HUNKAR SAG GIYDIRME
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

13.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Mazi, kalbimizde yara…

Kesinleşen durum o ki, görüşmeler yeniden başlayacak… Ama eldeki verilere göre yorum yapmak gerekirse, o kritik süreçte Kıbrıs Türk halkının siyasal eşitliği değil, azınlık hakları görüşülecek, maalesef...

Şu ana kadar belirlenen ve kamuoyuna yansıyan kriterlere göre, güç ve yönetim paylaşımı mutlak şekilde Rumların lehinedir… Alt Parlamento’da 36 Rum, 12 Türk olacak. Kararlar oy çokluğu ile alınacak... 12 Türk parlamenter ‘hayır’ dediğinde konu eşit sayıda senatörün olacağı Senato'ya taşınacak.

Gerçi burada sayılar eşit, ama bakınız ne olacak: Senato'dan da bir anlaşma sağlanamazsa Yüksek Mahkeme'ye gidilecek. Burada 2 Türk, 2 Rum ve AB’nin bir yargıcı olacak. Tartışılan konuyu 3' e 2 oranında yine Türk tarafı kaybederse, gidilebilecek merci Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi mi olacak? Bu işler yaş!..

Siyasi eşitlik böyle olmaz ey dostlar... Olsa olsa 1960 Ortaklık Cumhuriyeti'nde sonu savaşla biten dramlara bir kez daha toslamak olur. Yakın tarihi bilenler ya da okuyanlar hemen anımsayacaklardır:  O zamanlar Anayasa Mahkemesi Başkanı Avusturyalı yargıç Forsthoff idi. Rum fanatikler, adil ve yansız davranan Avusturyalı yargıcı tehditle ülkeden kaçırmışlardı. Tehditle görevi terk etme, Forsthoff'un yardımcısı Heinz'ın da Kıbrıs'taki kaçınılmaz kaderi olmuştu. O da Avusturyalı idi... .

                                                               *             *             *

Yasamadaki durum bir yana, olası bir çözümde 7 Rum bakanın yanında 4 de Türk bakan olacakmış...  Peki şunu neden şimdiden düşünmeyelim, eğer geleceğimiz söz konusu ise? Rum milletvekillerinin ve Rum bakanların tezlerine bizim birkaç milletvekilimiz ve hatta bir bakanımız katılırsa Türk halkı otomatikman o güç paylaşımında "azınlık" durumuna düşmeyecek mi? Hele Kıbrıs Türk halkı arasında Rum tezlerini sakıncasız görüp onay verenler varken!…

Çoğu kişinin dikkatine gelmemiş olabilir. Burada gündeme getirmeliyim: Cumhuriyet Meclisi Başkanı Sibel Siber bir süre önce bir radyo söyleşisinde tüm müzakere tutanaklarını dikkatle okuduğunu, ama hiç de tatmin olmadığını açıkladı. Türk müzakere heyetinin son derece esnek davrandığını belirten Siber, aynı esnekliğin Rum tarafında görülmediğini, güç ve yönetim paylaşımında halkımıza hiç bir şey verilmediğini, Rum milletvekillerinin ve kabinedeki Rum bakanların istedikleri kararları alma ve böylece halkımızı azınlık durumuna düşürme niyetlerinin olduğunu söyledi.

Sibel Siber, iki bölgeliliğin de ortadan kalktığı bir düzende, birleşik kaplar örneğinde olduğu gibi, Rum çoğunluğun kısa sürede Türk halkını yutabileceğine parmak basarak "Zaten Anastasiadis hiçbir zaman iki toplumluluktan söz etmez" dedi.

Siber, o söyleşisinde Türk bölgesine yerleşecek Rumların dört özgürlüğü de kullanarak zaman içinde oluşturacağı sakıncalara da işaret etti. Demopulos olayına da vurgu yaparak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararıyla onlarca yıldır içinde Türk insanının oturduğu emlâkte Rum mal sahibinin ilk söz hakkına sahip olamayacağının hukuken kesinleştiğini, bu örneğin Bosna ve Hırvatistan için de geçerli olduğunu, buna karşın Rum tarafının bunu da görmezlikten geldiğini anımsattı.

                                                               *             *             *

Şu anda elimin altında yine Galeri Kültür Yayını “TMT ve Kıbrıs Türkü” adlı kitap var. Kitabın yazarı feleğin çemberinden geçmiş oldukça birikimli bir mücadeleci: Emekli Kurmay Albay Yılmaz Başkaya…  Siyaset bağlamında bu adada kimlerle dans etmekte olduğumuza ve olası bir siyasal çözümden sonra bizi nelerin beklediğine ışık tutacak yığınla bilgi var o kitapta. Kıbrıs’ta özel görevli olan gazeteci Ömer Sami Coşar’ın, Kıbrıs ortaklık cumhuriyeti duvara çarparken tuttuğu notlardan aktarılan bir bölümü paylaşmak isterim:

“…Bakanlar Kurulu… Önce Rum bakanlar toplanır. Cumhurbaşkanı Makarios ile konuşurlar… Hemen her defasında böyledir. Türk bakanlar da alınan kararları Mahi’den (EOKA’cı Nikos Samson’un gazetesi) öğrenirler. Mahi, ‘Bugün Bakanlar Kurulu toplanıp şu kararı alacaktır’ der. Ulan ne biliyorsun? (….) Türk Bakan Osman Örek’in ağzından: ‘Tam manasıyla bakanız biz. Yani bakarız… Onlar yapar, biz bakarız.”

                                                                              *             *             *

Diyeceğim o ki, her zamankinden daha fazla ihtiyatlı ve gerçekçi olmamız, yakın tarihin derslerini de hiç unutmamamız gereken kritik bir karar aşamasına yönelmekteyiz… Mazi, kalbimizde yara… Mazimizle empati içinde olmalıyız… Mazimizde ateş var ve ateşle yeniden oynanmaz…  1960 Ortaklık cumhuriyetinin ateşler içinde neden duvara tosladığı çok iyi analiz edilmelidir… Ateşten kaçmaya çalışan halkımızı, daha büyük yangınların içine sürüklenmekten, toplumsal irademiz ve tarih bilincimizle korumalıyız...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.