Cyprus Today sol
  • 05 Ekim 2017, Perşembe 8:45
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

İlgisizliğin sarmalındaki başkent…

Aşağıdaki satırlarım, toplumsal ve milli anılarımızı koruma adına zengin vakıf kaynaklarına sahip olan, ama bu anılarımıza karşı tam bir kim kime, dumduma havasını yansıtan Vakıflar İdaresi'ne.

Lefkoşa’nın açık müzesi sayılan tarihi yörelerini bir kez daha gezerken Arabahmet Semti’nde dikkatimi çeken ve yüreğimi burkan yıkıntı, özel ve tarihi bir kimliğin mezarıdır. Duvar üzerindeki minik yeşil levhada "Yatır" betimlemesi olmasına karşın o yatırın kimliğine dair tek sözcük yok.

Bu unutulmuş, kaderine terk edilmiş ve mezar taşsız eski türbe, Tanzimat Sokağı ile Zahra Sokağı'nı birbirine bağlayan ve Çetinkaya Lokali'ne açılan o daracık minik geçidin üzerindedir. Nice zaman önce duvara gömülmüş olan mezar taşının yerinde, şimdi hüzün verici bir oyuk var. Milli kültürümüzün nasıl oyulduğunun ironik göstergesi...

İlgisine emanet edilen milli ve toplumsal değerlere sahip çıkması dileğiyle Vakıflar İdaresi'ni uyarmak istedim bu satırlarıma…

Gazimağusa Namık Kemal Meydanı’nda yakın geçmişte yaşanan güzel bir olay, Vakıflar İdaresi’nin toplumsal sorumluluklarına ilişkin anlamlı ve ilham verici bir mesajdı. 1597’de, fetihten 20 yıl kadar sonra, Cafer Paşa tarafından yaptırılan tarihi sebil, enkaz yığınına dönüşmekten kurtarılıp yeniden devreye konuldu. Şimdi o sebilden, o güzelim otantik meydanın ortasında, içilebilir nitelikte şarıl şarıl tatlı su akmaktadır. Bu proje Vakıflar ve Gazi Mağusa Belediyesi’nin işbirliğiyle gerçekleştirildi.

Başkent Lefkoşa’da da şu anda yıllardır kurumuş ve hatta enkaza dönüşmekte olan Osmanlı sebilleri vardır. Onların hepsi de, birer tarih hazinesi ve nice anının yatağıdır... İşte o başkent sebillerini canlandırmak ve sosyal – kültürel yaşantımıza kazandırmak neden düşünülmüyor? Bir açık hava müzesi olan surlar içi tarihi başkentin çeşitli köşesinde kaderlerine terk edilen bu Osmanlı sebillerinin acınası manzaraları, ilgisizliğin odağındaki başkentimizin duyarlı gözlere batan yaralarıdır.

*             *             *

Söz ilgisizlik ve ihmalden açılmışken Lefkoşa’ya dair nice acı örnek vermek elbette ki mümkündür. Hadi yazımın dar sınırlarını daha fazla zorlamadan bir tanesine daha değineyim: TC Büyükelçiliği ve Cumhuriyet Meclisi tarikiyle gelirken, Merkez Bankası’nın oradaki dört önemli caddeye açılan kavşak, başkent trafiğinin en yoğun buluşma noktalarından biridir.

Peki, o kavşağın ortasındaki yeşil alana yerleştirilen Özgürlük Anıtı’nın yürekler acısı hali yetkililerin yüreğini hiç mi sızlatmıyor? Anıtın çeşitli parçası yıkıldı ve beton yığınları öylece kendi haline bırakıldı. Çok ayıp… Toplumsal anıtlar eğer korunmayacaksa, hem de başkentin en önemli kavşağına neden dikilirler? Başta Lefkoşa Türk Belediyesi ve Anıtlar Kurulu denilen o kurumun ve hepimizin yüz kızartan ayıbı olsun diye mi?

*             *             *

Yazımı sonlandırmadan önce yıllardır İtalya’da yaşayan ve kısa bir tatil için ülkesine dönen ressam – yazar – şair dostum Yılmaz Hakkı Hakeri’nin Lefkoşa gözlemlerini de paylaşmak isterim. Sanatçı duyarlılığındaki bir insanın gözünden tüm bu ihmal edilen haliyle bile Lefkoşa’mızın ne denli önemli ve büyüleyici olduğuna birlikte tanıklık edelim:

“1971-1978 yıllarını öğretmen olarak geçirdiğim bu kent çok değişmiş. Yaseminlerini, güllerini anımsadım. Adına resimler yaptığım, şiirler yazdığım Lefkoşa bir başkaydı. Sesler ve renkler şimdilerde daha bir artmış. Geçmiş yok artık. Zaman değişse de, Lefkoşa tozuyla toprağıyla havasıyla kokusuyla hep aynı. Uzaklığım kırklanmış ve kırlaşmış yıllardır. Hani  ‘bir kahvenin kırk yıllık hatırı var’ derler ya… Bu hatırı paylaşacak dost yüzler de yok artık. Bir zamanların hep açık, hep aralık kapıları da kapalı. Mimari düzenler, kapı pencere biçimleri de değişmiş. Bazı kapı ellerini ve kilitlerini de anıların tozu örtmüş. Bir takım eller iş,yürekler sevgi, kafalar yaratış bekliyor. Yurttaşlarımızın bir araya gelmesi, yurdunu sevmesi, koruması ve güzelleştirmesi gerekiyor. Söylenen söze bakmayınız. Yürekten bakan göz de önemli değil. Dünya gerçekleri için güneşle gün ışığı, bilimin ışığı gerekiyor. Mucizeler de boş iş. İnanmayın. Gerçeğe bakabilen, geçmişi karartmayan, yenilenmesini bilen, değişime açık insan aydınlatacak bu kenti. Yine de, anılarımın özgür bir yurt özleminin ışığı ile her zamanki gibi güzeldin, ışıl ışıldın Lefkoşa…”


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek