Cyprus Today sol
  • 11 Şubat 2018, Pazar 13:00
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Halil Şah şimdi mutludur…

Geride bıraktığımız günlerde toprağa verdiğimiz basın emekçisi Halil Şah hakkında sevgili Akay Cemal hafta başında köşesinde ayrıntılı bir yazı kaleme aldı.

O ölümün izdüşümünün basın arşivlerimize biraz daha yansıyabilmesi adına benim de bir şeyler yazmam gerekir. Çünkü Halil Şah, gazete sayfalarında terlerini ve emektar izlerini bıraktıkları halde basın tarihimizin bilinmeyen ve hiç anılmayan o gizli kahramanları arasındadır.

“Akın”, “Halkın Sesi” ve “Bozkurt” gazetelerinde 1960’lı yıllardan başlayarak uzun süre çalıştı. Lapta kökenliydi ve Rumcaya ana dili Türkçe kadar egemendi… “Bozkurt” daki görevi, Rum haber kanallarını izleyip çeviriler yapmaktı. Manşetlere kadar çıkan nice haber ve yorum onun paha biçilmez emeğinin ürünüydü…

“Bozkurt” da çalışmaya başladığı dönemde yerel bir bankanın görevlileri arasındaydı. “Görevli” dedimse, öyle bol para ilişkileri içinde, mali işlerle ilgilenenlerden değildi ha... Elinde eski bir deri çanta,  altında külüstür bir bisiklet, Lefkoşa kazan o kepçe bankanın çok yoğun kurye işlerine bakardı. Gazeteye hiç dinlenemeden geceleri gelirdi. Bazen bizimle paylaşacağı mütevazı kumanyası da yanındaydı…

Doğrusu şu ki, bana Rumcayı öğretmek için çok çaba harcadı o uzun çalışma gecelerinde, ama başaramadı. Tıpkı ortaokuldaki Yunanca Hocamız Seyfullah Köprülü gibi!…  Şah, Rumca öğretmenliğinde başarılı olamayınca da “Türkçeyi en güzel şekilde öğrenmeye bak öyleyse” dedi. Zaten tüm çabam da oydu…

Yaşça benden büyük olan Şah, sağlam bir Marksist idi. Hangi okulu bitirdiğini ona hiç sormamıştım, ama kültürel birikimi harikaydı… Hayat okulundan ise yıldızlı diploması vardı…

Yaşamı boyunca Marksist özelliğini ve devamlı okuma alışkanlığını hep korudu. Onun sayesinde Rus ve Balkan edebiyatının tüm klasiklerini 20’li yaşlarımın başında okumak şansını elde ettim. Klasikleri içeren kitaplığı oldukça zengindi. Bana durmadan taşıdığı klasikleri yutarcasına okuyordum.

Nazım Hikmet’in Bulgaristan’da basılan kırmızı kaplı bir şiir kitabını getirdiğinde, zoraki sürgünündeki büyük şair yasaklıydı. Kitabı gizlice ve yutarcasına birkaç kez okudum…

O yaşlarımda Marks’ın “Kapitali”ni getirip önüme koymayı da ihmal etmedi, ama kitabı sıkıcı buldum ve okuyamadım.

Zamana çok önem verdiğimden dolayı, saat benim için günlük yaşamımda vazgeçemediğim aksesuardır. Bileğimdeki saatin yanı sıra, evimin her odasında saat var…

Bendeki saat kullanma alışkanlığı da işte onunla başladı. Henüz gencecik, çiçeği burnunda bir gazeteciyken Halil Şah’ın “saatsiz gazeteci olmaz be Tolgay” diyerek beni Abdi Çavuş Sokağı’ndaki salaş bir saatçi dükkânına götürdüğünü ve bana ilk saatimi, ilk maaşlarımdan biriyle aldırttığını hâlâ anımsarım.

O günden sonra da saat bileğimden ve başucumdan hiç eksilmedi…Ve ben de, çok dakik bir insan oldum!..

Halil Şah, 1974’ten sonra, çalıştığı yerel bankadan emekli olunca, yıllar önce göç etmek zorunda bırakıldığı sevgili Lapta’sına ailesiyle birlikte döndü. Mütevazı koşullar içindeki emekliliğini orada, baba ocağında,  doğayla baş başa yaşamaya ve okuyamadığı kitapları arka arkaya devirmeye başladı. Çok mutluydu doğduğu, çocukluğunun ve ilk gençliğinin geçtiği o çok güzel köyde…

Birkaç kez, yaz mevsimlerinde beni ve ailemi şirin evinde konuk etmişti…  Bize taptaze kokulu ürünlerini ikram ettiği ağaçlarının altında, Ağustos böceklerinin senfonileri eşliğinde ne güzel sohbetlerimiz olmuştu… Tıp eğitimi almakta olan kızı Şahnaz’a dair konuşmaya başladığında, gözleri parlardı… Gururlu bir sevinç, sesini ve tüm bedenini sarardı…

Ama kader utanmazdır, acımasızdır… Bir gece, öğrenimini tamamlayıp ülkesine dönen gencecik doktor kızı Şahnaz’ı,  bir hastasının yardımına koşarken, kutsal görevi başında o feci trafik kazasında yitiriverdi…

Dr. Şahnaz’ın cenaze töreninde onu tarifi olanaksız perişan halinde gördüğümde “Koca Halil Şah, artık eskisi gibi hiç olamayacak” demiştim… Dediğim gibi de oldu… Son nefesini verinceye dek sevgili kızının derin yası içinde yaşama küs kaldı.

Şah’ın, hiç bilmediğimiz bir boyutta, şimdi kızı Şahnaz’la yeniden buluştuğuna ve eski mutluluğuna kavuştuğuna inanıyorum.
Işıklar içinde uyu eski tüfek, çalışkan, dürüst, emekçi ve Marksist dostum… 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek