Akacan Holding
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

15.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

KKTC tarihi bir gerçektir…

Cumhurbaşkanımız Mustafa Akıncı, yeri geldikçe olası bir çözümde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yeni düzenin kurucu devletlerinden biri olacağını söyler…

Aslında bu, KKTC’nin Kıbrıs Türk halkı olarak sığındığımız son kale olduğunu açıklayan bir vurgulamadır. Eğer Rum tarafı uzlaşmaya yanaşabilme basiretini gösterebilirse, yeni düzenin içinde, işte sığındığımız bu son kalemizle birlikte yer alacağız… Ve elbette ki oraya güvencelerimizi de birlikte götüreceğiz.

KKTC tarihi gerçeğimizdir… Eğer bir nesil kendinden önceki neslin toplumun devamı ve güvenliği için yaptıklarını ret ederse ve o yapılanlara sahip çıkmazsa, o toplumun yapısında ciddi hastalıklar var demektir. Çünkü bir toplum ya da ulus, ancak nesilden nesle yapılanlar ve başarılanlarla var olabilir.

Toplumsal ve ulusal yaşam bir süreçtir. O süreci yürüten de, birbirine eklenen nesiller ve o nesillerin eserleridir. Birbirinden kopuk nesilleri olan ve bir önceki neslin yarattığı değerleri hiçe sayan anlayışa sahip toplumların geleceği yoktur. 

                                                               *             *             *

33 yıl önce, 15 Kasım 1983’de, bulunduğumuz konjonktür içinde KKTC’nin ilanı bir zaruretti…

KKTC’nin ilan edilmesinin yanlış olduğunu söyleyenleri incelemeye her aldığımda, bunların KKTC sayesinde elde ettikleri siyasal ve bireysel nimetleri net biçimde gördüm ve samimiyetsizliklerinden dolayı üzüldüm. Hele politika sahnesinde hâlâ etkin olanların bu tavrını anlamakta zorlandım.

İçinde bulunduğun devleti benimsemek ya da benimsememek demokratik bir haktır. Ama benimsemediğin ve karşı olduğun bir devletin siyasal organlarında görev almak ilkesizliğin ta kendisidir.

Varlığına tahammül edemediğin ve yerden yere vurduğun KKTC’nin organlarında belli çıkarlar karşılığında neden görevalıyorsun kardeşim? Bunun, nimetlerinden yararlandığın devleti içinden sabote etmekten başka bir anlamı olabilir mi?        

                                                                              *             *             *

Bir iddia var ki, KKTC’nin ilanı Türkiye’ye rağmen yapıldı. Laf!.. Türkiye’nin onayı olmayan bir oluşuma hiç kimse cesaret edemezdi. O günlerde oyun, konjonktürün kurallarına göre oynanmıştı. Rauf Denktaş bana bir söyleşimizde bunu böyle açıklamıştı. Bir gün bunun belgeleri de ortaya çıkacaktır.

Bir başka iddia da, görev süresi dolan Rauf Denktaş’ın önünün açılması için KKTC’nin ilan edildiğine dairdir.

Peki, o günlerin ortamında eğer Denktaş’ın liderliğine ihtiyaç varsaydı, neden bu yöntem denenmesin? Denktaş siyasal çözümü engellemekle mi yükümlüydü? Denktaş eğer çözümü engelleyen kişiyse ondan sonra gelen Cumhurbaşkanımız Mehmet Ali Talat, o kadar iddialı olmasına karşın neden siyasal çözümü sağlayamadı da en sonunda “Rumlar ellerinden gelse bizim nefes almamızı da engelleyecekler. Kendimi Sarayönü’nde asayım mı?” siteminde bulundu?..

Kaldı ki, Denktaş o makama atanmayla değil, her zaman seçimle geldi.

Kurucu Cumhurbaşkanımızı bu vesileyle saygı ve sevgiyle anarım.

                                                               *             *             *

Bir başka iddia da KKTC yüzünden ambargoya alındığımıza dairdir.

Biz zaten 1964’ten beri ambargolar altında değil miydik? Kaldı ki ABAD kararları KKTC’nin ilanından çok sonra ve kendimizi ABAD’da savunamama basiretsizliğini göstermemizden dolayı alındı.

Kıbrıs Türk halkı olarak eğer bugün nefes alabiliyorsak KKTC’nin sağladığı özgür ve demokratik ortam sayesindedir.

KKTC Kıbrıslı Türk’ün sığınabildiği son kaledir.

Doğrudur; dertlerin sarmalındaki KKTC’de pek çok sorun ve zaaf da yaşanmaktadır.  Bunun sorumluluğu da KKTC’nin tüzel varlığında değil, KKTC’yi yönetenlerde ve KKTC’ye saygısızlık gösterenlerdedir…

KKTC’ye bilinç ve güvenle sahip çıkmayı becerir ve yönetimi her zaman basiretli ellere teslim edersek o sorunları ve zaafları da aşacağız.

Zaten o sorunları ve zaafları aşamazsak, ayaklarından birini KKTC’nin oluşturacağı ideal bir siyasal çözümü de, hiçbir zaman hayal edemeyiz… Cumhuriyetimizin 33’ncü kuruluş yıldönümü kutlu olsun.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.