• 17 Mayıs 2017, Çarşamba 7:46
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Gelinen kritik nokta…

Akıncı – Anastasiadis görüşmeleri yine ağırlıklı olarak gündemde. Ama şimdi tartışılmakta olan, bu görüşmelere dair umutlar değildir. Ya nedir?. Umutsuzluklar ve masanın duvara çarpmasıyla nelerin oluşacağı, ne tür süreçlerin başlayacağıdır…

Başlangıçta çoğumuzun kalıcı çözüm adına umut bağladığı Nikos Anastasiadis keyfinden ve kişisel tercihinden dolayı girmemiştir net biçimde ortaya çıkan şu uzlaşmaz tavrına. Adam politikacıdır… Halkının genel istençlerine ve siyasal eğilimlerine göre iş yapmaktadır. Rum halkının çoğunluğu uzlaşmadan yana değildir… Ve siyasetçi Anastasiadis de bu duruma göre davranmaktadır. Rum halkı arasında yapılan her anket, her kamuoyu yoklaması o toplumsal uzlaşmaz eğilimleri vurgulamıyor mu zaten?..

Cumhurbaşkanımız Mustafa Akıncı içinde bulunulan kritik durumu “artık karar verme aşaması” olarak nitelendiriyor. Görüşmelerin kaderine ilişkin nasıl bir kararın verilebileceğinin tahminleri de yine Akıncı’nın söylemlerine bakılarak yapılabilir.

Akıncı, çözüme ulaşma konusunda Rum tarafının gerekli iradeyi, kararlılığı ve gerçekçiliği göstermediğine parmak basıyor. Akıncı’nın teşhir etmek zorunda kaldığı böyle bir mantıkla daha nereye kadar yürünebilir?..

   *          *             *

50 yıldan bu yana süren denemelerde olduğu gibi, bu kez de görüşmelerin çıkmaza girmesi eşyanın tabiatına aykırı olmayacak. Bu sürecin “eşya”sı yani öznesi Rum tarafıdır… Türklerle bu adada hiçbir şeyi paylaşmama konusundaki ırkçı ve hakimiyetçi takıntısını vazgeçilmez bir milli siyasete dönüştüren o Rum tarafı...

Türk tarafının aşırı istekleri nedeniyle çözüme ulaşılamadığını öne sürenler de vardır… Ki, onlar ister Türk, isterse Rum olsunlar, tarihi gerçekleri örtbas ederek konuşmaktadırlar.

Onların yakın tarihi bilmeyecek kadar cahil olduklarını hiç düşünmüyorum. 1968’de başlayıp 1974’e kadar süren görüşmelerde, Türk tarafının o ezim ezim olmuş haliyle masadaki muhatabından istediği neydi ki? Gelgelelim, ırkçı ve hakimiyetçi Rum siyaseti o günlerin koşullarında bile Türk tarafına zırnık yaşama hakkı tanımamıştı. 1968’den 1974’e kadar aşırı hangi isteği vardı Türk tarafının tanrı aşkına?..

Çözüm arama sürecinde kimi kişilerin Türk halkı üzerinde suçluluk duygusu yaratma devinimleri ise şaşırtıcı bir sığlığı yansıtmaktadır. 1963 Aralık ayında ortaklık cumhuriyetini terk edip kaçan tarafın Türkler olduğunu iddia etmek ve Türk tarafını şimdi nasıl olursa olsun bir çözüme suçluluk duygusuyla zorlamak, tarih bilincini kabaca dışlayan bir taktiktir ve insafsızlıktır.

Londra – Zürih kurucu antlaşmalarının daha mürekkebi kurumadan “Cumhuriyet ENOSİS’e sıçrama tahtamızdır” diyen Başpiskopos Makarios’un 3 yıl boyunca Cumhuriyet’deki ortağı Türklere uyguladığı zorbalıklar ve dışlamalar var… 13 maddelik anayasa değişikliği girişimi ve bu girişimde Rum tarafını haksız bulan Anayasa Mahkemesi Başkanı Forsthoff ile yardımcısı Heinz’in tehditle adadan kovulması var… Anayasa değişiklik önerileri reddedilince bir soykırım projesi olan Akritas Planı’nın yürürlüğe konulması var… 1974 Temmuz’una değin Türk halkının param parça edilerek gettolarda kuşatma altında işkencelerle yüz yüze getirilmesi var… O günlerde oradan burada toplanıp kaçırılan yüzlerce Türk’ün kemikleri hâlâ ada genelinde toplanmaktadır.

Peki bu halk mıydı kurucu ortağı olduğu o Cumhuriyet devletini bırakıp da kaçan?..

   *          *             *

Türklerle Rumlar bu adada yan yana yaşamaya mahkûm iki halktır. Bundan sonra yapılması gereken bu yan yana yaşam tarzının ilkelerinin ve kurallarının belirlenmesidir. Görüşmeler varsın sürsün… Ama bu minval üzerine, yan yana barış içinde yaşama projesi üzerinde sürsün… “Birleşik Kıbrıs” ütopyası üzerine değil. Türklerle Rumlar tarihlerinin hangi döneminde bu adada birleşik düzende yaşamışlar ki, bundan sonra da yaşayacaklar?!..

Zamanımızı beyhude görüşmelerin hayalleri peşinde harcayacağımıza gerçeklerle uğraşalım, gerçekçi olalım… Bizim tüm demokratik organlarına sahip devletimiz var... Gerçekçilik neyi öngörür? Reformları ve çağdaş dönüşümleri gerçekleştirerek bu devleti Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Muasır medeniyetler seviyesi” ne çıkarmayı öngörür.

O muasır medeniyetler seviyesini bize başkalarının sunmasını beklemeyelim. Çabayı ve başarıyı göstermesi gerekenler bizatihi biziz, kendimizdir…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 13 8 1 4 6 25
2 YENİCAMİ AK 13 7 3 3 12 24
3 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 13 6 6 1 10 24
4 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 13 8 0 5 6 24
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 13 7 3 3 5 24
6 BİNATLI YSK 12 6 4 2 9 22
7 BAF ÜLKÜ YURDU 13 5 3 5 11 18
8 TÜRK OCAĞI LİMASOL 12 5 1 6 2 16
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 13 3 7 3 -1 16
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 13 4 4 5 -2 16
11 LEFKE TSK 13 4 2 7 -5 14
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 13 4 2 7 -12 14
13 CİHANGİR GSK 13 3 4 6 -9 13
14 YALOVA SK 13 3 3 7 -5 12
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 13 2 5 6 -9 11
16 OZANKÖY SK 13 2 4 7 -18 10

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup