Akacan Holding
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

23.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Haftabaşı notları...

DENKTAŞ'IN UNUTTURULAN AÇIKLAMASI: Türkiye on binlerce vakıf malının koçanlarını şimdi görüşme masasına sundu ya, bundan tedirgin olanların verdikleri tepkiler ibretle izleniyor. Neymiş efendim; İngiliz'den alınan paralar karşılığında Türk liderliğince Vakıf mallarından feragat edilmiş!.. Oysa mülhak vakıftan hiç feragat edilebilir mi? Taşınmaz mallar sırf onlardan feragat edilmesin, hatta miras konusu olmasın diye vakfedilir. Vakıf ruhu ve mevzuatı aynen budur.
Merhum Rauf Denktaş defalarca İngiliz'in o milyonluk hibesi konusunda açıklama yaptı, ama kimse anımsamak istemez o açıklamayı. Benim çeşitli yazılarımda yer alan Denktaş'ın açıklaması aynen şuydu:
"İngiliz sömürgeciliği adada sona erip de Türk Rum Ortaklık Cumhuriyeti kurulurken İngiltere Hükümeti her iki toplumun Cemaat Meclislerine de bir kuruluş jesti olarak milyonluk hibelerde bulunmuştu. Hibe anlaşmasının üzerine biz bu paranın gasp edilen Vakıf mallarının karşılığı olmadığına ilişkin şerh düştük. Türk tarafına verilen hibe, yıllarca ödenmeyen Vakıf malları kira bedelleriyle o malların talan edilme tazminatını da kapsıyordu.
Rum'un bu hibeyi hangi amaçlarda kullandığı bilinmez, belki de Türklere karşı kullanılacak silahlara yatırmıştır. Ama Türk tarafı o parayı Vakıf yatırımları Saray Otel ile Cemaat Meclisi binasının yapımında kullandı."
                                                               *             *             *
YASAL HAK EVKAF’TAN YANA: Şu görüşler de Vakıflar İdaresi’nin eski müdürü Soner Çuvalcıoğlu’nun: “İngiliz Sömürge İdaresi, vakıf malları, vakıf yasalarına aykırı olarak vakıfların envanterinden çıkartarak Maraş arazilerinde olduğu gibi keyfi bir şekilde başkalarına intikal ettirmiştir. İngiliz İdaresi Evkaf’ı devrederken bu mallar için para vermiş olsa bile, bu durum Vakıfların ismine kayıtlı malların vakıflara ait olduğu gerçeğini değiştiremez. Kaldı ki konu aynen rahmetli Rauf Denktaş Bey'in anlattığı gibidir...
Ayrıca başka bir gerçek de şudur: Aradan geçen zaman ne kadar uzun olursa olsun Vakıflar İdaresi bu malların geri alınması için dava açma hakkına sahiptir,  Çünkü halen yürürlükte olan, gerek vakıf yasalarında ve gerekse Cyprus Law'da açıkça belirtilen maddelerde, vakıf emlâki için zaman aşımının işlemediğine dair maddeler vardır. Onun için kimse ‘Denktaş sattıydı, bu güne kadar niçin ilgilenilmedi?’ demesin. Çünkü bu konuda yasal hak evkaftan yanadır.
Bu hakkın aranmasının zamanı da görüşmelerde mal - mülk konularının konuşulmakta olduğu tam şimdidir...
Hal böyle iken kendi haklarımızı aramakta neden bu kadar ilgisiz davranıldığını anlamak mümkün değildir.”
                                                               *             *             *
İFŞAAT: “Neden Rumlardan yardım istenmemiş?..” İşte bu soru üzerine Sağlık Bakanımız Dr. Faiz Sucuoğlu tarafından meclis kürsüsünden ifşa edildi ki, kimyasal tehlike yaratan Lefkoşa’daki Devlet Laboratuarı yangını sırasında, kimyasal yangınla mücadele için Rum makamlarından istenen acil yardıma "biz sizi tanımayız" şeklinde ret gelmiş. Bizim üniversitelerimizden de bilimsel yardım sağlanamayınca, kimyasal tehlikenin bastırılması Türkiye'den, Ankara Gazi Enstitüsü'nden hızla gönderilen teknik bir ekip tarafından sağlandı.
Şu Rum fanatizminin aklını peynir ekmekle yemiş haline bakar mısınız lütfen: Ülkemizde bir ölümcül kimyasal yayılma olsaydı bunun etki alanında kendilerinin de olabileceğini düşünebilmekten bile aciz mi bunlar?
Üstelik Türk tarafına bu insancıl ve çevresel konudaki ret yanıtını ne zaman veriyorlar? Kıbrıs sorununu siyasal ve barışçı çözüme bağlama adına yüksek eforlu görüşmelerin sürdürüldüğü bir zamanda...
Ne diyelim? Hadi bir “pes” daha!..
                                                               *             *             *
ÖLÜM MAKİNESİNİN YAKALANMASI: Geçen haftanın en önemli ve en sevindirici gelişmelerindendi… İstanbul’un ünlü ve pahalı eğlence mekânı “Reina”nın yanı sıra Türkiye'nin imajına da haince ve alçakça saldıran teröristi canlı olarak ele geçiren Türk Emniyeti büyük ve gönülden bir kutlamayı hak ediyor. Halkla işbirliği yapılarak ve 17 gün boyunca dur durak bilmeden sürdürülen araştırmaların başarılı sonucuydu bu… Dışarıdan gelen satılmış teröristler,  Türkiye'nin huzuruna ve bölünmez bütünlüğüne saldırıyorlar.

Bu profesyonel ölüm makinesinin IŞİD teröristi olduğu polise verdiği ifadeyle kesinlik kazandı… Ortaya çıkan gerçek ışığında olayın değerlendirmesi yeni ABD Başkanı Donald Trump'ın şu ifşaatına göre yapılmalı: "IŞİD'i kuran Barak Obama Yönetimidir."

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.