Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ahmet TOLGAY

Ahmet TOLGAY

17.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Ödünç verilenler…

Rum Lider Nikos Anastasiadis cumhurbaşkanımızın yüzüne kapıyı vurup giderken hâlâ “Rum tarafı görüşmelerde o kadar şeyi kabul etti, ama görmezlikten geliniyor” diyenler de var…
Bakın siz, ne kadar dar görüşlüymüşüz!..
Asıl görmezlikten gelinen nedir biliyor musunuz? O bir matah sanılan ve aslında “ödünç” verilen şeylerin de gün gele elimizden alınmasını sağlayacak kurnazca bir kurgulamaya bağlandığıdır.
O kurnazca kurgulamalar nedir? Yasama ve yürütme organı gibi karar mekanizmalarının “federal devlet” dalgasıyla Rum çıkarlarına göre oluşturulmasıdır… Garantiler konusunda katı bir direnç gösterilmesidir…  Dört özgürlüktür… Kuzeyde oluşturulacak Rum kantonlarıdır… Bu kantonlara yerleştirilecek on binlerce örgütlü Rum’dur…
Görüşmelerin çöktüğünü şimdi kabul etmeyen kalmadı. Görüşmelerin neden çökmeye mahkûm olduğunu biz işte tüm bu ayrıntıları tane tane yorumlayarak yazarken kimileri tarafından “çözüm karşıtı” olarak suçlandık... Başından beri akıntıya kürek çekildiğini ve Türk tarafına masada boş yere zaman kaybettirildiğini, Rum'un ise kendi çıkarları için zamana oynadığını savunduk hep.
Gidişata Cumhurbaşkanımız Mustafa Akıncı da teşhisini koyarak Rum tarafının “maksimalist”, yani doyumsuz olduğunu, hep almak ama karşılığında bir şey vermek istemediğini söylemişti.
Görüşme tutanaklarını satır satır okuyan Cumhuriyet Meclisi Başkanımız Sibel Siber ise okuduklarından hiç de tatmin olmadığını halkına açıklamakla kalmadı, Cumhurbaşkanına kaygılarını seslendiren ayrıntılı mektup da yazdı.                                                      *                *             *
Olası çözümde bize bazı şeylerin neden ödünç verileceğini ve olası çözümün neden sürdürülebilir olmadığını şu gerçekler ışığında bir kez daha anımsayalım şimdi:
Dört özgürlüğün ve mülkiyette ilk söz hakkının elde edilmiş olması Rum Lider Nikos Anastadiadis'in yeni yıl mesajında Rum halkına verdiği müjdeydi.
Dört özgürlük; iki bölgeliliği ve iki toplumluluğu düşleyen halkımızın dört kez öldüresiye dövülmesi anlamına gelir…
Mülkiyette ilk söz hakkının Rum koçan sahibine verilmesi ise kendine tahsis edilen taşınmazlarda 43 yıldır oturan ve orada ekmeğini kazanan Türk’ün başına tas - tarak araması demektir...
Türklerin, mülkiyette ve diğer duyarlı konularda “derogasyonlar” diye bir umudu vardı. O umut da yok edildi.
Derogasyon hayallerini özellikle o dört özgürlük konusunda kurmaktaydık…
Türkçemizde adına “birincil hukuk” da denilen derogasyonlardan beklentimiz, kurulacak düzenin ileride asla değiştirilmemesini sağlamaktı.
Ne var ki, Rum ihtirasları o beklentiyi sıfırladı... Deregasyonlar bertaraf edilirken AB’nın, kendi temel ilkelerini çiğnemesinin söz konusu olamayacağı ileri sürüldü.
Bu yapılırken, bir de güncel örnek atıldı önümüze… Neymiş o örnek? AB, istediği deregasyonları alamayan koskoca İngiltere’nin bile birlikten kopup gitmesini ilkeleri uğruna göze almış!..
                                                               *             *             *
Dört özgürlük geçerli olduğunda Türklerin kuzeyde sarih nüfus ve mülk çoğunluğu ortadan kalkar.
Kiliseye ait tüm mülkler ve kutsal yerler kilise yönetiminde özerk bölgelere dönüştürülünce oralarda Türk yönetiminin sözü geçmez. O özerk bölgeler birer Bizans tekfurluğuna dönüşür…
Sızdırılan bilgilerde 52 köyün Rum yönetimine geçeceği var…
Tüm sahillerde, limanlarda, örenlerde, doğal kaynaklarda, hava sahasında, deniz kara sularında ve kıta sahanlığında Rum egemenliğindeki merkezi federal yönetimin kontrolü söz konusu…
Türkiye’nin garantörlüğünün kaldırılması ve Türklere dönüşümlü cumhurbaşkanlığı verilmemesi konusundaki katı ısrarcılık aşılamadı…
Rum tarafının görüşmelerde bize o kadar şey verdiğine dair iddianın gerçek yüzü işte budur. Sürdürülemeyecek bir çözüme kendimizi mahkûm etmek, zaman içinde tümden yok olmayı göze almakla eş anlamlıdır. 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.