HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

03.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Kıbrıs Türk kadını… (1)

“Kadın insandır… Erkek ise insanoğludur…” Kadın ve erkek fotoğrafına böylesi bir algıyla bakanlar arasındayım. Ve gözlemim odur ki, Kıbrıs Türk halkındaki genel ve uygar bakış açısı da aynen bu doğrultudadır. O kadın ister ana, ister eş ve isterse sevgili ya da arkadaş olsun… İşte kimliği ve niteliği ne olursa olsun, kadına saygının, köklü bir geleneğe dönüştüğü Kıbrıs Türk halkının mensuplarıyız.

Kıbrıs Türk Kadınlar Konseyi tarafından organize edilen uluslararası nitelikli, “Kadın ve Laiklik” konulu seminerdeki konuşmama işte bu vurguyu yaparak başladım. Geçen Perşembe günü, gün boyunca yapılan seminerde, Rum yönetiminin tüm engelleyici çabalarına karşın çok sayıda yabancı kadın ağırlandı. Onların görüşleri de dinlendi. Konsey Başkanı Latife Birgen ve arkadaşları, ses getiren bir başarıya daha, medyatik olmamaya da özen göstererek, kutlanmaya değer imzalarını attılar. Kıbrıs Türk Kadını hakkında bir sunum yapmam için, Kıbrıslı Türk yazar olarak beni davet etme nezaketini gösterdiler. Müteşekkirim ve mutluyum. Bana ayrılan süre içinde Kıbrıs Türk kadınının soylu kimliğini ve hasletlerini anlatmaya çalıştım. Kıbrıs'taki varlık nedenlerimizin en önemli kaynağı olan değerli kadınlarımızın ilgisine teşekkür ederim..

Kadınlarımıza toplum içindeki güçlü kişiliklerini kazandıran anlayış Kıbrıs’ta ta Osmanlı döneminde başlamış ve Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde modern laik Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra çağdaş niteliklerine de kavuşmuştur.

Atatürk devrimlerinin uyarlanması Türkiye’de bile ciddi bazı engellerle karşılaşırken, hatta bu engelleri aşabilme adına İstiklal Mahkemeleri bile kurulurken, Kıbrıs Türk halkı o devrimleri hiçbir baskıya ve zorlamaya gereksinim duymadan, aynen kendi toplumsal bünyesine aktarmış ve uygulamıştır.

Hiç kuşku yoktur ki,  bu devrimlerin en önemli unsurlarından biri de kadına toplum içinde hak ettiği sosyal yeri vermektir. Türk Kurtuluş Savaşı’ndan sonra modern Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması üzerine başlayan devrimler, olağanüstü devinimler halinde Kıbrıs Türk halkına da yansımıştır.

Dahası, halkımızı Müslüman bir topluluk, hatta cemaat düzeyinde tutma siyasetini güden İngiliz sömürge yönetimine karşı da, Atatürk devrimlerinin uygulanması bağlamında, çok çetin bir direniş gösterildi. Devrimlerin Kıbrıs Türk halkının yaşamından ve yapısından uzak tutulması için, koloni idaresinin yaptığı dayatmalara asla boyun eğilmedi.

İngiliz yönetimi çok iyi bilmekteydi ki, bu devrimci gelişmeler en sonunda koloni düzenine karşı bir bağımsızlık ve özgürlük mücadelesini de tetikleyecekti. Nitekim koloni yönetimine karşı ilk ciddi direniş, Atatürk devrimlerinin uyarlanması sırasında, engelleyici ve caydırıcı tavırlara karşı sergilendi.

Bu devrimci mücadelenin içinde Kıbrıs Türk erkeklerinin yanı sıra, Kıbrıs Türk kadınları da tarihi rollerini oynadılar. Atatürk’e ve Atatürk’ün devrimlerine karşı içten bir hayranlık ve duyarlılık, Kıbrıs’taki modern Türk halkının sosyal ve kültürel gelişiminde büyük rol oynadı. Kadının ana olarak, eş olarak, sevgili ve arkadaş olarak devrimlerin uygulanmasında ve çağdaş yaşamın yakından izlenip özümsenmesinde erkeklere verdiği motivasyon, altı çizilmesi gereken bir Kıbrıs Türklüğü gerçeğidir.

İnsan hak ve özgürlüklerine saygı duyan ve değer veren bir toplumsal yaşam sistemi, laiklik anlayışıyla taçlandırıldı. Seçme ve seçilme hakkını elde eden ve bu hakkı kullanmasını çok iyi bilen Türk kadını, şeriatçı Osmanlı geleneğinden, devrimci ve çağdaş Atatürkçülük geleneğine geçerken dinsel işleri, toplumsal düzenden ve siyasetten ayırmasını da çok iyi bildi… Ve erkeklerin yanı başında, laik sistemin kökleşmesinde rol aldı.

Özellikle Atatürk’ün harf devrimi toplumsal aydınlanmanın önünü açtı. Geçmişte, eski Türkçenin gereği olarak Arap harfleriyle ve literatürüyle yapılan, üstelik şeriatçı bir karakter içeren eğitim, gerçekten zordu. O nedenle okuma ve yazma oranı toplumda son derece düşüktü. Eğitimin Latin harfleriyle yapılmaya ve okullarda Türkiye’den gelen ders kitaplarının okutulmaya başlanmasından sonra halkın okuma yazma oranında tartışılmaz bir patlama oldu. Hızlı bir aydınlanma süreci başladı. Bu aydınlanma sürecinden Kıbrıslı Türk kadınları da paylarını almaya başladılar. Ki geçmiş şeriat düzeninde kız çocuklarının okula gönderilmelerinde bile sakıncalar görülmekteydi.

Devrimler bağlamındaki girişkenliğinde Kıbrıs Türk kadını çok samimi ve çok kararlıydı. Kendini bu konuya iş ola adamamıştı. Son derece bilinçliydi… Çünkü Osmanlı’nın şeriat düzeninin en fazla da kadın haklarını kısıtlamakta olduğunun farkındaydı. Bunun acısı içindeydi. Bu acıyı aşmaktaki iradeyi cesaretle, özgüvenle ve istekle gösterdi..

Kıbrıs Ortadoğu coğrafyasının içinde olmasına karşın Kıbrıs Türk halkı, Ortadoğu halklarının kültür ve eğitim düzeyinin çok üstündedir. Bu yükseliş, Atatürk devrimlerinin içtenlikle toplumsal bünyeye uyarlanmasından kaynaklanmaktadır. Ortadoğu’da yaşanmakta olan sosyal, kültürel ve siyasal faciaların kökenindeki temel etken ise oralarda, Atatürk devrimlerine benzer aşamaların yaşanmamış olmasıdır. Çağdaş yaşamı getirecek devrimleri yapamayan halkların çağdışı fırtınaların içinde çalkalanacağının acıyla dolu örnekleri Ortadoğu coğrafyasında ne acıdır ki, fazlasıyla sergilenmektedir.   (Yarın sürecek)
 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.