• 16 Ekim 2017, Pazartesi 5:33
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Külliyen…

Kendisi minik, sorunsal potansiyeli devasa olan bu ülkemizde köşe yazarları olarak çoğu zaman karşılaştığımız durumdur. Önümüzde o kadar çok konu yığılır ki, “bunların hangisini ele alsam, hangisini öncelikle irdelesem?” şaşkınlığını yaşarız... Tıpkı şu anda olduğu gibi… Böylesi bir sorun külliyatı oluştuğunda, hiçbirini ihmal etmemek adına, gündemin konularına tek başlık altında teker teker değinmekten başka bir seçeneğimiz kalmaz…

Devletin her yanından pırtlayıp gazetelerin sürekli konusu olan yolsuzluk olayları başlı başına güncel bir fenomendir. Bu fenomenin sosyologlar ve psikiyatristler tarafından analiz edilmeye başladığını medyamızdaki değinmelerden gözlemliyoruz. Ama analizler hangi bağlamda yapılırsa yapılsın, gemi azıya alan ve denetimsizliğin de sonucu olan yolsuzlukların mazur görülebilecek hiçbir yanı yoktur. Ciddi kooperatif yolsuzlukları da birbirine eklenmektedir ki, bu durum ülkenin umudu kooperatif harekete olan güveni yok ediyor.

Son günlerde halk "geçim" derdinde iken siyasetçilerimizin "seçim" derdine düşmesi gündemimizin absürt gelişmesidir. Döviz krizi ortalığı yakıp kavururken, siyasetçilerimiz bunu konuşup, buna çare arayacak yerde erken seçimin tarihini tartışıyorlar. Hem de en yüksek perdeden!.. Halkın esas gündeminden bu kadar uzak olan siyasetçiler koşarak seçime gitseler ne yazar!..

Türkiye – ABD arasında vize krizi olarak başlayan ve aynı anda ekonomik sarsıntıya dönüşen olayın etkisi altındayız. Milli para birimi TL olan bir ülkede mali dengeler döviz üzerine oturtulmuşsa, bir diğer deyişle TL ile ödenenler harcamalarını ve yatırımlarını dövizle yapmak zorundaysalar, döviz her hareketlendiğinde bu gibi sarsıntıları yaşamak kaçınılmazdır.

Çözüm dövizin hakimiyetinden kurtulmaktır. KKTC’nin bunu başarabilmesi ne mümkün… TC Cumhurbaşkanı Erdoğan bir deneyime girişti. Türkiye-Rusya ticaret anlaşmasında dolar yerine, iki ülkenin para birimleri, yani TL ve rublenin kullanılması bağlamında adım atıldı. İran’la yapılan ticaret anlaşmasında da 60 milyar dolarlık ticaret programında TL ve İran Tümeni’nin kullanılması kararlaştırıldı. ABD'nin sertleşmesinin nedenleri arasında elbette ki Erdoğan'ın global dolar hakimiyetini kırma hamlesi de vardır. Bakalım bu mali dalgalanmaların bölgemizdeki daha başka yansımaları neler olacak…

Görünen o ki, ucu kesinlikle bize de dokunacak olan ABD'nin Türkiye operasyonu fiili olarak başlamıştır. ABD’nin komşu Ortadoğu ülkelerinde uyguladığı senaryoyu Türkiye’ye de uyarlamaya kalkıştığı aşikâr şekilde ortadadır. Yüzlerce yıllık köklü bir devlet geleneğinin sahibi olan Türkiye, elbette ki milletinin iradesiyle bu süreçten de çıkacaktır. Ama yaşanacak daha acılar var maalesef…

Küresel boyutlu bu olayların etkileri ülkemizde yaşanırken Güney’den aldıkları yardım malzemeleri gümrüklendirilen Karpazlı Rum’lara ilişkin yeni gelişmeler oldu. Rum propagandasının koz olarak kullanmak istediği Karpazlı Rumların buna verdikleri tepki ilginçtir. O Rumlar, gümrüklenen yardım malzemeleri konusunda Türk makamları aleyhine sitem almaya gelen Rum resmi televizyonu RIK’ı bir güzel karşı köşeye yatırdılar. Dediler ki "zaten bize kalitesiz ürün gönderiliyor. Para yardımı da çok az. Türklerle iyi geçiniriz. Bize yardımcıdırlar. Bizi rahat bırakınız. Mahsur olan da biz değil, sizsiniz."

Karpazlı Rumlardan aldığı yanıtlar karşısında RIK muhabiri Stella Michael’in yaşadığı şaşkınlık yüzünden okunuyordu.

Toplumsal sorunlara çare üretmekle yükümlü Cumhuriyet Meclisi'ndeki durumlar ise bizleri şaşırtmaktadır. Açıldığı günden bu yana kavgalı oturumlara sahne olan Meclis, restorasyon sırasında kaybolan antika avizeleriyle gazetemizin manşetine konu oldu… Cumhuriyet Meclisi Eski Başkanı Hakkı Atun’un çerçeveli fotoğrafının çöplükte bulunduğunu bildiren de yine bizim KIBRIS idi. Neler oluyor Yüce Meclis’imizde böyle?..

Tüm bu olaylar ve de değinemediğimiz diğerleri toplumun sinesinde külliyen yaşanırken Türkân Aziz kendisine saygı ziyaretinde bulunan Cumhurbaşkanımız Mustafa Akıncı’ya bir kitaplık uyarıda bulunarak “Bizi çok kötü günler bekler” diyordu… Kimdir 100 yaşındaki Türkân Aziz? 1963'te, aralarında Rum doktorların da bulunduğu EOKA'cılar tarafından maiyetindeki Türk hemşirelerle birlikte devletin genel hastanesinde esir alınan, odasında sakladığı iki görevli arkadaşı şehit edilen ve ancak Türkiye'den ültimatomu yiyen Başpiskopos Makarios tarafından arkadaşlarıyla birlikte kurtarılıp Türk tarafına iade edilen, bu arada anılarını İngilizce dilinde "Death Of Friendship" (Dostluğun Ölümü) adlı kitabında yazan o efsane başhemşiredir.

Türkân Aziz Hanımefendi’nin uyarısını duyarlılıkla dikkate almak külliyen toplumsal görevimiz olmalı…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 15 9 3 3 17 30
2 BİNATLI YSK 15 8 5 2 12 29
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 15 9 1 5 8 28
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 15 8 4 3 6 28
5 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 15 8 1 6 3 25
6 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 15 6 6 3 7 24
7 BAF ÜLKÜ YURDU 15 5 5 5 11 20
8 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 15 5 5 5 -1 20
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 15 4 7 4 -1 19
10 LEFKE TSK 15 5 2 8 -5 17
11 GENÇLİK GÜCÜ TSK 15 5 2 8 -16 17
12 TÜRK OCAĞI LİMASOL 15 5 1 9 -4 16
13 CİHANGİR GSK 15 4 4 7 -5 16
14 YALOVA SK 15 4 3 8 -5 15
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 15 3 6 6 -8 15
16 OZANKÖY SK 15 2 5 8 -19 11
yukarı çık
Skull King Popup