Cyprus Today sol
  • 01 Haziran 2018, Cuma 9:20
AhmetTOLGAY

Ahmet TOLGAY

O Kadın… Bu toplum… Şu devlet…

Suçun toplumla ve toplumun bozduğu, hasta ettiği insan karakterleriyle ciddi ilişkisi olmasa Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza” romanı 142 yıldan bu yana insanlığı ve hukuku bu denli derinden etkiler miydi?..

Başarılı olmasına rağmen yoksulluğundan ve oradaki olumsuz çevreden dolayı hukuk fakültesini bitiremeyen genç Raskolinkov, paranın erdemli amaçlar adına kullanılmadığı, yanlış kullanılan o paranın da toplumu gittikçe bozduğu düşüncesindedir. Yanlış yönde seyretmekte olan toplumu düzeltebilme adına bireysel kararını bir tefeciyi hiç iz bırakmadan öldürerek uygulamaya koyar.

Suç işlenmiştir… Güya toplum adına… Ama psikolojik devinimler içindeki Raskolinkov hiçbir iz bırakmadan işlediği bu ağır suçun toplumu yine de düzeltmediğini, hatta önce büyük yankı yaratan cinayetin giderek gündemden düştüğünü görür. “Demek ki tek suçlu benim” der kendi kendine Raskolinkov… Suçunu polise bizzat ihbar eder. Yargılanma sonucunda, hastalıklı toplumu arkasında bırakarak, Sibirya’ya cezasını çekmeye gider.

Gönyeli’deki aile faciasının baş öznesi olan o kadının cezasını, uzmanlardan alınan psikolojik analize de vurgu yaparak, elbette ki bağımsız yargı organımız verecektir. Toplum bu konuda ne derse desin…

Ama bu türden dehşetengiz olaylar da, bir topluma kendi kendini tepeden tırnağa süzüp, kendi kedisiyle yüzleşme dersini verme bağlamında bir ayna olamazsa, vay haline o toplumun…

Olayın tüm acılığına ve dehşetine karşın ne kadar güzel bir durumdur ki, kaç gündür toplumumuz kendi kendisiyle bir yüzleşme durumundadır… Dilerim bu yüzleşmeden toplumu düzeltme adına bazı sonuçlar çıkar…

Bakınız sosyal devletin nerede ve hangi noktalarda bulunduğu sorgulanıyor… O kadının psikolojisini bu denli dehşet verici şekilde bozan etkenler tartışılıyor… İnsanlarımızın kendi yakın çevresi, hatta ailesi içinde alabildiğine yalnızlaşabildiği, insanlarımızın birbirlerinden gittikçe ayrıştıkları konuşuluyor… Rekor boşanmalarla sonuçlanan evlilik kurumunun temellerinin neden çürüyüp çatırdadığı, 10 bine yakın çocuğumuzun neden annesinden ve babasından uzak yaşadığı üzerinde düşünceler üretiliyor… Sosyal hizmetler sunmakla yükümlü devlet ve STÖ kurumlaşmalarımızın hizmetlerinde neden bu kadar zayıf ve yetersiz kaldığının hesabı soruluyor… Sayıları gittikçe artmakta olduğu sağlıktan sorumlu devlet yetkililerimiz tarafından da itiraf edilen bunalımlı, hasta insanlarımızın psikolojik destekten uzak olmalarının nedenleri araştırılıyor… Psikopatların aramızda dolaştıkları seslendiriliyor… Dayanışmanın kaynağı olan dostluk ve arkadaşlık ilişkilerinin neden yerlerde süründüğü düşünce konumuz olabiliyor… Yalnızlık psikolojisinin tüm diğer psikolojik hastalıkların tetikleyicisi olduğunun altı çiziliyor...

Umarım bu toplumsal tartışma ve düşünme ortamının kalıcı olumlu sonuçları bundan sonraki yaşamımıza yansır… Ama ummakla olmuyor yine de… Bu bağlamda çok ciddi örgütlenmeler içine girmemiz gerekir, toplumdaki bu kötü gidişatı durdurabilme adına…

Gönyeli faciası şiddetin sarmalında çocuklarımızın da olduğunun ciddi ve yeni göstergesidir. Zavallı Ercan’cık böylesine ürpertici bir olayın ilk masum kurbanı değil ki… Öz babası tarafından defalarca ırzına geçildikten sonra öldürülerek Haspolat çöplüğüne atılan Mustafacığın dramını ne çabuk unuttuk?!..

Çocuk haklarına ilişkin evrensel sözleşmeyi ta 1996 yılında meclisinde kabul etmiş olan şu devletimiz o iki maddelik yasanın gereklerini yerine getirmekte acaba ne kadar başarılı? İşte toplumsal yaşamımıza yeterince yansıyamayan o 2 maddelik minik yasa: “1. Bu sözleşmeye Taraf Devletler çocuğun ana babasının ya da onlardan yalnızca birinin yasal vasi veya vasilerinin ya da bakımını üstlenen herhangi bir kişinin yanında iken bedensel veya zihinsel saldırı, şiddet veya suistimale, ihmal ya da ihmalkâr muameleye, ırza geçme dahil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri alırlar.

2. Bu tür koruyucu önlemler burada tanımlanmış olan çocuklara kötü muamele olaylarının önlenmesi, belirlenmesi, bildirilmesi, yetkili makama havale edilmesi, soruşturulması, tedavisi ve izlenmesi için gerekli başkaca yöntemleri ve uygun olduğu takdirde adliyenin işe el koyması olduğu kadar durumun gereklerine göre çocuğa ve onun bakımını üstlenen kişilere gereken desteği sağlamak amacı ile sosyal programların düzenlenmesi için etkin usulleri de içermelidir.”
 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık