Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

04.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Judo hocası ve öğrencisi…

Her bireyin içinde adeta verimli bir toprak vardır. Yeter ki o içsel verimli toprağa doğru tohum atılabilsin. Seyreyleyin ondan sonra siz fışkıracak olan güzellikleri!..

Hayatın bu önemli gerçeğine ilişkin yığınla örnek verilebilir. Size bu Pazar gününde sunacağım minik öykü o tür örneklerin sadece bir tanesidir:

Yaşlıca adam judo hocasının spor salonuna giderek ona der ki: “Bir oğlum var, judo sporuna çok meraklı. Onu bu merakından vazgeçirebilmek için boş yere uğraşıyorum.” Judo hocası, “neden tutkusuna engel oluyorsun çocuğun?” diye sorunca, adamdan şu karşılığı alır: “Çünkü onun sol kolu yok… Engellidir!..” Hoca, “Çocuğu hele bir getir de bakalım” der...

Ertesi gün baba - oğul çıkmışlar hocanın karşısına. Hoca çocuğu şöyle bir süzmüş ve “Tamam,” demiş “yarın oğlanı eşyalarıyla birlikte bana getir, çalışmalara başlıyoruz.”

Ertesi gün çocuk eğitim salonuna yatılı olarak geldiğinde hocası ona bir hareket gösterir ve “bu harekete çalış” der. Çocuk bir hafta hep o hareketi çalışır. Sonra hocasının yanına gidip, “bu hareketi öğrendim, başka hareket göstermeyecek misiniz?” diye sorar. Hocasının yanıtı “sen aynı harekete çalışmayı sürdür” olur. İki ay, üç ay, altı ay geçer aradan…  Derken çocuk okuldaki bir yılını doldurur. Hep aynı hareketi tekrarlayıp durduğu o yılın sonunda hocasının yanına tekrar giderek; “hocam, bir yıldır aynı hareketi yapıyorum, çok da iyi yapıyorum. Bana başka hareket göstermeyecek misiniz?” diye ısrarla sorar. “Sen aynı hareketi çalış oğul, zamanı gelince yeni harekete geçeriz” der yine hocası.

İki yıl, üç yıl derken, çocuk hocasının gözetiminde beş yılını doldurur. Bir gün hocası çocuğun yanına gelip “hazır ol” der. “Seni büyük turnuvaya yazdırdım. Yarın maça çıkacaksın.”

Çocuk şoke olur. Hem sol kolu yok, hem de judoda bildiği tek bir hareket var. Ünlü judocuların katıldığı turnuvada hiçbir şansının olamayacağını düşünür, paniğe de kapılır. Ama hocasına saygısından ses çıkarmaz.

Turnuvanın birinci günü çocuk ilk yarışmaya çıkar, rakibine bildiği o tek hareketi yapar ve kazanır. Derken ikinci, üçüncü maç, çeyrek final, yarı final… Ve hiç beklemediği halde, hiç yenilmeyen o çocuk finale katılmaya hak kazanır.

Finalde delikanlının karşısında rakip olarak ülkenin son on yıldır yenilmeyen şampiyonu vardır. Judoda tam bir üstat... Delikanlı telaşla hocasının yanına koşar. “Hocam” der “hasbelkader buraya kadar geldik işte, ama rakibime bir bakın, yılların şampiyonu. Bende ise bir kol eksik ve bildiğim bir tek hareket var. Bu kadarı artık bana yeter. Üstat judocunun karşısına çıkıp da rezil olmayayım. İzin verin turnuvadan çekileyim.”

Hocası kesin bir ifadeyle “olmaz” der. “Yüzdük yüzdük kuyruğuna getrdik. Yenilirsen de namusunla yenil.”

Çocuk çaresiz çıkar yarışmaya. Rakibi tam bir güvenle üzerine gelir. Delikanlı yine o bildiği tek hareketi yapar ve bir hamlede rakibini yere sererek şampiyon olur.

Kupayı aldıktan sonra kendisini gururla izleyen hocasına sorar: “Hocam; nasıl oldu bu iş? Benim bir kolum yok ve bildiğim tek hareket var. Buna karşın nasıl ben kazandım yılların şampiyonu karşısında?”

Öğrencisini alnından öperek kutlarken şöyle der hocası ona:

“Bak oğlum. İlk olarak, beş yıldır istikrarla hep aynı hareketi çalışıyorsun. O kadar çalıştın ki, artık yeryüzünde o hareketi senden daha iyi yapan hiç kimse yok. İkinci gerçek de şu: O çok iyi bildiğin hareketin tek bir karşı hareketi vardır. Rakibinin seni mutlaka sol kolundan tutması gerekir. Senin ise sol kolun yok!..”

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.