Akacan Holding
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

23.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Nokta atışları…

HALİMİZ DUMAN: Bolca üniversitemiz, gazetemiz, TV kanalımız, gazinomuz, gece kulübümüz, yıldızlı otelimiz, restoranımız, barımız, havuzlu villamız, Mecedes'imiz, BMW'miz, harika ve pahalı akıllı telefonlarımız, dumanı hep üstünde mangalımız, en lüks emtiayla donanmış market raflarımız  var... Var oğlu var... Say sayabildiğin kadar... Yine de toplumsal mutluluktan uzağız. Bu uzaklığımızın acı yansımaları her gün çeşitli şekillerde su yüzüne çıkmakta…

Demek ki mutluluğun henüz ulaşamadığımız daha başka kaynakları var... O kaynaklara erişip o kaynakları içselleştiremediğimiz sürece halimiz duman... Toplumsal mutluluk nanay!..

                                                               *             *             *

BERBAT ORGANİZASYON: Birleşmiş Milletler'in Mülteciler Yüksek Komiserliği iyi niyet elçisi Angelina Jolie gözlemlerini dünyaya "BM kusurlu bir organizasyon" şeklinde açıkladı.

Biz Kıbrıslı Türkler bu acı gerçeği 1964'ten bu yana hep söyleriz de, dinleyen kim!.. Sakalı yok, ama belki Angelina'yı dinlerler...

Adına “Birleşmiş Milletler” denilen bu ucube, sorunları sektör haline getirip beslemelerini bu sektörden nemalandırmaktan başka bir şeyi beceremiyor kurulduğu günden bu yana…

ÖRTÜŞEN VİZYON: Angelina Jolie’nin bu saptamasını deneyimli ve donanımlı, ama “müşavir” diplomatımız Dilek Yavuz Yanık çok önceden yapmış ve paylaşmış bir arkadaşımız... BM’nin aynen Angelina’nın söylediği türden bir organizasyon olduğunu onun kaç kez seslendirdiğine ve sosyal medyada yazdığına tanıklık ettim...

Yoksa bu konudaki tiyoyu Angelina'ya veren Dilek Hanım mı?!..

Donanımlı diplomat arkadaşımız Dilek Yavuz Yanık’ın bu konuda bana son dedikleridir:

“BM'nin dünyadaki herhangi bir siyasi sorunu çözmüşlüğü var mı? Açlığın, salgınların, ilaçsızlığın ve benzeri sorunların önüne geçebildi mi? Bu tür problemlerle mücadele eder görünüp aslında misyonunun hiçbir gereğini yerine getiremeyen, tamamen siyasileşmiş bir organizasyon durumundadır. Angelina Jolie’nin demek istedikleri aynen bunlardır...”

Jolie ile Yanık’ın vizyonu aynen örtüşüyor…

                                                               *             *             *

PULYA KATLİAMI: Rum komşularımızın çevre barbarlığını ne üyesi oldukları AB, ne de İngiliz'in militarist gücü durdurabiliyor. Geçen Sonbahar'da sadece İngiliz Egemen Üsleri'nde öldürülerek restoranlara ve içki sofralarına gönderilen pulya kuşlarının sayısı 800,000...

Pulya kuşları, Güney Kıbrıs gastronomisinin geleneksel tatları arasında… Yasa dışı bir tat!.. O minik yağlı kuşçukları yerel sofralarda tüketmekle kalmıyorlar, kavanozlar içinde ihraç da ediyorlar.

Bu çevre ve doğa karşıtı katliam konusunda Güney Kıbrıs AB’den muhtelif zamanlarda uyarılar da aldı. Uyarılar karşısında Rumlar kim kime, dum duma modunda!.. Görelim bakalım bu konuda duyarlı olduğunu iddia eden AB şimdi nasıl bir yaptırım uygulayacak!..

Lütfen anımsayınız: İngiliz üs makamlarının ekipleri, kendi egemen bölgelerinde üzerlerinde ökse kurulan çalılıkları ortadan kaldırmaya kalkıştığında öfkeli Rumlar tarafından kuşatma altına alınarak linç tehlikesi yaşamışlardı yakın geçmişte... Besbelli Güney Kıbrıs'ta pulya avcılığı için amansız bir sektör oluşturuldu…

                                                               *             *             *

GÜNEŞ SANTRALI: Elektrik mühendisi okurum Murat Cebeci’nin ODTÜ’nün projeleriyle ülkemize damgasını vurmaya hazırlandığına ilişkin haber ve yorumlar üzerine gönderdiği görüştür:

"Yaklaşık 250 milyon dolara yapılacak güneş enerjisi santralleriyle tüm KKTC'nin elektrik ihtiyacı karşılanabilirdi. Yapılmadı, yapılmıyor. Dilerim artık bu proje gündeme gelir. Türkiye'den bu konuda uzman büyük firmalar ve KKTC 'deki üniversiteler bu projeyi gerçekleştirebilir. Acilen bir master plan ve fizibilite çalışması gerekir. Fazlara bölünecek bu projeyle Türkiye’den hibe alınabilinir. Ve KKTC enerji sorununu yüzde 100 güneş enerjisiyle çözüp, Texas gibi tüm dünyada marka olur. 6 yıllık inşaat projesinde yaklaşık 4000 Kıbrıslı, ekmek yer. Ardından santralleri işletmek için 400 kişilik bir istihdam açılır.

Oysa bakıyoruz da KKTC üniversiteleri araba üretmek peşinde. Araba üretmek kolay fakat satmak zordur, koca Toyota firması Avrupa’ya araba satamıyor. Ancak yüzde 4 pazar payına sahip. Boş işlerle uğraşmasın KKTC üniversiteleri. Adada nerdeyse gençlerin yarısı mühendis fakat uzmanlaşmadan mesleklerinden soğutulup, emlak ve turizm gibi işlere zoraki sokuluyorlar. Ya da göçe zorlanıyorlar. Sonra da bir AB sevdası!.. Sanki AB’ye girildiğinde bizim ağustos böcekleri bir günde karıncaya dönüşeceklermiş gibi!..” 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.