Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

27.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Gündemde daldan dala…

ŞAŞIRTICI AÇIKLAMA: New York zirvesi bağlamında özetlemede bulunan Cumhurbaşkanımız Mustafa Akıncı "Karamsarlığa kapılmak için neden yok" dedi. Doğrusu, iyimserliğe kapılmak için de bir neden yok!.. Batı cephesinde de yeni bir şey yok!.. Batı, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda etkin ve güvenilir bir sinerji yaratamıyor.

Üçlü zirvenin arkasından, BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon'dan sansasyonel açıklama bekleyenlerimiz Pazar gecesi tam bir şaşkınlığı yaşadılar. Ban, kısa süren açıklamasında görüşmeleri kararlılıkla sürdüren Akıncı ile Anastasiadis'e alışılagelen övgülerini sunduktan sonra "baylar ve bayanlar" diyerek sözü Suriye sorununa getirdi ve oradaki trajediyi anlatan acıklı cümlelerinin arkasından da sırtını dönüp yorgun adımlarla odasına gitti. Ne demek istedi Genel Sekreter? "Hadi ya, ben sizinle mi uğraşacağım, orada Suriye cehennemi daha bir kaynarken!."

ÖĞRENİLEMEYEN DOĞRULAR: Bizim taraf ketum mu ketum… O nedenle merak ettiğimiz konular için hep “Rum’dan al haberi” modundayız… Rum Lider Nikos Anastasiadis’in BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmanın ana hatları, çözüm – mözüm adına, anamızın ağlatılmak istendiğinin sinyalleriyle yüklüydü.

Anastasiadis o konuşmasında Cumhurbaşkanımız Mustafa Akıncı ile dört özgürlük konusunda ve derogasyonlar olmadan AB hukukunun tüm adada uygulanması bağlamında anlaşmaya vardıklarını açıkladı. Adamın uzun konuşmasının can alıcı noktaları da zaten bunlardı. Görüş birliğine varıldığı açıklanan o yaşamsal konular uygulamaya konulursa, Kıbrıs Türk halkının asimilasyonu çok kısa sürede gerçekleştirilmiş olur... Bu arada Anastasiadis görüşmelerin takvime bağlanmasına karşı olduklarını o kürsüden de ilan etti. Bunun Türkçesi, isterse görüşmeler yıllarca sürsün, tüm isteklerini alıncaya dek her platformda diretecekler...

Kıbrıs Türk halkında oluşan dalgalanma üzerine Akıncı New York’ta sıcağı sıcağına yaptığı açıklamada “Anastasiadis’in konuşması doğruları tam yansıtmıyor” dedi. Ah o doğrular!.. Ne zaman, nasıl ve kimden öğrenmeli acaba o doğruları?!..                      

                                                               *             *             *            

ÜZERİMİZE GELEN KARANLIK: Ola ki sanatçılarımızdan bir açıklama gelir diye bekledim… Ne ki, beklentim gerçekleşmedi. Sofokles’in “Antigone” oyununun Salamis Antik Tiyatrosu’nda sergilenmesi projesine Rum kamuoyunda tepkiler oluşunca Rum Tiyatro Örgütü Başkanı Yannis Tumazis o tepkileri yatıştırıcı bir açıklamada bulunmayı kendine görev bildi. Ve dedi ki; “Salamis’e iki Yunan tiyatrosuyla birlikte ev sahibi olarak gideceğiz. Tıpkı geçtiğimiz yıl olduğu gibi.”

Tüm ada üzerindeki hakimiyetçi ve yayılmacı Rum emellerinin sanata yansıtılmasının ifadesi olan bu açıklama, gazetelerimizde de yer aldı almasına da, esas konuşması gerekenler susmayı yeğlediler. “Aman ha Rum dostlarımızı gücendirmeyelim!” suskunluklarından biri daha...

Rum komşularımız hakimiyetçi ve yayılmacı emellerini seslendirmek adına tiyatroyu bile gerekçe sayıyorlar. Bizim sloganımız “karanlığa rağmen tiyatro, karanlıkta görmek için tiyatro” olsa da, üzerimize gelen fanatik ve ırkçı karanlığa gözlerimizi kapatmaktayız vesselâm!.. Bırakınız karanlığı, aydınlıkta olanları bile görmezlikten geliyoruz…                                          

                                                                     *       *             *

AMERİKAN KAPİTALİZMİNİN DOĞUŞU: "KIBRIS" Gazetesi’nde her Cumartesi yayımlanan "Sinema Klasikleri" dizimizde iki hafta önce Akira Kurosawa imzalı "7 Samuray"ın tanıtımını yaparken bu Japon başyapıtının nice filme ilham kaynağı oluşturduğunu yazmıştım. İşte o başyapıtın yeni bir versiyonu da "The Magnificent Seven" adıyla şimdi sinemalarımızda. Filmi izlerken Western tadını doyasıya yaşadım. O ekolün tüm klişeleri bu filmde kullanılmış. Amerikan kapitalizminin Vahşi Batı’da doğduğunun da altını çizen damardan bir Western...

Her Western filminin değişmez teması, iyilerin kötülere karşı verdiği ve mutlaka iyilerin kazandığı onur savaşıdır. Gelişen sinema teknolojisinin sağladığı olanaklarla diğer versiyonlarından çok daha aksiyonlu bir "Muhteşem Yedili"yle yüzleşmek isteyenlere filmi tavsiye ederim... Usta yönetmen Antoine Faqua, yıllar önce "Training Day"de zıt karakterli polis rollerinde oynattığı Denzel Washington ile Ethan Hawke'ı bu kez karşımıza Vahşi Batı'nın iki bıçkın silahşoru olarak çıkarıyor... Western kahramanının siyahi bir aktör olmasını Hollywood pek yeğlemezdi. Ama o siyahi aktör Denzel Washinton olunca iş değişiyor!.. Silahlı düello sahneleri şiddetin barut kokulu bale gösterisi gibi... Chris Pratt, Vincent D’Onofiro, Byung – hun Lee ve Peter Sarsgaard filmin diğer oyuncuları.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.