noktası Lefkoşa – Limasol ana yolu üzerindeydi… Köfünye’nin adının “Geçitkale” olarak değiştirilmesi de o yüzdendi…                                                                                

Nitekim, Fanos Konstantinidis isimli Rum gazeteci, “Kıbrıs Dosyası Komitesi”ne Ağustos 2012’de verdiği ifadede ve daha sonra yazdığı kitapta, 15 Ağustos 1967 “Köfünye” (Geçitkale) olaylarının Yunanistan’ın oluru ve başında Makarios’un bulunduğu Rum Yönetimi’nin emriyle gerçekleştiğini açıkladı. Konstandinidis’in “Kıbrıs Dosyası Komitesi”ne verdiği ve daha sonra da kitabında aktardığı ifadesi aynen şöyle:

“Köfünye’ye operasyon gecesi Hükümet Sözcüsü Miltiadis Hristodulu, aralarında benim de bulunduğum gazetecileri ofisine çağırdı ve şunları söyledi: ‘Baylar, bu akşam Köfünye’de General Grivas ve Milli Muhafız Ordusu tarafından girişilen operasyon Kıbrıs hükümetinin emriyle yapılıyor. Türkler kurban verdiği ve Türkiye de istilayla tehdit ettiği için sizden ricam, olayları geniş yansıtmayın… Mümkünse resmi açıklamayla sınırlı kalın’. Hristodulu’nun, operasyonun Kıbrıs Hükümeti’nin emriyle yapıldığına dair açıklaması çok açık ve netti.”

Konstantinidis daha sonra, 18 Kasım 1967’de çalıştığı “Mahi” gazetesinde görevliyken, Atina Haber Ajansı’ndan; General Grivas’ın Geçitkale (Köfünye)  olaylarıyla ilgili olarak Yunan hükümetine izahat vermek üzere Atina’ya çağrıldığını belirten bir telgraf alır. Hemen Milli Muhafız Ordusu Komutanlığı’na koşar ve o ana kadar hiçbir şeyden haberi olmayan Grivas’a bilgi verir. Grivas ise Konstantinidis’e, operasyon öncesi katıldığı Cumhurbaşkanlığı’ndaki toplantıda, Ayiu Theodoru (Boğaziçi) ve Köfünye’deki operasyon için hem Kıbrıs, hem de Yunan hükümetlerinden tam yetki aldığını söylediğini anlatır.

Grivas Konstantinidis’e, o toplantıda kendisinin operasyonu polisin yapmasını istediğini, ancak İçişleri Bakanı Polikarpos Yorgacis’in, polisin çabalarının sonuç vermediğini, bu nedenle Milli Muhafız Ordusu’nun müdahale etmesi gerektiğini söylediğini açıklar. Araya giren Makaripos, Milli Muhafız Ordusu’nun müdahalesinin şart olduğunu vurgular. Grivas, bunun üzerine Atina’nın da onay vermesini ister ve istediği onayı alır.

Fanos Konstantinidis, ifadelerinde; Kıbrıs Rum ve Yunan hükümetlerinin,  Grivas ve Milli Muhafız Ordusu kurmaylarının Geçitkale operasyonunun o boyuta ulaşacağını hesaplamadığı kanaatini belirtir. Rum gazeteci “Milli Muhafız Ordusu Komutanlığı, Köfünye’deki Türklerin oldukça silahlanmış ve iyi eğitimli olduğunu çok iyi biliyordu. Bu nedenle Lefkoşa’yı ve Atina’yı, operasyonun başarılı olması için ‘takviyeli güç’ kullanılması gerektiği konusunda uyarmıştı. Her iki hükümet de bunun üzerine operasyona yeşil ışık yaktı” dedi.

15 Kasım 1967’de Geçitkale (Köfünye) ve Boğaziçi (Aytotro) köyüne Grivas komutasında yapılan saldırıda yaşamlarını kaybeden 24 Türk’ün listesi:

Bayram Mani (Geçitkale), Bayram Mehmet Gunni (Geçitkale), Cemaliye Hüseyin Luricadi (Geçitkale), Cemal Mani (Lefkara), Eray Mehmet Gugo (Geçitkale), Hasan Kanizi Broisto (Geçitkale), Hasan Velettin (Geçitkale), Hüseyin Aziz (Lefkara), Hüseyin Hasan (Geçitkale), Hüseyin Kudi (Boğaziçi), Hüseyin Mevlit (Boğaziçi), İsmail Şakir (Lefkara), Kasım Ali (Geçitkale),  Mehmet Emin Sait (Geçitkale), Mehmet İbrahim (Geçitkale), Mehmet Şakir (Boğaziçi), Meryem Süleyman (Lefkara), Mustafa Halil (Lefkara), Mustafa Hasan (Geçitkale), Mustafa Koççini (Lefkara), Mustafa Muharrem (Boğaziçi), Osman Gaculli (Geçitkale), Osman Şevket Polo (Lefkara), Remzi Cemal (Geçitkale)

Lefkaralılar, daha güvenli bir bölgede yaşayabilmek adına yakınlardaki karma ve büyük köy Lefkara’yı terk eden göçmen ailelere mensuptular. Gelgelelim, aradıkları güvenliği, sığındıkları Geçitkale’de de bulamadılar ve orada Rum – Yunan saldırıları sonucu yaşamlarını ve yeni yuvalarını kaybettiler.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.