Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

07.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Homofobi kışkırtılmamalı!..

Olası ön yargıları reddetme adına, homofobik takıntım olmadığını öncelikle belirtmeliyim. Dahası, eşcinsel ve hatta lezbiyen kimliklerle dostluklarım da oldu.

Ne ki, böylesi dostlarımın olması ve homofobik takıntısız olmam, eşcinselliğin ve lezbiyenliğin propagandasının alenen yapılmasını kabullenip içselleştireceğim anlamına da gelmez.

O nedenle geçen hafta ülkenin çok görünür yerlerine bilboardlara yazılan “Mediha Abla ben geyim” ve “Kâmil Abi ben lezbiyenim” şeklindeki sloganları yadırgadım ve eleştirdim. Çünkü bu deneyim ülkemizdeki toplumsal değer yargılarının öngördüğü homofobiyi açıkça ve cüretkârca kışkırtmaktaydı. Özellikle de şu bakımdan kışkırtmaktaydı: Cinsel ilişkilerde ergenlik yaşı öncesindeki çocuklara cinsel tercihler konusunda yapılan her türlü etki ve telkin yasa dışıdır.

Cinsel ilişkilerde ergenlik yaş öncesindeki çocuklarda travma yaratmak, her toplumun geleneklerinde sosyal suçtur. Bizde de öyledir. Çocukların bu gibi cinsel travmalardan korunabilmesi adına her ülkede yasal önlemler alınır.

Örneğin genelevler belirli yerlerde denetim altında toplanmıştır… Sinema filmlerine ve televizyon dizilerine cinsellik açısından kategori konulmaktadır...  Afişlerde ve jeneriklerde beynelmilel logolarla uyarılar vardır... Porno ticareti ve istismarı yapan internet sayfaları yasal tedbirlerle kapatılmaktadır. Çocuk pornosu en ağır suçlar kapsamına girer… Çocuklara sağlıklı cinsel eğitim, bilimsel bir sistem içinde, yetkililer tarafından verilir.

                                                               *             *             *

Bizde ise geçen hafta ne yapıldı? Bilboardlara alenen vurucu cinsellik sloganları yazılarak şok yaratıldı… Peki o şokun getirdiği sonuç neydi?

Lezbiyenlik ve eşcinsellik bağlamında bilbordlara yazılan özendirme amaçlı sloganları ergenlik yaşı öncesindeki yüzlerce çocuğumuz okudu. Bunun sakıncalarını görmezden gelmemizi bekleyenlere sosyal medyada bir yığın anne ve baba tepki gösterdi. Söz konusu bilboardlar da önce karalandı, arkasında da parçalandı.

Ülkemizdeki homofobi durumlarına dair bir test yapılmak istenmişse, o testin sonuçları işte böyle alındı.

“Çocuklarımıza biz bunları nasıl açıklarız” diyenlere karşı, kışkırtıcı bilboardları savunmaya kalkışanlar “o bol neonlu gece kulüpleri topluluklarını çocuklarınıza nasıl açıklıyorsunuz?” şeklinde sorular yönelttiler.

O gece kulüplerinin levhalarında cinsellik çağrışımı yapan ifadeler yok ki… Dolayısıyla gece kulüplerine ilişkin sorgulamayla karşılaşan anne ve babalar “bunlar eğlence yerleridir” deyip durumu kurtarabiliyorlar.

Peki çocuk “Kâmil Abi ile Mediha Abla kimdir, ne yaptılar?” ve “gey ile lezbiyen nedir?” sorgulamasına giriştiğinde bu durumla nasıl başa çıkılabilir? Anne ile babalar o sorgulamaların yanıtlarını psikologlarla birlikte mi aramalı? 

                                                               *             *             *

Doğada cinselliğin doğal olarak bir tek amacı vardır.  O da insanların, hayvanların ve bitkilerin neslini sürdürmektir.

Bu doğallığın dışında cinselliklerini sürdürenlere bizim ülkemizde ne saldırı vardır, ne hakaret ne de dışlama. Asıl tepki toplayan durum, cinsel tercihlerin alenen propagandasının yapılmasıdır. Oysaki her türlü cinsellik özeldir, mahrem konudur ve kendi mahremiyeti içinde yaşanır.

Diyelim ki, kendi özellerini mahrem tutmayıp herkesi kendileri gibi “lezbiyen” ve “gey” olmaya davet edenlerin ve kışkırtanların bilboardlara kadar alenen yansıtılan propagandası tutarsa ve herkes onlar gibi olursa ne olur? Çocuklar doğmaz, nesiller oluşmaz ve insanlığın sonu gelir...

"İnsanlık kimin umurunda" sorumsuzluğu içinde olanlar lütfen buraya kadar yazdıklarımı da es geçsinler. Çünkü bu yazı onlara hitap etmez.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

  • Ecem YILDIZ
    13.11.2016

    Öncelikle yazmış olduğunuz bu yazı sayesinde bana eleştirel bir makale yazma şansı doğurduğunuz için size teşekkür etmek isterim. Aslını söylemek gerekirse “Homofobi Kışkırtılmamalı” başlığını gördüğümde güzel bir yazı olduğunu düşünerek umutlanmıştım. Lakin yazıyı okuduğumda tamamiyle homofobiyi kışkırtan bir yazı olduğunu farkettim. Bu yazı 21. yy’da olmamıza ragmen LGBT bireylerini hala cinsel açıdan yargılayan toplulukların olduğunu göstermektedir. Bu olgunun geçmişine baktığımızda 1482 yılına kadar dayanmaktadır. Aileler 1482 yılından itibaren hala çocuklarına ve çevrelerine bunları anlatacak kadar beyin yapılarını geliştirmediler ise bu ötekileştirdiğiniz bireylerin suçu değildir. Sonuçta çevrenizi ve çocuklarınızı bir katilden, bir tecevüzcüden ya da hırsızdan korumaya çalışmıyorsunuz. Bu noktada ötekileştirdiğiniz toplumun bir tek “ Nasıl bir erkek bir erkek ile ya da bir kadın bir kadın ile yapabiliyor” sorusunu sormak yerine onların duygularını, iyi veya kötü düşüncelerini, karakterlerini birbirine olan sadakatlerini kısacası sizin ormal olarak gördüğünüz insanları nasıl deerlendiriyorsanız lütfen onları da o şekilde değerlendiriniz. Yazdığınız yazıda gayet sadece odağı cinsellik yönüne itmeniz ve sadece yatak ilişkileri odaklu yüklendiğiniz bu kavramı kınıyorum. O halde heteroseksüelliğinde normlar arası normalikten çıkartılması gerektir ki baktıımızda normal gördükleriniz topluma bir çok zarar vermekten öteye gidemiyorlar. O sebeble lütfen kaleminiz vicdan ve bilginizle süslendiğinde yargılamak yerine geniş yelpazeler çerçevesinde ve bu konularda yazılmış olan makaleleri de göz önünde bulundurarak yazınız. Eminim yazınızdavurguladığıınız lezbiyen ve gey arkadaşlarınız, bu yzınızı okuduğunda haif kırgınlık içinde kalmış ve size tenzih etmiştir. Son olarak size birkaç yerden edindiğim bilgileri aktarmak isterim . Saygılarımla. Bu olguyla 1482’lerden başlayarak kendi içlerinde duygu ve hislerinin başkaları tarafından ezilmeye mahkum olmamaları adına göğüslerine gere gere ölüme bile gittiler.. Bakınız.. 2 eşcinsel şovalyenin Zürih duvarları önünde diri diri yakılışı, 1482 (https://tr.wikipedia.org/wiki/Eşcinsellik). WHO ( Dünya Sağlık Örgütü) 17 Mayıs 1990 yılında eşcinselliği hastalıklar listesinden çıkardı. APA (Amerikan Psikoloji Derneği) 19763 yılında eşcinselliği akıl hastalığı ve teşhişi klavuzundan çıkarmıştır. “APA'ya göre eşcinselliğin geçmişte bir akıl hastalığı olarak görülmesinin nedeni, akıl sağlığı alanında çalışan profesyonellerin ve toplumun bu konuda taraflı şekilde bilgilendirilmiş olmasıdır” Ve sizin yazınıza eleştirel olarak bir alıntı.. İşte tam da bu noktada o ince çizgiyi göremiyorsunuz. Homoseksüelliğin , heteroseksüel bir ilişkiden , yaşamdan hiçbir farkı yoktur. Aksine daha tutkulu ve daha sadakatli bi biçimde ilişkiler sürdürülmektedir. Bakınız; paragrafın son cümlesi herşeyi anlatıyor. Cinsel yönelim genellikle kişinin biyolojik cinsiyeti, cinsiyet kimliği ya da yaşı gibi bir özellik olarak ele alınmaktadır. Bu perspektif eksiktir çünkü cinsel yönelim her zaman ilişkisel terimlerde kullanılır ve diğer kişilerle birliktelik kurmayı gerektirir. Cinsel eylem ve romantik çekimler, kişinin birliktelik kurduğu kişilerin biyolojik cinsiyetine göre heteroseksüel ya da eşcinsel olarak sınıflandırılmıştır. Aslında kişiye yapılan eyleme duyulan arzu kişinin heteroseksüellik, eşcinsellik ya da biseksüelliğini ifade eder. Bu eylemler el ele tutuşma, öpüşme gibi basit şeyleri de içerir. Bu nedenle cinsel yönelim, kişilerin diğer kişilerle sevgi, bağlılık, samimiyet için kurduğu kişisel birlikteliklerle tamamen bağlantılıdır. Cinsel davranışlara ek olarak bu bağlar, partnerler arasındaki cinsel olmayan sevgi hareketlerini, paylaşılmış hedefleri, karşılıklı desteği ve devam eden sadakati de içerir (https://tr.wikipedia.org/wiki/Eşcinsellik). Esenlikle kalın.

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.