HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

03.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Nokta atışlarımız teröre dair…

CEHALETLE MÜCADELE: Terörün 2016'nın 2017'ye bıraktığı dehşet mirası olduğunu yılın daha ilk saatlerinde İstanbul'daki haince saldırıyla duyumsamış olduk. Teröre karşı başlatılan mücadelenin daha etkin, daha radikal ve daha bilinçli önlemleri gerektirdiği ortadadır. 2017'nin bu önlemlerin hiç eksiksiz alınacağı yıl olmasını dilemekle birlikte, acı gerçekler de görmezlikten gelinemez. Terörü besleyenler, koruyanlar ve yönlendirenler teröre karşı en edebi kınamaları ve protestoları insanlığın gözleri içine bakarak tekrarlayan emperyal güçlerdir.
Bir üçüncü dünya savaşını çıkarları uğruna terör yöntemleriyle yaygınlaştırmakta olan bu güçler, karşıt inançları birbirine kırdırma uzmanlığını şeytani bir başarıyla uygulamakta ve bilhassa bizim de içinde bulunduğumuz az gelişmiş coğrafi bölgede mezhep çatışmalarını körüklemektedirler.
O nedenle terörle mücadelede kültür ve eğitim devrimlerinin kaçınılmaz olduğunun altı çizilmektedir. Bölgemizde eğer o devrimler başarılabilirse terörle başa çıkılabilecektir. Bu devrimlerin adına "cehaletle mücadele" denir… Bağnazlık da cehaletten kaynaklanır.
                                                                              *             *             *
TÜYLERİMİZ DİKEN DİKEN: “Cehaletle mücadele” derken neyi anlatmak istediğimi özellikle sosyal medya izleyicilerinin çok iyi anladığından eminim. Çünkü “Reina” terör faciasından sonra sosyal medyada yapılan yığınla paylaşım vardı ki, onları gördüğümüzde tüylerimiz diken diken oldu. Terördeki dinci motivasyonun ürperten yüzü sırıtıyor bu mesajlarda… Bakın onlardan bir örnek vereyim paylaşımcısının adını saklı tutarak:
“O kadar içip eğlenirlerse olacağı buydu. İyi olmuş, gebersinler. ‘Noel’, ‘yılbaşı’ da ne yahu? Oturunuz evinizde edebinizle. Zulmet yağdırdınız başımıza… Hadis-i şerif: ‘Kâfire benzemeye çalışan, onu seven de kâfirdir. Kim bir kavme benzerse, o da ondandır.”
                                                                              *             *             *

GÜNCEL ÖRNEK: Ve tam bunları yazarken Ankara’daki Rus Büyükelçisi’ni o sergi salonunda arkasına sızarak sırtından vuran teröristle ilgili önemli bir anekdotu paylaşmak ihtiyacındayım. Terör karşıtlarının haklı olarak lânetlediği o suikastçı, bazı şeriatçı Arap ülkelerinde ve toplumlarında bir “dinsel kahraman” gibi, kutsanması gereken fedai bir cihatçı gibi algılandı. Övücü ifadelerle gazete manşetlerinin öznesi oldu. Suikast anının fotoğrafları övgülü sloganlarla posterlere işlendi… O posterler sokaklara, caddelere ve meydanlara asıldı.
İnanç savaşlarının dinci motivasyonla terör platformunda nasıl sürdürüldüğünün çok güncel bir örneği… İşte tüylerimiz bunun için diken diken… Bu tür savaşlar, cehaletin egemen olduğu coğrafyalarda başa çıkılabilmesi en zor fırtınalardır.
                                                                              *             *             *
TERÖR BESLEMELERİ: Dünya global olarak terörle mücadele etmeli.. “Reina” benzeri terör saldırıları Avrupa’da ve Amerika’da da gerçekleştirildi.  Tüm dünyada demokrasi, insan hak ve özgürlükleri sistemli biçimde erozyona uğratılıyor... Bu gidişle dünya hızla katı ve kısıtlayıcı yönetimleri tercih edecek… İnsanlar korkunun kanatları altında içlerine kapanacaklar… Ekonominin çarkları duracak… Turizm gerileyecek… Ve hiç kuşku yoktur ki, bu terör hainlerini besleyenler, o beslemelerinden kendileri de nasiplerini alacaklardır. Nitekim bu gerçeğin de örnekleri vardır.
                                                                              *             *             *
REİNA'NIN KORUMALARI: Tek bir teröristin elinde uzun namlulu silahla içerisine dalıp 39 masumu öldürdüğü, 69'unu da yaraladığı yer Ortaköy'deki “Reina”… Sadece İstanbul'un değil, tüm dünyanın en gözde ve pahalı eğlence mekânlarından biri... Boğaz’ın eşsiz manzarasına hâkim… Ve bizzat gözlemlemişimdir ki orası fiyakalı, 2 metre boyundaki “goriller” diye tanımlanan eğitimli sivil timler tarafından çok iyi korunan bir yer...
Merak bu ya… Birkaç yıl önce aramızda biri kadın, dört Kıbrıslı gazeteci oraya girmek için gittiğimizde o iri kıyım, siyah takım elbiseli korumalar bizi göğüsleyip içeriye girmemizde zorluk çıkarmışlardı. Gerekçeleri de neymiş? Her erkeğin yanında bir dam olmalıymış!.. Terörün kol gezdiği bir İstanbul’da, tek bir terörist ve tabii ki damsız, elinde silahla içeriye dalıp “Reina” efsanesini yerle bir ederken neredeydi o fiyakalı korumalar? Mekânın güvenliği, kapıda şehit edilen bir tek gencecik polise mi emanet edilmişti o gece?...
Olayı duyduğumda aklıma ilk gelen kuşkulu kuş uçurtmayan o korumalar ve onlara ilişkin bu sorular oldu?
 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.