HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

21.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Makarios’un mirası…

Tarihe “Kanlı Noel” olarak geçen olayların 53’ncü yıldönümü…

Kıbrıslı Rumların İngiliz sömürge yönetimine karşı yıllar süren ve en sonunda 1955’de EOKA terörüyle de buluşturulan çetin bir mücadele verdikleri gerçektir. Ama bu asla bir bağımsızlık mücadelesi değildi. Verilen mücadele, adayı Yunanistan’a ilhak etme (Enosis) mücadelesiydi… “Türkler Enosis’in doğal engelidirler” sloganıyla İngilizlerin yanı sıra Türklere de saldırıyorlardı. Enosis karşıtı görüldükleri ya da Komünist oldukları gerekçesiyle EOKA tarafından öldürülen Rumların sayısı ise, öldürülen Türklerle İngilizlerin toplam sayısından daha fazlaydı…

50’li yılların sonunda, Kıbrıs Ortaklık Cumhuriyeti’nin uluslararası alanda doğmasına vesile olan Londra ve Zürih Antlaşmaları, Rum lider Başpiskopos Makarios’a zorla, hatta şantajla imzalatılmıştı. Çünkü onların gönüllerinde yatan aslan “bağımsızlık” değil “Enosis” idi… O nedenle Makarios antlaşmaların hemen arkasından yaptığı konuşmada, imza attıkları belgelerin Enosis’e sıçrama tahtası olduğunu pervasızca açıklamıştı…

Bu açıklama bile tek başına Ortaklık Cumhuriyeti’nin “ölü bir bebek” olarak doğduğunu kanıtlamaya yeterdi… Ama bağımsız genç bir Cumhuriyetin başkanı olmasına karşın, Makarios ve onun çevresindeki diğer Rum siyasetçiler Enosis kampanyasını artan dozdaki etkinlik ve söylemleriyle sürdürdüler…

Bir Türk – Rum federasyonu olarak da algılanabilecek olan Cumhuriyet’te etnik bir uyum görülemedi. Yönetim platformunda etnik bütünleşmeler sağlanamıyor, Türklerle bir şeyler paylaşılmak istenmiyor, Türkleri dışlayan, haksızca kovuşturan ve hatta horlayan muameleler birbirine ekleniyordu… Temsilciler Meclisi’nde de, Bakanlar Kurulu’nda karar ve yönetim erki Rumların işgalindeydi.

Cumhuriyet’in yönetiminde Türkleri daha bir etkisiz duruma getirmek için 13 maddelik bir anayasa değişiklik önerisi paketi bizzat Makarios tarafından hazırlandı. Bu paketin Temsilciler Meclisi’nde onaylanıp yürürlüğe girmesi halinde Türk halkı kurucu ortağı olduğu Cumhuriyette yama bile olamayacaktı. Ermeni ve Maronit toplumları gibi azınlık durumuna düşürülecekti…

Türk belediyelerinin dağıtılmasını öngören Rum girişimleri Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr. Fazıl Küçük tarafından bağımsız Anayasa Mahkemesi’ne götürüldü. Anayasa Mahkemesi Türkleri haklı bulup tezleri lehinde karar üretince Mahkemenin Başkanı Forthroff’la Başkan Yardımcısı Heinz ölümle tehdit edildiler. Bu iki ünlü hukukçu kendilerini güvende hissetmediklerinden adayı terk ettiler…

Bu arada garantör Türkiye’nin Başbakanı İsmet İnönü, Ortaklık Cumhuriyeti’nin başkanı Makarios’u Ankara’ya davet ederek, onu Londra ve Zürih Antlaşmalarının ürünü olan anayasaya dokunulmaması konusunda diplomatik nezaketle uyardı…

Ne ki, Makarios uyarıyı kulak arkası etti. Adaya döner dönmez 13 maddelik anayasa değişikliklerine ilişkin tavrını daha bir sertleştirdi… Bu aslında bilinçli şekilde adadaki gerginliği tırmandırma taktiğiydi… 13 maddelik anayasa değişikliği kampanyasının bir de “B Planı” vardı… Adına “Akritas Planı” denen Kıbrıs Türk halkını imha etme projesi!..

21 Aralık 1963 gecesi o proje, ağırlık merkezi başkent Lefkoşa olmak üzere ada çapında yürürlüğe konuldu… Amaç, Türk direnişini ezerek Enosis’i gerçekleştirmekti.

                                                                              *             *             *

Kıbrıs Türk halkı, kurucu ortağı olduğu Cumhuriyet’ten tam 53 yıl önce işte bu yöntemlerle dışlandı. Devlet dairelerinde görevlerini sürdürmek isteyen Türkler ya canlarından oldular, ya da canlarını zor kurtardılar. Temsilciler Meclisi’ndeki görevlerine Barış Gücü eskortunda giden Türk milletvekilleri zamanın Temsilciler Meclisi Başkanı Glafkos Klerides tarafından “güvenliğinizi asla sağlayamam” sözleriyle kapıdan içeriye sokulmadılar… Türkleri yönetimin hiçbir kademesinde görmek istemiyorlardı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr. Fazıl Küçük’ün Lefkoşa’nın Rum bölgesinde kalan ofisini talan ettiler. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi toplantısı için yola çıkan diğer Türk lider Rauf Denktaş’ın adaya girişini 1968 yılına dek yasakladılar.

Türk halkına, toplumsal varlığını sürdürebilmesi için kendi yönetim düzenini oluşturma şansından başka bir şans tanımadılar. Sonra da döndüler, o yönetimi “asiler topluğu” olarak ilan ettiler.

                                                                              *             *             *

53 yıl sonra durum nedir?..

Ne kadar acıdır ki, paylaşma, anlaşma, dayanışma ve uzlaşma kültüründen yoksun hakimiyetçi Rum siyaseti hâlâ sürdürülmektedir. Makarios’un yerinde oturan Nikos Anastasiadis birçok söylemi ve tavrıyla Makarios’un siyasi mirasını üstlendiği izlenimini veriyor. Esneklikten yoksun Rum siyaseti Kıbrıs’ta Türklere karşı mutlak hakimiyeti öngörüyor. Kıbrıs Türk halkına, 53 yıl önce kanla boğdukları ortaklık Cumhuriyetindeki haklarını bile vermek istemiyorlar. Türklere önerdikleri kendi hakimiyetlerindeki o gasp edilmiş devlete biat etmektir. Gerçi artık Enosis gündemde değildir… Ne ki, Türkler için öngördükleri en az Enosis kadar ağır bir zillettir…

21 Aralık 1963’ün 53’ncü yıldönümünde, bu zilleti reddetme adına verdikleri onurlu direnişte yaşamlarını feda eden tüm şehitlerimizi saygı ve minnetle anarım… 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.