HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

27.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Kıssadan hisse çıkarma...

Bir profesör konferans vermek üzere salona girer. Ama o da ne? Salon, ön sırada oturan seyis dışında bomboşmuş. Konuşup konuşmama ikilemini yaşayan profesör sonunda seyise sorar:
“Buradaki tek kişi sensin. Sana göre konuşmalı mıyım, yoksa konuşmamalı mıyım?”
Seyis der ki:
“Hocam ben basit bir insanım, senin bilimsel konularından anlamam. Fakat ben ahıra girdiğimde bütün atların kaçıp sadece bir tanesinin kaldığını görsem, yine de onu beslerim.”
Bu sözlere hak veren profesör konferansına başlar. İki Saatin üzerinde konuşur. Konferanstan sonra da kendini oldukça mutlu hisseder. Dinleyicisinin de konferansın çok iyi olduğunu onaylayacağını düşünerek sorar: “Konuşmamı nasıl buldun?”
Seyisin yanıtı şu olur:
“Hocam, sana daha önce basit bir adam olduğumu ve bu konulardan pek anlamadığımı söylemiştim. Gene de eğer ahıra gelir ve biri dışında tüm atların kaçtığını görürsem gerçi onu beslerdim; ama elimdeki tüm yemi de ona verip hayvanı çatlatmazdım.”
Kıssadan hisse: "Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin algılayabildiği kadardır."
                                                               *             *             *
Şimdi size bir öykü daha anlatacağım. Ama öyküye ekonomistler, siyasetçiler, milli servet meselesi ve mizahçılar dahil olduğu için, bu öykünün hissesini çıkarmayı size bırakacağım. Buyurun öyküye bakalım:
Ülkeler ekonomilerini geliştirmek ve milli serveti kendi öz ekonomileri içinde tutabilmek adına yasal ve ahlâki bir sürü önlem almakta, her gün yeni fikirler ve öneriler üretmektedirler…
İşte bu bağlamda Amerika Birleşik Devletleri’nde yeni ve ilginç bir ekonomi teorisi ortaya atılmıştı… Teorinin sahibi Marc Faber adlı bir Amerikalı... Faber bir borsa analisti ve aynı zamanda girişimci, yatırımcı bir işadamı.
Dünya ekonomisiyle yakından ilgilenenler anımsayacaklardır: 2008 yılı Haziran ayında Bush yönetimi krize giren Amerikan ekonomisini yeniden canlandırmak için bazı önlemler almıştı…  İşte tam bu sırada Marc Faber de bu konuda mizah yüklü bir bildiri kaleme alarak bunu aylık raporunda yayınlamıştı…  Faber’in bildirisi şöyle:
“Amerikan Federal Hükümeti ekonomiyi yeniden canlandırmak için her bir Amerikan vatandaşına 600 dolar tutarında bir parayı dağıtmayı karara bağlamış… Ey benim sevgili Amerikalı vatandaşlarım: Eğer bu parayı Wal-Mart'da harcarsak, para Çin'e gidecek… Eğer bu parayı benzin almak için harcarsak, para Araplara gidecek… Eğer bilgisayar alırsak, para Hindistan'a gidecek… Eğer sebze, meyve alırsak para Meksika'ya, Honduras'a ve Guatemala'ya gidecek… Eğer bir araba almayı düşünürsek bu para Japonya veya Almanya'ya gidecek… Eğer hediyelik bir şeyler alırsak para Tayvan'a gidecek… Ve böylece tek senti bile Amerikan ekonomisi için yarar sağlamayacak…
Bu parasal yardımı Amerikan ekonomisi içinde tutabilmenin tek yolu, parayı biraya ve fahişelere harcamaktır. Çünkü sadece bu iki sektörde ulusal üretim yapabilmekteyiz. Ben kendi adıma, ekonomimizi koruyabilmek için bu yolda faaliyet gösteriyorum...”
Faber’in bu bildirisini okuyan bir İtalyan ekonomistin yanıtı şöyle olur:
“Sevgili Marc; Amerika'nın iktisadî durumu bu aralar gerçekten pek iç açıcı değil… Üzülerek bildiriyorum ki, ‘Budweiser’ bira fabrikasını da çok uluslu bir Brezilya şirketi olan ‘Ambev’ satın aldı… Böylece Amerikalılar için ortada yalnızca fahişelik sektörü kalmış oluyor. Eğer fahişeler de kazandıkları parayı çocuklarına göndermek isterlerse, bu para doğrudan buraya, yani Roma'daki İtalyan Millet Meclisi’ne gelir. Çünkü dünyada en çok fahişe çocuğu olan yer burasıdır.”                                          
 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.