Cyprus Today sol
  • 13 Mayıs 2018, Pazar 10:33
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Kitaplar: Emir Ali Başar’ın Anıları ve “Yaban”

EMİR ALİ BAŞAR: Kendi alanlarında efsane olmuş seçkin kimliklerin önünde her zaman saygıyla yerlere dek eğilirim. Eğitimimizin duayenlerinden Emir Ali Başar hocam da o saygın kimliklerden biridir. Bizim neslin kimya öğretmeniydi… Ama başında kavak yelleri esen öğrencilerine sadece kimya dersi vermekle yetinmez, bıkmadan usanmadan hayat dersleri de verirdi.. . Sadece bilimin değil, insanın zor kimyasını da çözmüş bir bilgemizdir o…

Kimya öğretmenliğinden sonra müfettişliğini ve Ankara Büyükelçiliğimizdeki eğitim ataşeliğini de büyük başarıyla sürdüren Başar hocamızın tedrisatından geçen öğrencilere bir baktığımızda, hepsinin de toplumsal yaşamda önemli konumlara geldiklerini görürüz. Kimisi doktor, kimisi mimar ve mühendis, kimisi eğitimci, kimisi gazeteci – yazar, kimisi iş adamı ve kimisi devlet adamı kimliğiyle siyasetçi… Başar, yıldızlardan oluşan bir eğitim kadromuzun içinde yıldızlar yaratmayı başardı…

1 Eylül 1929 İnönü (Sinde) doğumlu olan hocamız Emir Ali Başar, yaşanmışlıklarından önemli seçkiler yaparak kaleme aldığı ANILARIM kitabını, bu ilerlemiş yaşında bile yeni nesillerimize hayat dersleri vermenin kararlılığıyla önümüze koydu… Ve çok iyi bir hizmet daha yaptı… Anlam yüklü fotoğraflarla da donatılmış olan 286 sayfalık ANILARIM kitabını herkesin okumasını dilerim… Kıbrıs Türk halkının hangi ortamlardan geçerek bugünkü düzeyine geldiğini yaşanmışlıklarının çarpıcı örneklerini sunarak anlatan Emir Ali Başar, hiçbir konuda, hiçbir zaman umutsuzluğa gerek olmadığının sinerji yüklü mesajını veriyor bize…

Başar’ın ilgiyle okunan anı yüklü yazılarıyla daha önce Emekliler Derneği’nin yayın organında buluşuyorduk… Keyifle ve bir solukta okunan kitabıyla yazarlık yeteneğini bir kez daha hepimize kaıtlayan hocamızın kitabının ön sözünü kendisi gibi eğitimci olan sevgili Hasan Kahvecioğlu yazdı. Başar’ın bireysel yaşam yolculuğundan hareketle Kıbrıslı Türklerin yakın tarihine kocaman bir mercek tuttuğunu belirten Kahvcioğlu, geçmişten bugüne sosyal panoramızı görmek isteyenlere kitabı hararetle tavsiye ediyor. Kahvecioğlu’nun haklı tavsiyesine katılmamak mümkün mü?.. Başar Hocama kutlamalarımı ve şükran duygularımı sunarım…

* * *

YABAN: İstanbul’dan gelen bir dostum, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun YABAN adlı romanının yeni bir baskısını getirdi bana. YABAN, ortaokul yıllarında okuduğum ilk klasiklerindendir… Kitabı yıllar sonra yeniden elime alınca eski bir dosta kavuşmuş gibi oldum… Türk, edebiyatının bu önemli başyapıtında Karaosmanoğlu’nun kullandığı tertemiz Türkçeye hayran kaldım. Düşünün ki bu roman Türk kurtuluş savaşının dumanları henüz dağılmadan, anı biçiminde yazılmıştır. CHP’nin 1942’de düzenlediği roman yarışmasında ikinciliği kazanan YABAN, Türkiye külleri içinden yeniden doğarken aydın - köylü çatışmasını ilginç ve dokunaklı bir gerilimle anlatır...

Öykü, Türk Kurtuluş Savaşı Dönemi’nde, Eskişehir’in sınırları içindeki Porsuk Çayı’na yakın bir köyde yaşayan insanlarla buraya sonradan gelmiş İstanbullu bir “yaban”ı anlatır.

Birinci Dünya Savaşı’na yedek subay olarak katılan Ahmet Celâl, tek kolunu kaybederek geri döner. İstanbul işgal edilince emireri Mehmet Ali’nin davetiyle onun Porsuk çayı kıyısındaki köyüne gider. Kurtuluş savaşı başlamıştır ve Ahmet Celal’in aklı sürmekte olan bu savaştadır. Köye, her gün gazete getirterek gelişmeleri izler. Fırsat buldukça da köylülere yaşananların önemini anlatır. Köy halkı, yoksulluklarının ve cahilliklerinin asıl nedeni olan Salih Ağa’ya bağlıdır. O, ne derse ona inanırlar. Salih Ağa’nın etkisiyle kimse Ahmet Celal’e yanaşmaz. Köylü onu “yaban” olarak niteler.

Bu duruma üzülen genç subay bunalıma düşer. Bunalımlı günlerinde Emine ile karşılaşır, ona ilgi duyar. Emine, Mehmet Ali’nin şehit düşmüş kardeşi İsmail’in dul karısıdır ve genç aydının diyalog kurabileceği tek köylü olur...

Zaman böylece akarken, köy Yunanlar tarafından işgal edilir. Yunanlar köyü yakıp yıkarlar, köylülere işkence ederler. Köylülerin çoğu köy meydanında topluca öldürülür. Ahmet Celâl ve Emine birlikte bu ölüm çemberinden kaçıp kurtulmak isterler. Arkalarından açılan ateşle, ikisi de yaralanır. Güçlükle köyün mezarlığına ulaşırlar. Sabahı orada beklerler. Ertesi gün yola çıkacaklardır. Fakat Emine yarası ağır olduğundan yürüyemez. Ahmet Celâl, elindeki anı defterini Emine’nin eline tutuşturur ve bilinmeyen bir yöne doğru gider.

Sakarya Savaşı’ndan sonra düşman o bölgeden çekilir. Köye zulümleri araştırma kurulu gelir… Kurul üyeleri yıkıntılar ve kömürleşmiş insan kemikleri arasında bir defter bulur. Kenarları yanık, ortası yırtık bu defter Ahmet Celâl’in anılarını yazdığı ve son anda Emine’ye teslim ettiğidir...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek