HUNKAR SAG GIYDIRME
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

21.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Kantarın topuzu...

Bayram dolayısıyla birkaç günlük tatil yaptığım beldede manav dükkânına girmiş, tezgâhtan bir şeyler seçmeye çalışmaktayım.

Orta yaşlı öfkeli bir adam geldi yanıma. Besbelli içini dökecek. “Sen gazetecisin, değil mi?” diye sordu önce. “E biliyorsun işte, gazeteciyim” dedim.

Ve işte o anda patladı. Çevredekilerin de işitebileceği bir tonda içini şöyle döktü:

“Yahu ama artık birbirimizle konuşmayı, tartışmayı da beceremiyoruz. Kulüpten geliyorum. Görüşmelerin durumu hakkında konuşmalar başladı. Oradakiler ikiye bölündü, kavga çıktı. Kendilerine ‘çözümcü’ diyenler diğerlerini ‘çözüm karşıtı’ olarak suçlamakla kalmadılar, bir de onlara ‘hade be ganimetçiler’ dediler. Olacak şey mi bunlar?”

*             *             *

Kıbrıs sorununda siyasal bir çözüme odaklanan görüşmelerin en kritik aşamasındayız…

Kıbrıs Türk halkı gelişmelere, belirtilere ve kaderine ilişkin tartışmaları tam da bu aşamada yapmayacaksa, ne zaman yapacak?

Tabii ki bu yoğun tartışma ortamında karşıt görüşler de olacaktır. Herkes birbirini anlayışla karşılamalı, kabullenilmese bile, her görüşe saygı gösterilmeli…

Hiç kimse bir diğerinin görüşünü kabullenmek, o görüşe ille de katılmak zorunda değildir. Karşıt görüşler, baskıya dönüşen tavırlar, ya da sözlü saldırılarla değil, inandırıcı düşüncelerle çürütülmeye çalışmalı.

İçinde bulunduğumuz durumun duyarlılığı da, söz ve düşünce özgürlüğüne dayanan demokrasi kültürü de bunu gerektirir…

Çatışan düşüncelerden, toplumsal ve ülkesel esenlikler için sentezler üremesine şans tanınmalı…

Komşularımızla bir anlaşma yapılacaksa bunun çok sağlam güvenceleri içermesi gerektiğini savunanlarımızı "çözüm karşıtı" ilan edip "ganimetçi" diye suçlamak insaf sınırlarını aşmaktadır.

*             *             *

1974 sonrasının fiili düzeninde, nüfus mübadelesi anlaşması, liderler Rauf Denktaş ile Glafkos Klerides arasında görüş birliğiyle imzalanıp ada genelinde yürürlüğe girdi… Terk edilen Rum mülkünde yaşamını idame ettirmek zorunda kalan o kadar çok insan var ki, şu “ganimetçi” sözcüğünü kullanırken dikkatli olmak gerekir. Çünkü bu yakıştırmanın yaraladığı insanlar, bu topraklara terini döken, bu ülkenin yoğun bir vatandaş kitlesidir. Tarihi bir gerçeğe de gözlerimizi kapatamayız. O tarihi gerçek, en büyük ganimetçinin 1963 Aralık ayından itibaren ortağı olduğumuz devleti bizden göz göre göre çalan Rum komşularımız olduğuna ilişkindir.

Madem ki Kıbrıs sorunu görüşme masasına yatırılmıştır, bunun hesabı hiç mi sorulmamalı?

Kıbrıs’ta kantarın topuzu zaten o günlerden sonra kaçmıştır ve daha sonraki gelişmelerin gerçek sorumlusu da kantarın topuzunu hakimiyetçilik uğruna, ENOSİS rüyalarının sarmalında, bilinçli olarak kaçıranlardır.

Ortada tarihi bir belge olarak, Türkleri sadece devletten dışlamayı değil, haritadan silmeyi de öngören “Akritas Planı” gibi bir proje sırıtırken, Rum siyasal propagandasının çakma planına mı boyun eğilmeli?…

Ki o çakma plan, Türklerin devlete isyan edip mevzilere girdiğine dairdir!..

Bir halk, hiç ortağı olduğu devleti tüm olanaklarıyla terk edip, yokluk ve sefalet içinde, kan ve ateş deryasında mevzilere girer mi?

1963 Aralığından Temmuz 1974’e kadar, devletin eşit ortağı olan Kıbrıs Türk halkının haklarını yağmalayıp ganimetleyenlerden o dönemin hesapları görüşme masasında sorulmazsa, Rum – Yunan tezine boyun eğilmiş olur. O gerçek dışı tez de Kıbrıs sorununun 1974’te Türk askeri müdahalesiyle başladığı iddiasıdır.

Kantarın topuzunun hiç kimse tarafından bir daha kaçırılmaması dileğiyle.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.