Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

19.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Musul…

Pazartesi sendromu Ortadoğu’da çok farklı başladı!.. Sabahın erken saatlerinden itibaren, Ortadoğu'da sürmekte olan savaşın dönüm noktalarından birine gelindi... Musul'un IŞİD teröristlerinden temizlenmesi adına tasarlanan askeri operasyon, sabahın erken saatlerinde tetiklendi. Olayın en önemli yönlerinden biri, ABD'nin koalisyon ortaklarıyla birlikte hazırladığı planda Türkiye'yi bu operasyonun dışında tutmasıdır. ABD – Türkiye müttefikliği işte bu kadar!..

İronik soru şu: Hani TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanıydı?!.

Bu projenin aslında tek başkanı vardır, o da Beyaz Saray’da oturmaktadır!..

Sıcak çatışmaların bir anda Suriye’den Irak cephesine kayması, Ortadoğu’nun bir yapay devletler coğrafyası olduğunu vurgulayan anlamlı gelişmedir. Tabii ki bu vurgunun içinde dünyamızın güç odaklarının Ortadoğu’da yapay dengeler oluşturma operasyonlarının sürdüğünün ciddi tınıları da vardır. Bu dengelerde Türkiye’nin Ortadoğu etkinliğinin törpülenmeye çalışıldığı ise aşikâr bir gerçek Musul operasyonunun alt yapısını günlerdir savaşarak özveriyle hazırlayan, Suriye cephesini oldukça yumuşatan ve şimdiki operasyonun köprübaşını oluşturan Türkiye'nin dışlanmak istemesi Ortadoğu'ya yepyeni boyutlar getirebilir. Çünkü TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Musul'da Türkiye'nin tarihten, coğrafyadan ve demografiden gelen doğal hakları olduğuna vurgu yaparken, B ve C planlarını da uygulamaya koyabileceklerini ilan etti. Bakalım nedir o B ve C planları!..

                                                               *             *             *

Şimdi çok daha iyi anlaşılmaktadır ki, Erdoğan'ın Lozan Anlaşmasına yankılar yaratan göndermelerde bulunmasının bir nedeni de, Osmanlı'nın elinden Lawrensvari entrikalar ve kaba kuvvetle alınan Musul'la ilgili ulusal sendromdur.

Musul petrol kaynakları dünyayı 200 yıl besleyecek çok zengin bir potansiyele sahip. Sıra petrolün paylaşımına gelince kaç zamandır Ortadoğu'nun çölleri içinde savaşan Türkiye'ye "dur" deniyor.

Şu anda Musul’la ilgili tanık olunan gelişmeler tümüyle Türkiye’nin aleyhinedir. Irak kuzeyde Kürtler ve Güney'de de Şiiler tarafından ABD’nin planlarına uygun biçimde ve ABD’nin desteğiyle ikiye bölünmeye çalışılmaktadır.

Trajik mezhep çatışmalarına ivme kazandıracak bir strateji… Ortadoğu coğrafyasında Türkiye’nin doğal müttefiki hep Sünni Araplar olagelmiştir. Ortadoğu serüvenleri, bu aşamadan sonra yepyeni boyutlara girebilir. Görünen o ki, Körfez ülkeleri başta olmak üzere Türkiye de o coğrafyada etkileri kırılmak istenen Sunnilerin yardımına koşmak zorunda kalacaktır.

Sunni egemenliğinin Irak'ta tümüyle ortadan kaldırılmasına ne Körfez ülkeleri ve ne de Türkiye izin verebilir.  Zengin petrol kaynaklarıyla cazibe merkezi olan Musul ve Kerkük’ün tümüyle Kürtlerin eline geçmesi ise bir bakıma Türkiye’yi Lozan'ın da gerisine götürür...

Türkiye açısından böylesi bir gelişme Türkiye’nin bölünmesi siyasetlerine yardımcı olmaktan başka bir şey değildir. Türkiye’nin Musul konusundaki duyarlılıklarına mutlaka bu açıdan bakmak gerekir.

                                                               *             *             *

Ortadoğu’da işler bu kerteye gelirken yanıtı aranması gereken ciddi sorular da vardır… Türkiye’nin gözlemlenen politikalarında söylemlerle eylemler neden farklılık gösteriyor? Musul’daki tarihi, kültürel ve coğrafi haklar konusunda çok duyarlı olduğunu dünyaya ilan eden Türkiye neden bugüne kadar oralardaki Türkmen halkına gereken desteği vermedi? Tüm etnik gruplar silahlanır, örgütlenir ve bunlar Türkmenlere yaşamı zehir ederken, gözler önünde gerçekleşen bu süreçte Türkiye’nin yapabilecekleri hiç mi yoktu?

Kerkük - Musul - Kuzey Suriye ekseninde kurulacak ve Akdeniz'e kadar uzanacak bir Kürt Koridoru, Büyük Kürdistan'ın yaratılmasında önemli ve tarihi adımı oluşturacaktır. Bu hedefin önündeki önemli engel, “Irak – Şam İslam Devleti” diye yeni bir düzen kurmaya terörist yöntemlerle soyunan IŞİD idi. Ve IŞİD ortadan kaldırılıyor...

Kürtler, öylesi bir coğrafyayı yönetecek devlet deneyimine de, güce de sahip değillerdir. ABD’nin Ortadoğu zabıtası İsrail’in zaman içinde o bölgeye yayılacağını söylersem, sakın hiç kimse bunu fantastik bir kehanet olarak algılamasın...

Türkiye’nin sözde müttefiki ABD, Kürdistan’ın kurulmasının henüz zamanının gelmediğini seslendirdiği günleri çok geride bırakmış görünüyor şimdilerde… Ve Türkiye bu siyaset dönüşümüne karşı oldukça tepkili.

Bakalım şu Musul gelişmeleri aslında Kıbrıs’ın da içinde bulunduğu çok duyarlı coğrafyaya ne tür bir gelecek hazırlamaktadır…

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.