• 29 Mayıs 2017, Pazartesi 8:11
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

GSM antenleri ve kanser…

Geçen cuma günkü yazım Turkcell Kıbrıs’ın yeni müdürü Harun Maden’in göreve başlarken yaptığı açıklamalar ışığındaki gözlemlerime dairdi. Yazımın başlığını anımsatırım: “Özel Sektör Girişimciliği Bizi Kanatlandırır.”

GSM antenleri konusunda toplumumuzda oluşan haklı duyarlılık, bu yazım vesilesiyle kendini bir kez daha gösterdi. Tanık olduğum bu duyarlılık da, doğrusu beni mutlu etti… Harun Maden’le buluşmamız sırasında meskûn yerlerdeki GSM antenleri konusunu medya mensupları olarak neden gündeme getirmediğimizi soruyordu kimi okurumuz.

Ama ilginçtir ki, bu konudaki soruların bazıları cep telefonlarından sesli ya da yazılı olarak geldi!.. Ki o telefonları canlı tutan, işte yakınma konusu olan bu antenlerdir…

Sözüm sözdür: Harun Maden’le ilk buluşmamızda ağırlıklı olarak bu konuyu gündeme alacak ve edindiğim bilgilerle gözlemleri de ayrıntılı şekilde paylaşacağım. Hatta sayın müdürün bu konuda acil bir açıklaması varsa, okurlarımla derhal paylaşmak üzere yazılı olarak da beklerim. Zaten ülkemizdeki görevi sırasında sayın müdür meskûn alanlardaki GSM antenleriyle ilgili toplumsal duyarlılığa sıkça rastlayacaktır. Belki de bu duyarlılığın belgelerini içeren dosyalar önündedir…

Ama izninizle bazı toplumsal gerçeklerimizi de şimdilik burada yazmak durumundayım…

*             *             *

Kanserin yığınla türü var. O antenler olmasa da insanlar kanserden ölmektedirler. Maalesef… Kanser, insanlığın tarihi kadar eskidir… Mısır kazılarında ortaya çıkarılan kimi mumyada bile, ölüm nedeni kanser olarak belirlenmiştir.  Kadim Mısır uygarlığı herhalde cep telefonlarını ve onları canlı tutan antenleri keşfedecek kadar gelişmemişti!..

Elan evlerimizde ve iş yerlerimizde hayatımıza girmiş ve kanser saçmakta olan yığınla teknolojik alet vardır. Tıpta insanları tedavi için, hastalıkları teşhis etme adına kullanılan teknolojik cihazların bile kanserojen etkisi söz konusudur... Hastanelerde ve laboratuvarlarda insanların girmesi sakıncalı olan bölgeler vardır. O bölgelerdeki görevliler koruma altında ve dinlendirilerek çalıştırılırlar… Yediklerimizde ve içtiklerimizde, soluduğumuz havada da kanser tehlikesi hep kol gezer... Kanserojen salgılayan modern arabalarımızın ve trafiğin içindeyiz. Vazgeçmediğimiz şu mangal keyiflerimiz de başlı başına kanserojen...

Şunu da unutmayalım ki,“bilişim teknolojisi” olayı tek başına o antenler değildir. Kendimizi bilişim teknolojisinin yararlarından ve nimetlerinden soyutlayamayız. Çağımız teknoloji ve iletişim çağı. Bu çağın temeli de, baş döndürücü bir hızla gelişen ve şaşırtıcı ürünlerini sunan o bilişim teknolojisidir. Harika santrallar duyarlı uydular olarak uzaya gönderilmekte... Ama onların yeryüzündeki dağıtım sistemini de yine oraya buraya yerleştirilen antenler sağlamaktadır.

Bilim insanları, cep telefonlarının daha yaşamımıza girmediği günlerden bu yana kanserin nedenleri ve kaynakları üzerinde kafa patlatmaktadırlar... Tam olarak o nedenlerin tümünü saptayabildiler mi? Hayır!..

*             *             *

Antenlerin risk oranı meselesini elbette ki yeni müdürle ve hatta bilişimle ilgili her uzmanla konuşuruz… Da, bazı olanaksızlıkların da bilincinde olmalıyız... Mümkün olsa da, risklerinden azade yaşayabilmemiz adına temenni edildiği gibi o antenlerin tümü meskûn olmayan yerlere kurulsa keşke… Ah keşke!..

Ama hem akıllı telefonlarımızdan vazgeçmeyiz, nüfusumuzun iki katı cep telefonu taşırız, hem de bu telefonları kullanabilmemizi sağlayan antenlere karşı çıkarız... Yadsınamayacak paradoksal gerçeğimiz işte budur…

Bir de yaşanmışlığım var: Geçmişte bu antenlerle ilgili bir eyleme katılmıştım… Eylemcilerin çoğu protesto ettikleri o antenlerin altında akıllı telefonlarıyla meşguldüler... Kimisi konuşuyor, kimisi mesaj atıyor, kimisi fotoğraf çekiyor, kimisi de minik ışıklı ekranlarda izlemede bulunuyordu…

Benzeri bir şaşkınlığı, çevre protestolarına, çevrenin düşmanı 4x4 devasa araçlarıyla gelenlere tanık olduğumda da yaşarım.

Hiç kuşkusuz bu toplumsal paradoksumuzu da incelememiz gerekir. Düşüncelerime katılmayanların, ya da itirazı olanların bu konudaki görüşlerini de merak etmekteyim. Lütfen bana iletsinler. Ama, iletişim aracı olarak akıllı telefonlarını ve internetlerini kullanmadan iletsinler lütfen!..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 15 9 3 3 17 30
2 BİNATLI YSK 15 8 5 2 12 29
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 15 9 1 5 8 28
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 15 8 4 3 6 28
5 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 15 8 1 6 3 25
6 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 15 6 6 3 7 24
7 BAF ÜLKÜ YURDU 15 5 5 5 11 20
8 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 15 5 5 5 -1 20
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 15 4 7 4 -1 19
10 LEFKE TSK 15 5 2 8 -5 17
11 GENÇLİK GÜCÜ TSK 15 5 2 8 -16 17
12 TÜRK OCAĞI LİMASOL 15 5 1 9 -4 16
13 CİHANGİR GSK 15 4 4 7 -5 16
14 YALOVA SK 15 4 3 8 -5 15
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 15 3 6 6 -8 15
16 OZANKÖY SK 15 2 5 8 -19 11

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 16.01.2018 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 16.01.2018 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 16.01.2018 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 16.01.2018 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 16.01.2018 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 16.01.2018 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 16.01.2018 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 16.01.2018 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 16.01.2018 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 16.01.2018 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 16.01.2018 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 16.01.2018 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup