HUNKAR SAG GIYDIRME
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

09.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Gün doğmadan neler doğar…

Yeni yılın ilk iki haftası içinde yoğun olayların sarmalında ilerliyoruz… Dramlarla dolu 2016’yı geride bırakırken, yaşanan acıların olağanlaşarak yeni yıla da uzanmaması, yeni yıl söylemlerinde ve mesajlarında en fazla yinelenen dilek oldu…

Ne yazık ki, durum ve gelişmeler bu içten dileğin önünde kâbus gibi dikilmektedir…

Yeni yıla girerken, bizi ateşten çemberine alan savaşın ve terörizmin kökü hâlâ kazınabilmiş değildir…

2016’da dünyanın en sakin suları olarak bilinen Akdeniz, yüzlerce mülteci dramına sahne oldu…

Her şeylerini arkada bırakarak Akdeniz’de giriştikleri umut ve barış yolculukları trajediye dönüşen mülteciler, tarihin de, insanlığın da yüreğinde yaslı izlerini bıraktılar…

Dünyanın gerçek yöneticilerinin acımasız uluslararası kapitalist tröstler olduğu 2016’da çok daha iyi anlaşıldı…

Petrol ve silah tüccarları dünyayı çıkarlarına göre yönetmekte ve kurgulamakta elbette ki berdevam olacaklardır…

Ne silahı pazarlamanın, ne de petrole ulaşmanın ölümcül hırsı biter…

Acıdır ki, hidrokarbon  siyasetleri nedeniyle Kıbrıs’ımız da bu ölüm tacirlerinin ahtapotun kollarını çağrıştıran sarmalına girmektedir… Petrol kokusu olan yerde, kan kokusu da vardır…

Tanrı Kıbrıs’ı ve tüm Kıbrıslıları korusun…

                                                                              *             *             *

Bizim minik ülkemizin önemli meselelerine gelecek olursak…

Çevre sorunlarına hak ettikleri duyarlılığı gösteremiyoruz… Bunun bedelini de gittikçe ağırlaşan doğa felaketleriyle ödemeye başladık…

Yaşanan sel baskınları ilk değil, son da olmayacaktır…

Kendi ellerimizle biriktirdiğimiz çevresel sorunların üstesinden gelebilmek adına radikal önlemler alınmalı… Gelgelelim o radikal ruh ne siyasetçilerimizde, ne de o siyasetçileri oylarıyla destekleyen halkımızda var…

Maalesef popülizmin ve bireyciliğin bataklığı içindeyiz. Büyük toplumsal işlere imza atamıyoruz…

Yine çevre olgusunun bir parçası olan trafiği tam bir karmaşaya dönüştürmüş durumdayız… “Facialar kaderimiz değildir” diyoruz, ama kadere dönüştürdüğümüz nice faciayı da önleyemiyoruz…

2016 yılında trafikte 36 insanımızı yitirdik… Bu demektir ki trafiğe her ay 3 kurban verdik yıl boyunca… Buna trafikteki yaralanmaları, sakatlanmaları, ulusal servet kaybını ve toplumsal travmaları da eklersek, ortaya çıkan tablo çok dehşet vericidir…

Trafik kazalarının oluşma nedenleri bilinmektedir. O nedenler boyuna seslendirilmektedir. Ama önlemleri alınamıyor… İcraatta yokuz…

                                                                              *             *             *

1868’den bu yana süregelen Kıbrıs sorununa çözüm görüşmelerinin 2016’da gözle görülür bir ivme kazandığı gerçektir. Bununla birlikte sürdürülebilir çözüm konusunda büyük umutlar besleyemiyoruz…

Hem iyimseriz, hem de kuşkulu ve ihtiyatlıyız gelişmeler konusunda…

Toplumlara aşırı çözüm umutları pompalamak, olası bir başarısızlıkta büyük travmalara dönüşecek düş kırıklıkları yaratabilir…

Önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek Cenevre zirvesine hazırlanılırken, dönüşümlü başkanlık, garantiler, toprak ve mülkiyet gibi temel başlıklar dahil, yığınla ayrıntı üzerinde uzlaşma sağlanamadığı hiç kimsenin meçhulü değildir…

Rum tarafındaki etkin ağızların, görüşmelerin Cenevre’den sonra da sürebileceğine dair açıklamaları, çözümün halen çantada keklik olmadığının ciddi işaretidir…

Buraya kadar tüm yazdıklarımı bir Türk Atasözü ile noktalamak isterim: “Gün doğmadan, neler doğar.”

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.