• 12 Temmuz 2017, Çarşamba 8:12
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Masa belirsizliği bitti, şimdi belirgin KKTC gerçeği var… 

Crans- Montana’nın çökmesinden sonra herkes haklı bir refleksle TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın o konudaki açıklamasının ne olacağı beklentisine girmişti. Ve Erdoğan, G-20 zirvesi için bulunduğu Hamburg’da beklenen açıklamayı yaptı… Kıbrıs sorununun çözümü konusunda artık BM parametrelerinin sona erdiği, gerekirse B ve C planlarına geçileceği vurgulanıyordu o açıklamada...

Öte yanda BM Genel Sekreteri Antonio Gutteres de görüşmelerden bir sonuç alınabilmesi adına elinden gelen çabayı harcayan Türkiye’ye dünya önünde teşekkür ediyordu…

Kıbrıs konusunda Türk tarafının, Kıbrıs’taki Türk varlığını ve haklarını koruyabilme adına yeni barışçıl hamleleri bekleniyor şimdi…

Zaten Kıbrıs’taki her kaçınılmaz Türk hamlesini maksimalist Helen milliyetçiliği zorlamadı mı? Tarih bunun kanıtıdır… Amacı adayı Yunanistan’a ilhak etmek olan EOKA’yı kuran o maksimalist milliyetçilik 1950'lerde Türk halkını bilfiil direnişe zorladı ve TMT kuruldu… Maksimalist milliyetçiliklerinde ENOSİS'i zorladılar, Türk - Rum Ortaklık Cumhuriyeti kuruldu… Akritas Planı'yla Cumhuriyeti yıktılar, Türkleri kendi yönetimlerini oluşturmaya zorladılar…1974’te darbe yaparak yeni bir ENOSİS atağına kalktılar, Türk Barış Harekâtı gerçekleşti… Uzlaşmaya yanaşmadılar KTFD doğdu… Uzlaşma konusunda inadına “Nuh” deyip “peygamber” demediler, KKTC’nin kurulmasına çanak tuttular.

Şimdi bakalım artık ne olur!.. Kıbrıs’taki Türk varlığını ve haklarını koruma adına ne olacaksa olsun, ama kendi düşen ağlamasın sakın!..

54 yıldır Kıbrıs Türk halkının yaşama hakkı dahil, kurucusu olduğu devletteki anayasal ortaklığından başlayarak her hakkını belgelenmiş biçimde çalan ırkçı, yayılmacı, faşist, bencil, kendini beğenmiş, halkımızı hep horlayan ve kendine asla eşit görmeyen Helen ganimet kültürü yine galip gelmiş görünüyor... Onurlu Kıbrıs Türk halkına düşen tek görev bu galibiyetin onlar için bir Pirüs zaferi olduğunu göstermek ve kanıtlamaktır.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Crans- Montana’dan bir sonuç üretemeden dönmesini acayip görüşlerle eleştirenler vardır… Orada yaşanan acı gerçekleri objektif biçimde değerlendirebilenler bu tür eleştirilere tenezzül etmezler. Hiç kimse Akıncı'yı suçlamasın. O, Rum - Yunan'ın ve onları şımartıp uzlaşmazlıkta destek verenlerin gerçek yüzünü de görebilme pahasına elinden gelenin fazlasını yaptı. Rum Lider NikosAnastasiadis’in etik dışı davranışlarına bile sabır gösterdi. “Biz yeni önerilerimizi sunmaya hazırlanırken, onlar bavullarını hazırladılar” diyerek Anastasiadis’in son nezaketsizliğini de deşifre etti...

Rum – Yunan tarafının amacı uzlaşma değildi. Eğer başarabilirlerse “sıfır asker, sıfır garanti” rüyasını gerçekleştirmenin ve birtakım ayak oyunlarıyla uzlaşmaz tarafın Türkler olduğunu dünyaya göstermenin aşikâr şekilde peşindeydiler.

Şimdi Kıbrıs Türk halkı için tek seçenek vardır… O da, var olan ama sürdürülemez sorunlar içinde bocalayan devletimizi Anavatan Türkiye’nin de desteğiyle baştan başa revize etmek ve yeniden yaratmaktır. Çağdaş bir devlet düzeni yaratma görevi hepimizi bekleyen borçtur. Bu borcu hem kendimiz, hem de gelecek nesiller için ödemeliyiz… Yarım asırdır süren ve bize zaman kaybettiren masa belirsizliği bitti, şimdi önümüzde belirgin şekilde KKTC gerçeği vardır…

Hâlâ “Birleşik Kıbrıs, ortak vatan” ütopyasında ısrar edenlerimiz için de gerçekler dünyasına dönme zamanı gelmiştir. Komşumuz Rumlar, Kıbrıslı Türklerle birleşik Kıbrıs’ta ve ortak vatanda hiçbir şeyi paylaşmak istemiyorlar. Görüşme masasının en tecrübeli figürü Mustafa Akıncı uzlaşmazlığın tek konusunun güvence ve garantiler olmadığını net ifadelerle açıkladı.

İçimizi karıştırıp bizi param parça etmeye çalışan Rum – Yunan senaryolarının oyuncusu olmayalım hiçbirimiz… CTP Milletvekili Erkut Şahali'nin bir yorumuma attığı mesajda vurgulandığına göre "United Cyprus Now" grubunun etkinlik ve seyahat giderleri Stelios Vakfı tarafından karşılanıyor. Kaynağın açıklanması tabii ki iyi oldu. Çok merak eden vardı o kaynağın kimliğini. Teşekkürler Erkut Şahali... Demokrasi açıklıktır... Kimlerin kimlerle dans ettiği açıkça görülebilmelidir. Vakıf sahibi Stelios aynı zamanda bir Kıbrıs Rum Yönetimi görevlisi olarak Monako'da Fahri Temsilcilik yürütmektedir.

Stelios Vakfı bir sivil toplum örgütü (STÖ) değildir. Sponsorları olan, finanse edilen ve o Vakfin kurucusu ve sahibinin fikir görüş ve misyonu çerçevesinde hareket eden bir oluşumdur… Sivil toplum örgütü gibi algılanmaz… Vakıf için çalışanlar o Vakfın sahibinin yörüngesinde hareket etmek, dikte edilenleri ve söylenenleri uygulamak durumundadırlar. Ancak bu yönde finanse edilebilirler…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 15 9 3 3 17 30
2 BİNATLI YSK 15 8 5 2 12 29
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 15 9 1 5 8 28
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 15 8 4 3 6 28
5 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 15 8 1 6 3 25
6 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 15 6 6 3 7 24
7 BAF ÜLKÜ YURDU 15 5 5 5 11 20
8 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 15 5 5 5 -1 20
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 15 4 7 4 -1 19
10 LEFKE TSK 15 5 2 8 -5 17
11 GENÇLİK GÜCÜ TSK 15 5 2 8 -16 17
12 TÜRK OCAĞI LİMASOL 15 5 1 9 -4 16
13 CİHANGİR GSK 15 4 4 7 -5 16
14 YALOVA SK 15 4 3 8 -5 15
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 15 3 6 6 -8 15
16 OZANKÖY SK 15 2 5 8 -19 11
yukarı çık
Skull King Popup