Cyprus Today sol
  • 30 Ocak 2018, Salı 8:44
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

İki konu, iki yorum…

27 - 28 OCAK 1958: Giderek tarihimizi nasıl da silikleştiriyoruz… Neredeyse hiç anımsanmadı tam 60 yıl önceki Ocak ayının son günlerinde yaşananlar… Kıbrıs’ta tarihin akışını değiştiren o müthiş günler… Üzerinde tezler yazılan o tarihi toplumsal patlama…  Sözlü, yazılı ve görsel medyada 60 yıl öncesinden gelen hiçbir yankı yoktu… Siyasetçilerimizden hiçbiri çok önemli bir yıldönümünde, günün önemine ilişkin tek kelâm etmedi…   60 yıl önceki kuşağın ölmüş olanlarının kemiklerinin, yaşamda olanların ise yüreklerinin sızladığından eminim bu duyarsızlık karşısında…

Onların havuzlu villaları, süper apartman daireleri yoktu... Kulübe gibi evlerden oluşan yoksul mahallelerde kıt kanaat, yarı aç, yarı tok yaşarlardı… 4x4 jeepler, Mercedes ya da BMW yerine araç olarak en fazla bisiklet kullanırlardı... Pahalı marka giysileri asla olamazdı... Pantolonları,  ceketleri ve entarileri yamalıydı. Lüks yaşamları, diskoları, restoranları sinema perdelerinde izlerlerdi... Ama çoğu liseli olan o gençlerin hepsi de gerçek emperyalizm karşıtıydılar...

Güvenlik içinde söz, düşünce ve davranış özgürlüğü talep etmek adına 60 yıl önce Girne Caddesi'nde yürüyüşe geçen o yürekli Türk gençlerinin üzerine sömürgeci ve işgalci İngiliz askerleri makineli tüfekleriyle ateş açtılar… Coplarıyla onları dövdüler… Gaz bombalarıyla zehirlediler… Kadın ve erkek dinlemeyip tüm sokaktakilerin üzerine zırhlı araçlarını sürdüler… İki günün içinde 7 göstericiyi şehit ettiler… Yüzlercesini de yaraladılar, zindanlarına hapsettiler... Ve özgürlük adına yapılan o unutulmaz direnişi bastıramayınca da sirenlerini canhıraş çaldırtarak Valilik emriyle herkese sokağa çıkma yasağı uyguladılar.

Ama 27 – 28 Ocak 1958’den sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmadı… Kıbrıs’ta tarihin akışı değişti…

Yakın tarihi etkileyen o yiğitçe direnişin gencecik şehitlerini hiç tükenmez bir hayranlık, saygı ve minnetle anarım...

*             *             *

DEMOKRASİ VE ETİK: CTP, HP, DP ve TDP arasında dörtlü koalisyon adına çalışmalar sürerken teamül gereği en fazla milletvekili çıkaran UBP’nin Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün’e Cumhurbaşkanı tarafından hükümeti kurma görevi verildi. Demokrasimiz açısından ilginç şeylere tanık olduk bu münasebetle…

Özgürgün UBP ile hükümet kurmaya yanaşmayacakları kesin olan CTP ve TDP heyetleriyle de onların parti merkezlerinde görüştü. Ciddi karşıtlıklarına karşın CTP de, TDP de Özgürgün başkanlığındaki UBP heyetini nezaketle kabul ettiler. CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman iki parti arasında güncel ülke meselelerini ele alma fırsatını bulduklarını seslendirdi görüşmeden sonra... Dedi ki; "Onları burada ağırlamak bizim için mutluluktur ve önemlidir. İlişkilerimiz de sıcak ve dostane şekilde devam etmektedir. Koalisyon meselesiyle ilgili pozisyonumuz daha önceki noktadadır. Zaten Sayın Genel Başkan ve heyetince de biliniyordu. Son yaşanan olaylarla ilgili sorumluluk ve işbirliği konuşuldu."

Daha sonra UBP – TDP görüşmesi gerçekleşti ve TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit de, koalisyon oluşturma söz konusu olmasa bile ülke meselelerini konuştuklarını açıkladı. Tıpkı Erhürman gibi…

Ülke ve halk adına güleç yüzlü siyaset işte aynen budur. Kamplaşmaların söz konusu olduğu bu çok duyarlı dönemde toplumu daha fazla gerecek davranışların tabii ki hiç gereği yoktur...

Keşke HP Genel Başkanı Kudret Özersay da UBP ile koalisyon kurma karşıtlığını korurken, bu güleç siyasete katkı koysaydı. Diyalogdan ne zarar gelebilir ki? Oysa ne yaptı Özersay? Hükümeti kurma görevini alan, ama bu görevin imkânsızlığını da anında vurgulayan UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün'e "bana sakın gelme, görüşmemize gerek yok" mesajını ulaştırdı.

Özgürgün'le HP Genel Merkezi’ne gidecek olan yüzde 35 oyun sahibi UBP heyetiyle nezaket çerçevesinde görüşüp onlarla birer kahve içmekte yani ne sakınca vardı? Özersay ve arkadaşlarının söylemek istedikleri de içlerinde kalmazdı. Diyeceklerini bir tamam bizzat Özgürgün'ün ve UBP heyeti mensuplarının yüzüne söyleme fırsatını yakalarlardı o münasebetle...

Kendi mekânında görüşsen de, görüşmesen de, özgür halk iradesiyle seçilen o kişilerle, Cumhuriyet Meclisi'nin çatısı altında, oradaki komitelerde, başkanlık divanında, oylamalarda ve hatta parlamenter gezilerde ve temaslarda zaten birlikte olacaksın.

Esneklik ve etik, siyasetin gereğidir. Katı tutum ve "dediğim dedik" inatlaşmalarla siyaset ve demokrasi ortamında nereye kadar yürünebilir?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 19 12 4 3 20 40
2 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 19 13 1 5 15 40
3 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 19 11 4 4 13 37
4 BİNATLI YSK 19 9 7 3 12 34
5 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 19 10 1 8 3 31
6 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 19 7 8 4 3 29
7 CİHANGİR GSK 19 7 5 7 0 26
8 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 19 6 7 6 2 25
9 TÜRK OCAĞI LİMASOL 19 8 1 10 1 25
10 BAF ÜLKÜ YURDU 19 5 8 6 8 23
11 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 19 6 5 8 -1 23
12 LEFKE TSK 19 6 3 10 -5 21
13 YALOVA SK 19 5 5 9 -5 20
14 GENÇLİK GÜCÜ TSK 19 6 2 11 -22 20
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 19 3 6 10 -14 15
16 OZANKÖY SK 19 2 5 12 -30 11
yukarı çık