HUNKAR SAG GIYDIRME
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

28.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Mini yorumlar…

E PES YANİ: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın ve sözcüsü Barış Burcu'nun açıkladıklarından öğrendiklerimizdir: Anastasiadis dönüşümlü başkanlığı, Türk tarafının yönetime eşit ve etkin katılımını, güvenceleri ve garantileri, Türk askeri ve TC kökenliler bir hafta içinde adadan gitmeden beşli konferansa oturmayı kabul etmedi. Öte yandan, yaşam alanlarımızı kısıtlayacak boyutta toprak, bizden alacağı topraklara 100 bin ve içimize de 60 bin Rum oturtmayı, Türk sınırları içinde özerk bölgelerin sahibi olmayı ve böylece iki bölgeliliğin ve iki toplumluluğun canına okumayı istedi...

Ama hâlâ Akıncı'nın Türkiye'nin etkisinde kalarak müzakereden çekildiğini öne sürenler var. Faşist ve ırkçı Rum siyasetine de hiçbir eleştiri getirmiyorlar.  E pes yani!..

                                                               *             *             *

GÜVENCE: Eski Dışişleri Bakanı Emine Çolak’ı geçen salı gecesi bir televizyon programında izlerken söylediklerinden dolayı hayretler içinde kaldım. Çolak, Türk tarafının güvence konusundaki hassasiyetini yorumlarken "1963'de çıkan olaylarda garantiler bir işe yaramadı, demek ki çok da gerekli değilmiş" dedi.

Bizzat yaşadıklarımız ve tarih, tam tersini söylemektedir oysa... Eğer Kanlı Noel'in dördüncü gününde Lefkoşa üzerinde Türk savaş uçakları uçmasaydı, Makarios'un beti - benzi atmasaydı, Dillirga soykırımında Türk savaş uçakları imdadımıza gelmeseydi, o operasyonda Hava Yüzbaşı Cengiz Topel kendini feda etmeseydi, finale yürümenin cüretli adımı olan 1968 Geçitkale saldırılarına karşı Türkiye'nin müdahale ültimatomu gelmeseydi ve Enosis'e yönelen kesin bir atak olan 1974 Cunta darbesine Türk askeri müdahalesiyle karşılık verilmeseydi, bu adada ve bölgede neler olacağını herkesin bir kez daha düşünmesini ve güvenceler konusunu hafife almamasını dilerim.

                                                               *             *             *

UYUŞTURUCU RANTI: Bizi de ciddi şekilde sarmalına almış olan şu uyuşturucu salgınının neden mi önü alınamıyor? Devlet içinde devlete dönüşen o karteller neden mi çökertilemiyor?

Bakın şimdi çok uzaktan değil, kendi bölgemizden bir örnek vereyim size: Afganistan' da kilosu 500 dolardan yola çıkan ham madde; Hakkari' den Türkiye' ye girdiğinde 8,000 dolar, Yüksekova' da işlenip Eroin niteliğinde İstanbul'a ulaştığında 25,000 dolar, İpsala'dan Yunanistan'a geçtiğinde 50,000 dolar, Avrupa' yı aşıp Londra' ya vardığında 100,000 dolar, Okyanus’u geçip New York sokaklarına çıktığında ise 160,000 dolar eder..Dünyada petrol dahil hiçbir şey bu rantı sağlayamıyor!.. Kolay mı bu korkunç ve ölümcül hırsın önünü almak?

                                                               *             *             *

RÜYA: Derviş Zaim yine aidiyet duygusunun gereğini yerine getirdi. Senaryosunu da yazdığı son filmi “Rüya”nın galasını ülkesinde yaptı. Filmi geçen perşembe akşamı izledik. Öylesi bir izlenceden dolayı mutluyum, hemşerimiz Derviş Zaim'le de gurur duyuyorum. Her yapıtında olduğu gibi bu son yapıtında da geleneksel Türk imgelerini filmin alt yapısına oturttu. Mimar Sinan'ın dehası, Yedi Uyuyanlar ve Cami imgeleri, inşaat sektöründeki rezillikleri irdeleyen gerçekçi öykünün akışına anlam kazandırdı... Film, çirkinliklerin kol gezdiği bu hayatta güzel rüyalarımızın biriktirileceği bir rüya bankasını öneriyor. Keşke mümkün olsa...

Konu mu? Genç ve iddialı kadın mimar Sine, işinde tatminsizlikler yaşamakta ve hep değişmesi gerektiğinden söz etmektedir. Yeni arayışlar içindedir ve gelen istek üzerine mağara biçiminde farklı bir cami modeli tasarlar. Ancak inşaat yarım kalır. Üstelik işi nedeniyle ihale yolsuzlukları yapan, dere yataklarına inşa ettiği sitelerin çökmesine neden olan bir suç çetesinin de ortasında kalmıştır. Yaşadığı sıkıntılar uykusunu kaçırmaktadır. Yattığı uyku hastalıkları merkezinde bir düş görür: “Yedi Uyuyanlar” söylencesinin içindedir. Uykusundan değişmiş olarak uyanır... Zaten hep değişmek istediğini söylemektedir ya...

Sine karakterini canlandıran Gizem Erdem, Adana Altın Koza Film Festivali'nde bu performansıyla en iyi kadın oyuncu seçildi. Mehmet Ali Nuroğlu, Dilşad Bozyiğit, Ebru Helvacıoğlu filmin diğer oyuncuları. Senaryosunu da yazdığı filminde yargıç rolünü üstlenen Derviş Zaim'in yanı sıra, Osman Alkaş da yardımcı oyuncu olarak kısa bir rolde görülüyor.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.