Cyprus Today sol
  • 11 Eylül 2017, Pazartesi 8:12
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Hafta başı notları…

SAMİMİYETSİZLİK: AKEL, Federal sistemin tek gerçekçi çözüm olduğu bağlamında CTP ile görüş birliğine varmış!..Ta 1950’lerdeki o ünlü ENOSİS kilise plebisitinin kuramcısı olmakla övünmekten vazgeçinceye,  kurultaylarında aldığı ENOSİS kararlarını kaldırıncaya ve Rum Meclisi'nin 1967 tarihli ENOSİS kararının altındaki imzasını çekinceye dek ben AKEL'in bu konudaki samimiyetine inanmam. Ya siz?..

*             *             *

STANDARDIMIZ: Ulaştırma Bakanlığımızın yeni araba plakalarının Avrupa standardında olacağını açıklaması toplumda bir yorum patlamasına yol açtı.Sosyal medya da bu yorum patlamasıyla adeta sallandı… Olaya duyarsız kalmayıp tepkilerini açıklayan vatandaşlar elbette ki haksız değiller. Sanki her konuda Avrupa’ya uyum sağladık, AB kriterlerini bu ülkede bir tamam uyguladık da, eksiğimiz bir tek şu araba plakaları kalmıştı!... Eh, onu da tamamladık ya artık, biz safkan Avrupa kültürlü, Avrupa kriterleriyle sarmaş dolaş bir ülke ve halkız… Şu araba plakalarına da el atmamış olsaydık  Avrupa standardındaki yaşantımız ve karizmamız çizilmiş olacaktı!.. Şaka bir yana; ama önce yollarımızdan başlasak olmaz mıydı bu Avrupai standartlaşmaya?. O yollardan ki, taş devrini çağrıştırmakta!.Ha bir de kimi sürücülerden… Ki kural ve saygı tanımayan o sürücülerin seferi magandalardan hiç farkları yok…

*             *             *

SAVUNMAYA BAK: Uyuşturucu batağına sürüklenen ülkemizden minik bir enstantane… Yer Ercan Devlet Havaalanı… Adam Hint kenevirini donuna saklayarak ülkeye sokmaya çalışırken polis köpeği tarafından yakalanır, anında orada "yasa dışı olduğunu bilmezdim" savunmasında bulunur. Madem ki bilmezdin niye cebinde değil de, donunda taşırsın o mereti be arkadaş?. Böylesi bir savunmaya seni suçüstü yakalayan Liz köpek bile güler…

*             *             *

DENETİMSİZLİK: İnşaatlarda zerre kadar kontrol olmadığının ve ufaklı – büyüklü her şantiyenin ciddi çevre sorunları yarattığının her an ve her yerde yeni örnekleriyle karşılaşmaktayız. Mesela buyurun, Ortaköy’de oturduğum sokaktan bir sunum: Karşı arsadaki apartman inşaatının dördüncü katındaki işçiler kaç gündür biriken molozları "şarrrr" diye oradan aşağıya küreklerle boca ediyorlar, mahalleyi, civar evleri ve hatta tam karşılarındaki kliniği toz bulutlarının ortasında bırakıyorlar. Henüz tek tuğla koymadan inşaat alanı kepçeyle düzenlenirken toplanıp tepe misali yığılan molozlar da her esintide etrafa savrularak aylardır orada duruyor. Tepenin üzerinde artık otlar bitmeye başladı!.. O inşaatın müteahhidi nerede, kontrol mühendisi nerede, belediyesi nerede?!.. Müteahhidi sadece elde edeceği kâr, mühendisi bir başka çevre sorununa dönüşecek yeni projeler, belediyeyi ise topladığı harçlar ve vergiler mi ilgilendirir sadece?.. Öyle ya; çevrenin de, halkın da varsın boynu altında kalsın!..

Sevgili Yalçın Vehit’in yukarıdaki sitemime kendi yaşanmışlığından koyduğu katkıdır: “Bizim yanımızdaki yedi katlı inşaatın tepesine yerden yük taşıma vinci ile kum çıkartılıp boca ediliyor. Bahçemizdeki ağaçların dallarını sallayınca kumlar dökülüyor. Küçük ağaçlarımızı yıkamak zorunda kaldık...”

*             *             *

AB ve TÜRKİYE: Almanya seçim kampanyasında liderler şiddetini gittikçe artıran dozda Türkiye'nin AB'ye üye yapılmaması gerektiğini seslendirip duruyorlar. Sanki Türkiye'yi ille de üye yapma gibi bir niyetleri vardı da!.. Tüm sorunlar da işte Avrupa’nın bu ikiyüzlü politikası yüzünden patlak vermiyor mu? Ama yine de çok iyi olmuş ki, hiç değilse duygusallığın tavan yaptığı bir seçim vesilesiyle AB vizyonunun Türkiye ile ilgili gerçek yansımasını herkes öğrenmiş oldu… Filmin adı “Türkiye’ye AB’de yer yok.”

*             *             *

ALIN SİZE ACİL SERVİS: Herhalde Gazimağusa’daki ve Girne’deki de öyledir, ama biz gözümüz önündeki Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Acil Servisi’ndeki acınası duruma odaklanıyoruz. Burası artık acil servis olmaktan çıktı, resmen polikliniğe döndü. Öylesine kalabalık!.. Acil servise başvuran hastalara sıra numarası verilmekte, acil hasta muamelesi görmesi gerekenler kimi zaman saatler boyu orada kıvranarak doktor müdahalesi beklemekte. Hastaların ellerindeki sıra numaraları üçlü rakamları aşıyor. Olamaz böyle bir acil servis… Hastalara da yazık, hekimlere de yazık, hemşirelere de yazık. Acilde sıra numarası yazmaktan yorulan memura da yazık tabii ki… Acil servis, acil müdahaleyi bekliyor…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık