Cyprus Today sol
  • 03 Nisan 2018, Salı 8:23
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Gündeme nokta atışları…

İKİ BULUŞMA: Cumhurbaşkanımız Mustafa Akıncı 15 Nisan Pazar akşamı, Cumhurbaşkanlığında Derviş Eroğlu döneminden bu yana gelenekselleşmiş olan  “Dünya Sanat Günü Resepsiyonu”nda sanatçılarımız ve kültür insanlarımızla bir araya gelecek. Ertesi gece de, yani 16 Nisan Pazartesi gecesi, Rum Lider Nikos Anastasiadis’le malûm “sosyal yemek”te buluşacak.
   Kesinlikle eminim ki, o yemekli buluşma bir gece önceki sanat – kültür buluşması kadar keyifli olmayacaktır Akıncı için... KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı, Kıbrıs sorunu görüşmelerinin yeniden başlayabilmesi için şartlarını net biçimde ortaya koymuştur ve bunların hiçbirine Anastasiadis olurunu verebilecek anlayışta değildir. Ve yemek de, işte o şartların gölgesinde gerçekleşecektir.
   *          *             *
   “SOSYAL” Mİ DEDİNİZ?: Aralarında ciddi uzlaşmazlık sorunları olan iki etnik halkın siyasi liderinin buluştuğu yemeğin sosyallikle ne ilgisi olur ki?.. Akıncı ile Anastasiadis tüm aile bireyleriyle birlikte neşeli bir yemek sofrasına oturmuyorlar ki… Tesadüfen gerçekleşecek bir yemek de değildir bu… Kaç zamandır resmi düzeyde hazırlıkları süren bir yemek… Dahası bu yemek, BM resmi organizasyonunda gerçekleşiyor. Yemeğin menüsü o gecenin en fazla merak edilen konusu olacak, daha başka önemli bir konu da medyada irdelenemeyecek zaten… 
   *          *             * 
   İMPARATOR: Sözde sosyal yemeğin hazırlıkları sürerken, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’e sondaj gemisi getirmesi halinde Rum Yönetimi’nin, konuyu BM Güvenlik Konseyi’ne bile götürebileceğini söyledi. Anastasiadis kendini bayağı tüm bölgenin imparatoru olarak görmeye başladı!.. Türkiye'yi de bölgeden değil, uzaydan bir ülke olarak algılıyor, her ne biçim haller içindeyse!..
   Rum Lider, Türkiye’ye karşı bu şirret tavırları sergilerken bir yandan da Doğu Akdeniz krizine boyut kazandıran yeni ittifaklar peşinde koşmakta berdevamdır ki, bunalımın gerçek kışkırtıcılığına da ışık tutmuş olmaktadır…
   *          *             *
   DAHA KOLAY: Bilge ve donanımlı bir aydınımızın bana attığı mesajdır: "KKTC'yi tanıtmak, uzlaşmaz Rum'la çözüm yapmaktan daha kolaydır."
   Haksız da değildir hani… 50 yıldır Rumlarla ortak bir çözüm arayışında akıntıya kürek çekeriz. Ama bir kerecik bile KKTC’yi tanıtmayı denemedik… Bu konuyu tabulaştırdık…
   *          *             *
   TARİHİN DEDİĞİ: 110 bin Kıbrıslı Türk'ün Kıbrıs Cumhuriyeti kimliği varmış. Çok olağan. Kendilerinden kaba kuvvetle çalınmış olsa da, o Cumhuriyetin kurucu ortağı değil mi Kıbrıslı Türkler? Türk milliyetçilerin de Kıbrıs Cumhuriyeti kimliğinin bulunmasına kinayeli göndermede bulunanlar da var. Niye bu kinayeli göndermeler yani? ENOSİS o milliyetçilerin direnişi sayesinde önlenmiş ve bu önleme sonucunda işte onların mücadelesiyle Yunanistan'a ilhak ya da İngiliz sömürgeciliğine devam yerine Kıbrıs ortaklık cumhuriyeti kurulmuştu. Tarih aynen bunu söyler...
   *          *             *
   RESMİ MAKAMLAR VE SOSYAL MEDYA: Yeni hükümetimizin bakanları meramlarını anlatabilmek ve halkla iletişim sağlayabilmek için sosyal medyayı kullanmayı sürdürüyorlar. Onlar bu iletişimlerini sosyal medya üzerinden sürdürürken yüksek ödeneklerle istihdam ettikleri basın danışmanları, halkla ilişkiler sorumluları, özel kalem müdürleri ne yapıyorlar peki?
   Resmi makamların devlet arşivlerinden geçmeden ve kayıt altına alınmadan sosyal medyada halka sunulan paylaşımları yoğunlaştıkça, arşivcilik görevi de Facebook yetkililerine mi havale ediliyor?!..
   Bu arada sosyal medyadaki bakan paylaşımlarının bakanlarla vatandaşlar arasında polemiğe yol açtığı durumlar da gözleniyor. Bunu da demokrasimizin yeni yüzü olarak mı içselleştirelim?!..
   Ne var ki, olaya bu açıdan baktığımızda tabandaki binlerce vatandaşın sosyal medya hesaplarının dışında olduğunu da görmezlikten gelemeyiz…  Bu ancak, sadece sosyal medya hesabı olanlara hitap eden, sınırlandırılmış bir demokrasi türü olabilir!..
   *          *             * 
   BUNA NE BUYURULUR?: Tsunami misali bastıran döviz karşısında gelirlerimizin eridiğinden haklı olarak yakınırız da, peki, buna ne buyrulur şimdi? Aha onlarda TL yok, Euro var...  Buna karşın Avrupa Birliği ülkelerindeki maaşlar 2010 yılına kıyasla büyük bir düşüş yaşadı. Yunanistan, Güney Kıbrıs ve Portekiz de bu düşüş listesinin en başında…
   Euro kullanan Rum komşularımızın birkaç yıl önce battıklarını, insanların bankalardaki paralarının bile tıraşlandığını da unutmayalım. Demek ki, eğer batma noktasına gelmişsen,  döviz kullanmak da pek kurtarıcı olamıyor…

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek