Akacan Holding
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

08.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

“Kıbrıs’ım”, “Al Yemeni”sine sarılmış ağlıyor…

Geçen cuma Ayşe Gürkan’la “Kıbrıs Gündem” programında onun hakkında da konuşmuştuk… Meğer son günlerini yaşamaktaymış biz ona dair söz ederken…

Anneciği Bahire Hanım yıllarca onunla birlikte kader birliği yaparak çalışmış ve sevgili Ayşe de gerek iş yaşamında, gerekse özel yaşamında onun yanından hiç ayrılmamıştı. “Belleği yerinde olmasına rağmen teyzeciğim artık çok hasta, oldukça bitkin. Sevenleri onu mutlaka ziyaret etmeli. Herkesin, hepimizin duasına, vefasına ve sevgisine ihtiyacı var” demişti sevgili Ayşe…

Ajandama notumu düşmüştüm onu ziyaret için. Mutlaka görüşmeli ve hakkında bir yazı yazmalıydım…

Ama ecel benim ziyaretimden önce uğradı onun yanına. Ve tasarladığım yazımı ancak onun aramızdan ayrılmasından sonra yazabiliyorum işte… Ne kadar acı!..

                                                               *             *             *

Bir ay kadar önce ciddi bir akciğer hastalığından dolayı Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Kâmran Aziz Hanımefendi geçen akşam evine döndü ve dün sabah gözlerini yaşama bir müzeden farksız olduğunu gerek Ayşe Gürkan’dan, gerekse Fatma Azgın’dan dinlediğim zengin anılar yuvası kendi evinde yumdu... 95 yaşındaydı… “Dalya” demesine sadece 5 yıl kalmış bir anıt çınardı o… Bizim içimizden çıkmış bir çınar…

Efsane bir ailenin mensubuydu. Babası Mehmet Aziz Bey İngiliz Koloni Yönetimi’nde gerek adamızın, gerekse diğer Afrika İngiliz sömürgelerinin bataklıklarını sivrisinekleriyle birlikte kurutarak malaryanın kökünü kazımış ve uluslararası literatüre geçmiş bir çevre dehasıydı. Tanrı sağlıklı yaşlar versin, ablası Türkân Aziz ise Kıbrıs sağlık sisteminin ekol yaratan son derece donanımlı ve madalyalı başhemşiresi olarak adını başarı öykülerine altın harflerle yazdırmıştır. Ta İngiliz Koloni Yönetimi’nden bu yana…

                                                               *             *             *

Bizim nesil Kâmran Aziz’i ta çocukluk yaşlarımızdan başlayarak bir müzik ilâhesi olarak tanımıştır... O günlerde önce İngiliz koloni yönetiminin, daha sonra da Türk – Rum ortaklık cumhuriyetinin sesli yayın kurumu olan radyonun Pazar programlarını iple çekerdik… Çünkü “Kâmran Aziz ve Arkadaşları” adlı canlı müzik programının yayın günüydü Pazar sabahları. Yalnız Kıbrıs Türk halkı değil, Rum, Ermeni ve Maronit halkları da Kâmran Aziz’in hayranıydı… Radyoda onun onlarca bestesiyle zenginleşen inanılmaz güzellikte bir müzik şöleniydi sunulan… Diyebilirim ki Kıbrıs’ın pek çok insanı ilk müzik kültürünü önce Abdülazim Aziz Bey’le başlayan ve Kâmran Aziz ekolüyle zenginleşen o şölenlerden almıştı…

“Kıbrıs’ım”, “Kıbrıs’ım Sana Ne Oldu”, “Kıbrıs Zeybeği”, “Al Yemeni Mor Yemeni”, “Seni Orakta Gördüm”, “Gelin Geliyor Gelin”, “Orak Zamanı Geldi” gibi Kıbrıs otantiğinin sesi olan Kâmran Aziz besteleri, ta o günlerden beri kulaklarımızda ve yüreklerimizde yankılanmaktadır.

Genç kızların eğitim bile alamadığı 1950’li yıllarda Abdülazim Aziz, Jale Derviş, Zeki Taner, Fikret Özgün, Vecihi Turgay ve Ahmet Anlar gibi müzik sevdalılarıyla ilk batı müziği topluluğu olan “Kâmran Aziz ve Arkadaşları”nı müzik tarihine geçirdi. Bu arada o yıllarda büyük beğeni toplayacak olan ilk bestelerini de yapmaya başlamıştı. 50’yi aşkın bestesiyle Kıbrıs Türk folk müziğinin başlamasında öncü rol oynadı. Batı müziğindeki yeteneğini, folk müziğinde de gösterdi…

Ünlü kadın bestecimiz, “Kıbrıs Müzik Okulu”, “London School Of Music” ve “American School of Music”in de özel eğitim sertifikalarının sahibidir.

                                                               *             *             *

Kâmran Aziz ve arkadaşları performanslarını çok özel etkinliklerde halk önünde de yılda birkaç kez sunar ve büyük yankı yaratan o konserler yılın önemli olayları arasına girerdi… Eczacılar Birliği’nin bazı balolarında da Kâmran Aziz’i eczacı meslektaşı Fatma Azgın’la birlikte düetlerde ve klasikleşen tangoların şahane yorumlarında anımsarım… Akerdeonuyla bütünleştiğinde ise bir başka ilâhlaşırdı… Müzik alanındaki başarısı çeşitli ödüllerle, ama en önemlisi halkının takdiriyle taçlandırıldı.

Mesleği eczacılıktı… O meslekte de tıpkı müzikte olduğu gibi tarih yazmıştı. Çünkü yanında genç eczacıların yetiştiği, Kıbrıs’ın ilk eczacılarından ve Kıbrıs Türk Eczacılar Birliği’nin de kurucularındandı… Müzik eğitimine piyano çalmayı öğrenerek 8 yaşında başlayan 1922 doğumlu Kâmran Aziz, American Academy Lefkoşa'dan mezun oldu. 1944’te tamamladığı farmakoloji eğitiminin ardından ilk Kıbrıslı Türk kadın eczacılardan biri olarak 1997’ye kadar hizmet verdiği Aziz Eczanesi’ni başkentimizin Atatürk Meydanı’da açtı. Kıbrıs Türk Eczacılar Birliği’nin kurucuları arasında yer alan Aziz’in çoktan kapanmış olan eczanesindeki eşyaları, halen kurucusu olduğu Eczacılar Birliği binasında müze olarak düzenlenen bölümde sergilenmektedir.

Müziğin ve nurların sonsuza dek örtüsü olmasını dilerim. Unutulmayacaklarımız arasındaki yerini almıştır.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.