HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

14.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Güncel notlar…

BUGÜN: Liderlerden 7 Eylül görüşmesinden sonra gelen açıklamalar, bugünkü 14 Eylül ortak basın toplantısına odaklanan dikkatlere yeni bir duyarlılık kazandırdı. “7 – 8  kritik görüşme” şifresiyle günlerdir basılan havanın getirdiği genel beklenti neydi?. Kesin sonuçlar getirecek o kritik görüşmelerden sonra 14 Eylül'de liderlerin ortak bir bildiriyle uzlaştıkları duyurulacaktı. Tam bir hafta önceki açıklamalar ise bu genel beklentiye gölge düşürdü.

Özellikle Rum Lider Nikos Anastasiadis'in açıklamasında 14 Eylül'de ortak bir bildirinin sunulmasının söz konusu olmadığının, sadece ortak bir açıklama yapılacağının altı çizildi. Bizim Cumhurbaşkanımız Mustafa Akıncı ise görüşmelerin 14 Eylül'den, hatta New York zirvesinden sonra da süreceğini bildirdi...

Sözün özü, bu iş 2016'da biteceğe benzemiyor ey dostlar. Cumhurbaşkanımızın başlangıçta koyduğu mayıs ayı sınırı da zaten çoktan aşıldı. Bugün liderler tarafından yapılacak olan açıklamalar, hiç kuşkusuz görüşmelerin kaderiyle ilgili olacak. Çok önemli ve çok tarihsel… Onları can kulağıyla dinlemeye hazırlanalım.

*             *             *

EMPERYALİZMİN ÜS TASARIMI: Kıbrıs'ta müzakere sürecinin tozu - dumanı içinde İngiltere ve ABD'nin ortak stratejik projesi gündeme geldi, ama bunun öneminin kaç kişi farkında? İncirlik Üssü’nün Kıbrıs'taki egemen İngiliz üslerine taşınıp adamızın Anglo - Sakson emperyalizminin nükleer vurucu üssü haline getirilmesinin projelendirildiği dilden dile dolaşan bir siyaset efsanesine dönüştü. Siyasi çevreler, son zamanlarda gerginleşen Türkiye – ABD ilişkilerine dikkati çekerek, bunun söylentinin de ötesinde ciddi bir olasılık olduğunun altını çiziyorlar.

Türkiye'nin halkımızın vazgeçilmez güvencesi olan garantörlüğü için ortalığı birbirine katmakta olanların ve “askersizleştirme” başlığı altında genellikle Türkiye’yi kampanyalarına hedef seçenlerin, gündeme gelen bu ciddi olasılıkla ilgilendikleri pek de dikkatimizi çekmedi. Türkiye’nin askeri garantisinin önemi, Kıbrıs’ta nükleer vurucu Anglo – Sakson üslerinin oluşturulmasının yanında nedir ki? Emperyalizmin gerçek karşıtlarının, elbette ki Kıbrıs’ımıza dair böylesi stratejik bir açılımın tehlikelerini görebilmeleri ve ses verebilmesi gerekir.

*             *             *

BOĞAZ OTEL OLAYI: Ülkemizde, kamuoyunun dikkatini çeken önemli bir hukuk olayı yaşanıyor. Şu Boğaz Otel ek tesislerinin yıkılması olayından söz ediyorum… Kafaları karıştıran durumlar olduğu kesin… Hani o tesislerin yıkılması kararı bir mahkeme emriydi? O emrin uygulanması niye yıllarca geciktirildi? İşte ülkeye de yayılan toz – duman içinde mahkemeden yıkımın durdurulmasına ve sorunun yargıda görüşülmesine ilişkin ara emri çıkarıldı. Duruşma 23 Eylül’de… Bazı tesislerin yanlışlıkla yıkıldığını itiraf eden İskele Belediye Başkanı Hasan Sadıkoğlu'nun, mahkemenin toplanmasını beklemeden yıkım eylemini sabahın 04.30'nda zifiri karanlıkta başlatması da, oldukça düşündürücü. Durun bakalım şimdi ne olacak!.. Ağır bir tazminat davası açılmış ki, eğer davacı kazanırsa iskele Belediyesi de iflas eden belediyelerimiz zincirine eklenir.

*             *             *

TUTARLI OLMALI: AB fonlarından alınan milyonlarca Euro’nun deşifre edilmesi ortalığı karıştırdı. Dikkati çeken yansımalardan biri de, bu paraların kullanım amaçlarını sorgulayanlara amansızca saldıranlar arasında Türkiye'ye "Ne paranı...." diye başlayan o sloganla meydanlarda boy gösterenler de var. Bu durumda, onlara sormak vacip oldu:

"AB'den gelen paralar Türkiye'den gelen paralardan çok daha mı kutsaldır sizin için? Kendi kendinize yeterli olmak iddiasındaysanız ve Türkiye'nin parasını reddediyorsanız şimdi AB'nin paralarını neden kabullenip bir de bu paraları hararetle savunuyorsunuz?"

Hangi türden bir mücadelenin içinde olursa olsun kişiye tutarlılık gerekir. Bir de parantez açmak gerekirse, şu durum var: Çok gerekli projelere harcandığı öne sürülen bu 7 milyon Euro'luk meblâğ, Türkiye'den gelen meblâğın yanında devede kulak bile değil...

*             *             *

ŞEFFAFLIK: Tutarlılığın bir diğer gereği de topluma karşı sorumlu ve şeffaf olmaktır. AB fonlarından alınan milyonların deşifre olması üzerine öfkelenmek yerine projeler için yapılan harcamalar belgeleriyle birlikte kuruşuna dek açıklansa ve o milyonlara mal olan projelerin halka ve ülkeye somutta ne yararlar getirdiği inandırıcı bir dille halkın bilgisine sunulsa çok daha iyi olmaz mı yani? Listede bulunan ve bazıları birkaç kişi tarafından oluşturulan kuruluşların her birine yüz binlerce Euro verildi.

Halk yararına yapılan somut işleri halkın ayrıntıları ve belgeleriyle öğrenmesinin ne sakıncası var? Hele "Bu iş AB ile bizim aramızda" söylemiyle olayı kestirip atmak hiç de onay görmez. Demokrasinin temel gerekleri topluma karşı sorumluluk ve şeffaflıktır.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.