• 06 Temmuz 2017, Perşembe 11:00
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Güvence ve uluslararası hukuk…

İkinci Cumhurbaşkanımız Mehmet Ali Talat’tan gelen şu açıklama, garantilerin Türk tarafı için vazgeçilmez olduğu konusundaki geçmiş söylemleriyle çelişmiyor mu?: "Benim için etkin katılım, siyasi eşitlik ve dönüşümlü başkanlık en iyi garanti ve güvenliktir"
Bir diğer algıyla, yani etkin garantiler olmasa da uluslararası hukuk içinde bulunmak Kıbrıs Türk halkına yeter imiş!..
Nasıl yeter? Avrupa'nın göbeğindeki Boşnaklar, Ortadoğu'da devletleri olan Iraklılar ve Suriyeliler ve de biz Kıbrıs Türk halkı kurucu ortağı olduğumuz devlette uluslararası hukuk içinde değil miydik? Derken ne oldu? Uluslararası hukukun gözü önünde kan gövdeyi götürdü, güçsüzler kendi kanlarında boğuldu..
Her gün yığınla örneğini görmekteyiz ki, dünyamızda uluslararası hukuk, eli güçlü zalimlerin, güçsüzlere karşı kullandığı çıkarcı balyozdur...
   *          *             *            
Ve pompalanan tevatürlere de bir bakınız hele... Sıfır asker, sıfır garanti… Ya da garantiler bir zaman süreci içinde kuşa çevrilirken sadece 650 kadar sembolik Türk askeri kalacakmış en sonunda bu netameli adada!.. ENOSİS ve soykırım amaçlı 1963 Rum saldırıları başladığında işte Türk askerinin sayısı da o kadardı zaten...
Gelgelelim 3 yıllık askeri törensel etkinliklerden sonra o askerler azgın Rum kuşatmasında kalınca kendilerini bile koruyamayarak Türk bölgesine geçmek zorunda kalmışlardı maalesef... Direniş tarihimizin gerçeğidir: 1963’le 1974 arasındaki Türkiye hükümetleri gettolardaki Türklerin ölüm kalım savaşları sırasında Türk – Rum Kıbrıs Ortaklık Cumhuriyeti’nin kuruluş gereği olarak Kıbrıs’ta bulunan Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı’nın direnişe bilfiil katılmasına izin verememişlerdi. Türkiye bize Kızılay yardımları ve mali transferlerle sadece sivil hayatın en asgari düzeyde idamesi adına destek verebilmişti sadece… Ama 1974 Temmuzunda Türk Silahlı Kuvvetleri o kaçınılmaz askeri müdahaleyi ENOSİS’çi Rumlar ve Yunanlar tarafından yapmak zorunda bırakıldığında ne oldu? İşte o alay arslanlar gibi savaşarak direnişin merkezi Türk Lefkoşa’yı can ve kan pahasına savundu. Efsane komutan Eşref Bitlis’in komutasında yapılan o savunma sırasında yitirilen onlarca Mehmetçiğin şehitliği Lefkoşa Mezarlığı’nın geniş bir bölümünü oluşturur. Oraya baktığımızda tarihin gerçeklerini görebilmeliyiz…
   *          *             *
Diyeceğim o ki, iflah olmaz Helen yayılmacılığına karşı garantörlük adına Kıbrıs’ta sembolik bir Türk askeri varlığının bulundurulması bile çok yetersizken, karşımızdakiler “sıfır asker, sıfır garanti”den söz ederler…
Peki de, Kıbrıs’ın askersizleştirilmesi söz konusu olduğunda neden sadece Türk askeriyle uğraşırlar? "Paralı asker”, yani “Lejyoner" adı altında Anastasiadis Rejiminin Yunan askerlerini boyuna adaya taşımakta olmasına, yabancı askerlerin üs kurmuşçasına Güney Kıbrıs'a girip çıkmalarına, Rum komandoların İsrail komandolarıyla birlikte bize karşı saldırı tatbikatları düzenlemelerine, Anastasiadis rejiminin yığınla ülkeyle askeri ittifaklar imzaladığına neden hiçbir tepki verilmez? Ve bu şeytani satranç oyununun yöneticisi İngiliz'in nükleer nitelikli üslerinde kaç tane asker barındırdığına, o üslerde neler çevirdiğine neden kayıtsız kalınır? Askersizleştirme sadece savunma hakkını kullanmak isteyen Türkler için mi geçerli?
   *          *             *
Kıbrıs’taki barış görevini Türk askeri dışındaki güçlerin de yapabileceği savlarına gelince… 1963’ten 1974’e kadar o tür askerlerin Kıbrıs’ta bu görevi nasıl yaptığını bilmeyenler en sıradan tarih bilgisinden yoksun sayılırlar. BM Barış Gücü adanın orasından burasından Türklerin cesetlerini toplamaktan başka bir iş yapmıyorlardı… Bugün oldu hâlâ kemiklerine ulaşılamayan o Türkler de bu askerlerin görev yaptığı zaman diliminde kaybolmuşlardı…
Bu arada BM Barış Gücü'ndeki Hollandalı askerlerin, BM Güvenlik Bölgesi’nden çıkarıp Sırp kasaplara teslim ettiği 8372 Boşnak'ın Srebrenitsa'da katledilişinin yıl dönümünde yaşanan ayıbı nasıl göz ardı edelim? O katliamın işbirlikçisi BM askerlerine "sadece 300 kişinin katledilmesine kısmen yardımcı oldukları" gerekçesiyle Hollanda mahkemesi tarafından sembolik cezalar öngörüldü.
Kıbrıs'ta, Türk askeri yerine uluslararası güvenlik önerenlerin kulağını olsun çınlatmaz mı bu insanlık trajedisi?..

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 15 9 3 3 17 30
2 BİNATLI YSK 15 8 5 2 12 29
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 15 9 1 5 8 28
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 15 8 4 3 6 28
5 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 15 8 1 6 3 25
6 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 15 6 6 3 7 24
7 BAF ÜLKÜ YURDU 15 5 5 5 11 20
8 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 15 5 5 5 -1 20
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 15 4 7 4 -1 19
10 LEFKE TSK 15 5 2 8 -5 17
11 GENÇLİK GÜCÜ TSK 15 5 2 8 -16 17
12 TÜRK OCAĞI LİMASOL 15 5 1 9 -4 16
13 CİHANGİR GSK 15 4 4 7 -5 16
14 YALOVA SK 15 4 3 8 -5 15
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 15 3 6 6 -8 15
16 OZANKÖY SK 15 2 5 8 -19 11
yukarı çık
Skull King Popup