KTV
  • 08 Şubat 2017, Çarşamba 9:15
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

Nalbantoğlu kimdir?

Henüz 56 yaşındayken yaşama veda eden Dr. Burhan Nalbantoğlu ölüm yıldönümünde mezarı başında mütevazı bir törenle anıldı. Tıpkı geçmiş yıllarda olduğu gibi, mütevazı bir törendi bu... Nalbantoğlu’nun mezarı başında yakın aile bireyleri ve onun yakın tarihimizdeki önemini ve değerini çok iyi bilen bir avuç vefakâr seveni vardı...

Her yıl onu anmak için düzenlenen törene giden yakın dostlarının sayısı giderek azalıyor. Çünkü onların içinden de yaşama veda edenler, yaşlılık ve hastalık nedeniyle yatağa mahkûm olanlar vardır. Yıllar acımasız bir fırtına gibi esip geçiyor… Tarihe karışan çok şey, çok kimlik var…

Genç nesilden çoğu kişi onun adını taşıyan Lefkoşa Devlet Hastanesi’ni çok iyi bilir… Ama genç neslin mensupları, o hastaneye adı verilen kimliği pek de iyi bilmezler, tanımazlar… Dün sabah o hastanede bir doktor dostumu ziyaret etmem gerekti. Görüşmek için onun boşta kalmasını beklerken koridorlarda gidip gelen birkaç kişiye damdan düşercesine “Dr. Burhan Nalbantoğlu kimdir?” diye sordum. Anket yaptığımı sandılar ve yüzüme boş gözlerle bakıp omuz silktiler…

Zaten bu ilk büyük ve tam donanımlı hastanemize onun adının verilmesi de kolay olmamıştı. Vefakâr sevenlerinin o bağlamda mücadeleye girişmesi gerekecekti. Ülkeyi yöneten güçlü gruptan büyük üzüntüler ve düş kırıklıklarıyla ayrıldığı ve muhalefeti örgütleyen harekete katıldığı için, şahsına karşı öfke, dışlama ve tepki vardı o yıllarda... Milliyetçi Nalbantoğlu’nu Komünistlikle suçlayanlar bile vardı. O ise benimle yaptığı bir söyleşide kendini  “Türk sosyal demokratı” diye tanımlamıştı.

Oysa bugünkü perspektiften yakın tarihe baktığımızda, Nalbantoğlu’nun muhalefete geçiş hareketinin bile derin bir anlam taşıdığını görürüz… Halkına bir hizmet daha yapmış, “muhalefetsiz siyaset ve demokrasi olamayacağı” gerçeğinden hareketle, çağdaş düşünce akımının ülkemizde de yeşermesine ön ayak olmuştu. Tarih bunu böyle bilir ve böyle yazar…
                                                               *             *             *
Nalbantoğlu, önce Halk Partisi’nin, daha sonra da Toplumcu Kurtuluş Partisi’nin kurulmasında ön saftaki yerini almış demokratlardan biriydi…
Gelgelelim, siyasette dikensiz ve rekabetsiz gül bahçesi isteyenler bunu sineye nasıl çekebilirlerdi? Ölümünden sonra açılışı yapılabilen, onun yarattığı o hastaneye adının verilmemesi için ellerinden geleni yapanlara tanık olundu…
Neyse ki Nalbantoğlu’nun toplumsal var oluş mücadelesindeki yerini ve önemini bilen vefakâr insanlarımız ve

özellikle de henüz gücünü ve söz hakkını korumakta olan Türk Mukavemet Teşkilatı’nın önde gelenleri, bu yoz düşünceyle de mücadele etmekten çekinmediler… Ve “Nalbantoğlu” adının, Nalbantoğlu’nun gecesini gündüzüne katarak yarattığı esere verilmesini sağladılar.
Bu vefa mücadelesini verenlerin başında, liderler Rauf Denktaş’a ve Dr. Fazıl Küçük’e yakınlığıyla da bilinen İsmail Sadıkoğlu’nun, İsmet Kotak’ın, Nejat Konuk’un ve onların TMT’ci arkadaşlarının geldiğini burada belirtmeliyim.
                                                               *             *             *
1925 doğumlu Nalbantoğlı, yaşamı boyunca halkının var oluş mücadelesinde hep etkin bir figür olarak sivrildi. Yaşama öğretmen olarak atılmıştı… İstanbul’daki tıp eğitimi sırasında Kıbrıslı Türk öğrencilerin örgütlenmesinde, Kıbrıs Türk Kültür Derneği’nin kurulmasında, Kıbrıs sorununa dikkati çeken Türkiye’deki büyük ve ateşli mitinglerin düzenlenmesinde hep başroldeydi… TMT’nin üç kurucusundan biridir… Diğerleri Rauf Denktaş ve TC Lefkoşa Başkonsolosluğu mensubu Kemal Tanrısevdi’dir… Sıcak çatışmalar başladığında, Nalbantoğlu direnişin her cephesindeydi. Kâh Erenköy’de, kâh Mağusa’da, kâh Lefkoşa’da, kâh kuşatma altındaki bir köyde… Kanlı Noel sonrası, Mağusa direnişlerinde, ateş altında Mağusa’nın ilk hastanesini kurdu… Onu,  o hastanenin inşasında harç yoğururken ve sırtında inşaat malzemesi taşırken görenler var…

Toplumsal siyasetimiz kurumsallaşmaya başladığında, UBP’nin kurucuları arasında ve Rauf Denktaş’ın yanı başındaydı…  Gazimağusa milletvekili, sağlık bakanı, muhalefet örgütleyicisi ve bir aydın olarak her zaman gündemdeydi.

Bugün adını taşıyan hastane, bakanlık döneminin en önemli eseridir. O hastaneyi inşa ederken başına gelmeyen engelleme, çekmediği acı kalmadı. Ankara Hacettepe Üniversitesi Hastanesinin küçük bir benzerini kendi ülkesinde yaratmak adına yola çıkmıştı. Ankara’dan, oradaki dostlarından uğraşlarında büyük destek görüyordu.

Gelgelelim, hem inşaatın halkımızın kapasitesini aştığı gerekçesi ve hem de çekememezlik halleri onu sarstı… Yetmedi, hastane inşaatındaki işçileri uyduruk gerekçelerle süresiz greve de soktular… Onu sendikal silahla da vurmaya çalıştılar… Ama kimi geceler hastanenin şantiyesinde yatmakta olan, tüm enerjisini bu projeye yönlendiren Nalbantoğlu yılmadı ve sonuca gidebilmek adına eldeki tüm olanakları denedi…
                                                               *             *             *
6 Şubat 1980’de, komitelerden birindeki çetin meclis toplantısından çıktıktan sonra geçirdiği beyin kanaması sonucu yaşama veda eden TKP Mağusa Milletvekili Dr. Burhan Nalbantoğlu’nun ilk cenaze töreninin de yarattığı hastanenin önünde, sevenleri tarafından düzenlendiğini anımsıyorum. Ben de oradaydım… Muhalefet ettiği hükümetten hiç kimse yoktu o törende… Cenazesi, hastanenin ana kapısı önündeki katafalka konulmuştu…

Yıllardır toplumun sağlık sorunlarının çözümünü üstlenen o hastanenin önüne Nalbantoğlu’nun büstünün dikilmesi gerekir… Mezarlıktaki kemiklerinin de, şimdi bulunduğu yerden alınarak, oluşturulmaya başlanan Devlet Büyükleri Mezarlığı’na defnedilmesi sorumluluğu bugünün yöneticilerini beklemektedir…
Mücadeleden mücadeleye koştuğu günlerde herkes ona “Koca Reis” derdi.
Nasıl denmesin ki? Lider yaratılışlı, adam gibi adamdı o… Arkasında derin izler, kalıcı hizmetler ve eserler bırakan yurtsever bir adam… Bu gibi değerlerin unutulması, “toplumun kendini unutması” anlamını taşır.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BİNATLI YSK 9 5 3 1 9 18
2 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 9 6 0 3 6 18
3 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 9 6 0 3 5 18
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 9 5 2 2 4 17
5 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 9 4 4 1 5 16
6 YENİCAMİ AK 9 4 2 3 5 14
7 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 9 3 5 1 4 14
8 BAF ÜLKÜ YURDU 9 4 1 4 11 13
9 LEFKE TSK 9 3 2 4 -6 11
10 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 9 2 4 3 -2 10
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 9 3 1 5 -3 10
12 OZANKÖY SK 9 2 3 4 -8 9
13 YALOVA SK 9 2 2 5 -2 8
14 GENÇLİK GÜCÜ TSK 9 2 2 5 -9 8
15 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 9 1 4 4 -8 7
16 CİHANGİR GSK 9 2 1 6 -11 7

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup