HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

03.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

“KIBRIS”ta on bin gün…

‘KIBRIS Gazetesi’nin unutulmaz genel yayın yönetmeni kadim dostlarımdan merhum Mehmet Ali Akpınar benim hakkımda konuşmak durumunda kaldığında “Tolgay’ın en fazla istikrarlı duruşunu severim” derdi.

İstikrar tutkunu disiplinli Akpınar eğer yaşamda olsa ve bugünkü yazımı okusaydı mutlaka sigara tutan sararmış parmaklarıyla sarı bıyıklarını çekiştirecek ve nikotin dumanları arasında babacan tavrıyla keyifle gülecekti… Çünkü bugünkü yazım onun çok sevdiği o istikrarlı duruşa dairdir… Sevgiler saygılar sana Akpınar…

Söze Akpınar’la başlamamın elbette ki bir anlamı vardır.

O anlam da, kuruluşunda ve halka mal edilişinde en büyük emeği vermiş olduğu ve Asil Nadir’in medya projesini tartışılmaz bir başarı öyküsüne dönüştürdüğü ‘KIBRIS Gazetesi’nin şu an on bininci yayın gününe ulaşmış olmasına dairdir.

Evet sevgili okurlarım; şu anda elinizde tuttuğunuz ve sayfalarını beğeniyle karıştırdığınız ‘KIBRIS Gazetesi’nin, yani Kıbrıs Türk medyasının amiral gemisinin on bininci sayısıdır…

                                                                              *             *             *

Böyle bir günde ‘KIBRIS Gazetesi’ndeki on bininci yazımın okurlarla buluşturulmuş olması da benim özel kıvancımdır.

Hiç kuşkusuz, köşe yazılarım dışında, yıllar boyunca gazetenin başka sayfalarında yayımlanmış yığınla yazım ve röportajım da olmuştur. Hâlâ da olmaktadır… Ki o çalışmalar mevcudu tükenmiş 5 kitabımın, yani “Kanlı Noel”in, “Kıbrıs Türk Toplumunda Sinema Olayı”nın, “Sinema Albenisi”nin, “Naftalin Kokulu Kıbrıs”ın ve “Dere Tepe Kıbrıs”ın da alt yapılarını oluşturmuştur…

Ama on bininci köşe yazısına imza atmanın duygusu çok daha başkadır… Sanırım hangi yazar olsa, böyle bir durumda benim duygularımı aynen ve mutlaka yaşar…

On bin gün boyunca şahsıma emanet edilen köşede tek bir günü bile sektirmeden yazı yazmak ve bu aşamada “yola devam” kararlılığı içinde olmak eğer Akpınar’ın tanımladığı gibi bir “istikrar” ise, ben işte o istikrardan onur duyarım. Bana bu onuru yaşatan on bininci sayısındaki KIBRIS Gazetesi’ne minnettarım…

                                                                              *             *             *

Meslekteki ilk okulum “Bozkurt” gazetesiydi. Yayınını durduruncaya dek orada sadece 10 yıl, yani 3,650 gün yazabilmiştim… “Bozkurt”daki o yoğun ve kesintisiz çalışma da tabii ki bir başka istikrar olayıdır.

“KIBRIS Gazetesi” yayına başlarken Akpınar bana şu sözleriyle start vermişti: “Dördüncü sayfada ‘editorial’ nitelikli, ‘KIBRIS’ logolu bir tek köşe yazısı olacak, onu da sen yazacaksın. Biz, haber gazetesi çıkarma iddiasındayız. Şimdilik makaleler şurda dursun… Zorlanırsan o yazıyı her gün değil, gün aşırı da yazabilirsin.”

Ben ise kaleme şevkle sarılırken “hayır patron, her gün yazacağım” demiştim. Ve on bin gündür, bana emanet edilen köşede, ona verdiğim söze bağlı kalarak her gün yazıyorum işte... İlk 10 yıl “KIBRIS” imzasıyla, ondan sonra da açık imzamla…

*             *             *
Her sabah gazete manşetlerini ve haberlerini izleyiciyle buluşturan televizyon sunucusu sevgili dostlarımdan biri birkaç gün önce ilginç bir durum yaşadı. Sunum sırası tam ‘KIBRIS Gazetesi’ne gelmişti ki, stüdyoya izleyicilerden uyarı mesajları yağmaya başladı… Çünkü sunucu arkadaşımızın önüne her nasıl olmuşsa KIBRIS Gazetesi’nin bir gün önceki sayısı konulmuştu ve o da yanlışlığı fark etmeden o sayının manşetlerinden, haberlerinden söz etmekteydi… Durumu anında fark eden izleyiciler ise “dünkü KIBRIS’tır o” diye uyarı yarışına giriştiler…

İşte size on bin günlük ‘KIBRIS Gazetesi’nin toplumda yarattığı kurumsallaşmış kesin farkındalığa ilişkin güncel bir örnek… “KIBRIS” çok büyük bir okuyucu kitlesi tarafından günü gününe dikkatle izlenen, belleklerde iz bırakan, halkın sahiplendiği bir gazete olmasa, o farkındalık da oluşmayacaktı…

                                                                              *             *             *

On bin günlük yayın sürecinde ‘KIBRIS Gazetesi hangi konumdadır? Muhteşem medya başarılarına imza atan, yerel medyamızın gelişip çağı yakalamasına sinerjisini cömertçe akıtan lider ve örnek bir gazete konumundadır… Her gün ‘KIBRIS Gazetesi’ne göz atmayan okuyucu, kendini gazete okumuş saymaz…

On bin gün, yerel tarihte de, dünya tarihinde de önemli ve uzun bir zaman kesitidir. Bu uzun zaman kesitinde neler olmamış, neler yaşanmamıştır ki… Tüm bu olanlar ve yaşananlar ‘KIBRIS Gazetesi’nin milyonlarca sayfası içindeki yerini almıştır.

On bin günlük geçmişiyle bizim gazetemiz tarihi yazıp kayıt altına alan ve belgeleyen muhteşem bir arşiv olmuştur…

Ne mutlu o “KIBRIS” çalışanlarına ki, on bin gün boyunca özveri ve yaratıcılıkla hiç durmamacasına emek vererek araştırmacıların ve tarih yazıcılarının başuçlarına milyonlarca sayfalık bir medya arşivi koymuşlardır…

Ve ne mutlu bana ki, on bin günlük kesintisiz yazılarımla bu arşive bir nebzecik olsun katkıda bulunabildim…

Yeni on bin günlerin içinde, her gün biraz daha fazla güçlenerek, sadık okuyucularıyla kol kola yürümektedir “KIBRIS”ımız… Mutlu yürüyüşler “KIBRIS”ım…

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.